Hılfül Füdul

Bismillahirrahmanirrahim

Hz. Muhammed’in Maharetli Olduğu Savaş Aleti:

Ebu Talib, ve amcaları, Abbas ve Hamza gibi Hz. Muhammed’in de savaş araçlarını kullanmak için eğitim alıp talim yapması gerektiğine karar verdiler. Hamza büyük fiziksel güce sahipti, güçlü bir adam olacağı önceden belliydi, iyi bir güreşçiydi ve iyi kılıç kullanırdı.

Muhammed ise ortalama uzunluk ve güçte bir gençti. Okçuluğa özel bir yeteneği vardı ve büyük ataları İsmail ve İbrahim gibi iyi okçu olma yolundaydı. Bu başarıdaki en büyük rol ise gözlerinin keskin oluşuydu: onun Süreyya burcunun on iki yıldızını sayabildiği söylenirdi.

Ficar Savaşı Ve Hz. Muhammed’in Savaşa Katılması:

Haram aylardan birinde başladığı için Ficar Savaşı, Kinane kabilesinden bir adam, Necd’deki Havazin kabilelerinden Amir’in bir adamını öldürmüş ve Hayber kalesine sığınmıştı. Öldürülen adamın kabilesi, Kinane kabilesine saldırdı. Kureyş o sıralarda Kinane ile müttefik durumdaydı. Savaş üç dört yıl sürdü, fakat gerçekte beş günden fazla çatışma meydana gelmedi.

Zübeyr ve Ebu Talib yeğenleri Muhammed’i ilk çatışmalardan birine götürdüler. Onun sadece hedefine ulaşmayan düşman oklarını toplayıp, amcalarına iletmesine izin verdiler. Fakat bunu takip eden çatışmalarda, Kureyş ve taraftarlarının kötü bir durumda olduğu sırada, onun da bir okçu olarak marifetini göstermesine izin verildi.

Arabistan’da Adalet Arayışları:

Kureyş’in ileri gelenlerinin çoğu Suriye’ye gitmiş ve orada Roma imparatorluğunun uyguladığı göreli adaleti görmüşlerdi. Habeşistan’da da savaş etmeden adaleti sağlamak mümkündü. Fakat Arabistan’da suç kurbanı kişinin veya ailesinin hakkını alabileceği, bunlarla karşılaştırabilecek bir kanun sistemi yoktu; ve Ficar savaşının da, kendinden önceki diğer karışıklıklar gibi, birçok zihni bu tür olaylar önleme yolları ve araçlarıyla ilgili düşünceye sevk etmiş olması doğaldı. Fakat bu kez sonuç sadece düşüncelerden ve kelimelerden ibaret kalmamıştı: Kureyş* bu tür olayları önlemek için hemen harekete geçmeye hazırdı. Onların bu adalet anlayışları, savaşın bitiminden birkaç hafta sonra Mekke’de meydana gelen bir olayla sınandı.

Yemenli Tüccarın Alacağı Ve Hılfül Füdul’ün Oluşması:

Zabid kabilesinin Yemen’deki bölgesinden bir tüccar, Sehm kabilesinin ileri gelenlerinden birine değerli mallar satmıştı. Sehm’li adam malları teslim almıştı, fakat kararlaştırılan fiyatı ödememekte ısrar ediyordu. Dolandırılan tüccar, onu dolandıranın da bildiği gibi Mekke’li değildi ve tüm şehirde ona yardım edebilecek bir velisi veya müttefiki yoktu. Fakat karşısındakinin küstahça kendine güvenişinden de ürkmüyordu. Bu nedenle Ebu Kubays tepesine çıkıp, yüksek sesle ve beliğ bir şekilde tüm Kureyş’i adaleti yerine getirmeye davet etti.

İlk tepki Sehm kabilesiyle geleneksel bağları olmayan kabilelerden geldi. Kureyş ise, her şeyin ötesinde kabile ayrımı gözetmeden birleşme taraftarıydı. Fakat yine de kendi birlikleri içindeki kesin ayrımın, Kusay’ın mirası nedeniyle meydana gelen Müttefikler ve Güzel Kokanlar ayrımının farkındaydılar ve Sehm de Müttefiklerdendi.

Diğer grubun liderlerinden biri, Mekke’nin en zenginlerinden biri olan Teym kabilesinin şefi Abdulah İbn Cud’an İdi; ve şimdi büyük evini, tüm adaleti sevenlerin toplanma yeri olarak açıyordu. Güzel kokanlar grubundan sadece Abdu’ş-Şems ve Nevfel kabileleri orada değildi. Haşim, Muttalib, Zûhre Esed ve Teym kabileleri toplulukta temsil ediliyordu. Bunlara bir de Müt­tefiklerden Adiy katılmıştı. Birlikte yaptıkları tartışmalar sonucu zayıfları kollamak ve adaleti korumak İçin bir ör­güt kurmaya karar verdiler.

Hep birlikte Kabe’ye gidip Hacer’ül-Esved’in üzerine su döküp, bu suyu bir kaba akıttılar. Bu şekilde kutsanmış olan sudan teker teker içtiler ve sağ ellerini yukarı kaldırarak Mekke’de ne zaman bir zulüm meydana gelirse, zulmedilen Mekke’li olsun, yabancı olsun onun hakkını alıp, adaleti korumak için tek bir vücut gibi birleşeceklerine and içtiler.Bundan sonra Sehm’li adama borcunu ödettiler; bu anlaşmaya katılmayan kabilelerin de hiç birinden karşı çıkıp Sehmli koruyan olmadı.

Teym’İn şefi İle birlikte bu düzeni kuranlardan biri de Haşimilerden Zübeyr idi: Beraberinde aynı andı içen yeğenini de bu toplantıya getirmişti. Muhammed (s.a.v.) daha sonraki yıllarda şöyle diyecektir: «Abdullah İbn Cud’an’ın evinde ben de vardım-, orada bulunuşumun ve o anlaşmaya katılışımı bir sürü kızıl deveye değişmem ve şimdi, İslam’da, o örgüte çağrılsam memnuniyetle katılırım.Orada bulunanlardan biri de, oğlu Ebu Bekir ile birlikte gelen ev sahibinin kuzeni Teymli Ebu Kuhafe İdi. Ebu Bekir, Muhammed’den bir veya iki yaş küçüktü ve onun en samimi arkadaşı olacaktı.    

Kaynak: Hz.Muhammed’in Hayatı, Martin Lings

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir