Hintlilerin Dini Kitapları

“Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve nizamı indirdik…”.(Hadid:23)

Biz bu ayetin zahirinden kendilerine bir veya daha fazla peygamber gönderilmemiş hiçbir ümmet olmadığını anlıyoruz. Aslı semavi olan bir çok kitabın bulunduğu hemen akla gelir. Halbuki Kur’an-ı Kerim, Tevrat’ı, İncil’i, Zebur’u, Kur’an’ı ve Hz. Musa (a.s) ile Hz. İbrahim (as)’in sahifelerini zikretmeyi tercih etmiştir.

Fahri Razi’nin belirttiği görüşe göre, yalnızca onların adlarının başka kitapların da var olmasına aykırı değildir.

Yeryüzünde Kuran-1 Kerim hariç, hiç bir dini topluluğun, ellerinde bulunan dini kitabın, kendi peygamberleri döneminden günümüze kadar tevatür yoluyla naklen gelmiş olduğunu iddia etmeleri mümkün değildir. Bundan dolayı Kur’an-1 Kerim. Allah’a ve O’nun resullerine nisbet edilen mirasın tümüne delildir.

Kur’an-1 Kerim’den sonra her dinin dayandığı kitapların tümünün Aziz ve Celil olan Allah’a nispet edilmiş iftira olduğunda şüphe yoktur. Çünkü Hz. Muhammed (a.s) Kur’an’ın nassıyla peygamberlerin sonuncusudur.Fakat O, Allah’ın Resulu ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilir.”(Ahzab:40)

Zira Allah Azze ve Celle Kur’an-1 Kerimi, her şeyi açıklayıcı, kendinden önceki hak vahyi tasdik edici ve koruyucu olarak göndermiştir. Çünkü Kuran’ın kendinden önceki hiçbir kitaba ihtiyacı yoktur. Kendisine aykırı olan her haberin batıl olduğuna tanıklık eder ve kendisinin kabul etmediği her şeriatı yürürlükten kaldırır.

Kuran’a aykırı olmayan haberlere gelince, kabul edilebilir yanı var ise müslümanın onları kabul veya reddetmesi gerekmez. Ama şeriatımızdan önceki şeriatlara gelince; hatta onlar bir peygambere nispet edilmiş olsa da -ki bu nereden olacak- onlar hakkında bir nas bulunmadığı sürece ve şeriatımız o konuda sükut etse de, sorumluluk dairesi kapsamına girmez. Ve hatta bu konuda usulcüler, bizim şeriatımız dışındaki her şerri hükmü, Cenab-1 Hak neshetmeden bize hikaye olarak anlatsa da, ihtilafa düşmüşlerdir. Onların ihtilafı, o hükmün bizim için geçerli olup olmaması konusundadır. Bu konudaki meşhur olan görüş şudur:
Bizden öncekilerin şeriati, bizim şeriatımız neshetmedikçe, bizim için de şeriattır (uyulması gereken yoldur). Fakat onun, bizim Peygamberimiz’e indirilmiş ve vahiy yoluyla bize gelmiş olma şartı vardır.

HÄ°NTLÄ°LERÄ°N DÄ°NÄ° KÄ°TAPLARI ile ilgili görsel sonucu HİNTLİLERİN DİNİ KİTAPLARI
1- Vedalar: Yahudiler nezdinde dini kitapların en eski olanıdır. Vedalar dört kitaptan oluşan bir koleksiyondur:
a- Rigveda,
b- Yacurveda,
c- Samaveda,
d- Atharvaveda.
HÄ°NTLÄ°LERÄ°N DÄ°NÄ° KÄ°TAPLARI ile ilgili görsel sonucuBu kitaplar Hinduizm’in temelleridir. Onları kimin yazdığı belli değildir. Yüce Tanrı’dan bahseden ilk kitabın Sanskritçe tercümesinden şu örnek vermek istiyoruz:
“O, her şeyden yüksektir, yücedir. O üstün güce sahip ilahların ilahıdır. Onun yenilmez gücü karşısında yerler ve yüksek gökler titrer. Ey insanlar! Benim şiirimi iyi dinleyin!. Ancak o indra, evrenin tanrısıdır. Bulutlardaki şeytanlara galip gelen, büyük ve saf yedi ay’ı akıtan, keder ve tasa mağaralarına saldıran, rahimlerden sığırları çıkaran ve buluttaki şimşekten kadim ateşe ışık veren odur. Bu o. kahraman, cesur, iyi asker, savaş için öne atılan İndra’dır. Şerefli kişiler savaş günü zafer için yüksek sesle ona nida ederler. Zelil kişiler de onun ismini dudak uçlarıyla fısıltı halinde anarlar. Savaş arabasının üzerindeki ordu komutanı savaş ilahi İndra’ya dua eder ve onun yardımını ister.

Yer ve gök onun hükümranlığını ve kemalini kabul eder. Titreyen dağlar, onun için yere kapanır ve onun ululuğu için secde ederler.

Yıldırımları düşmanlarının üzerine salan odur, Kutsal su ona hediye edilir; çünkü o, bu şarabı: Soma şarabını (kurban kasdediliyor) kabul eder, dostluk şarkılarını ve şiiri dinler.

Sığırlar ve savaş atları onundur. Köyler, evler ve savaş arabaları da onundur. O sağ eliyle güneşi yükseltir ve fecir şafağından kızıl kapıları açar. Kırmızı bulutları o parçalar ve kendisini onaylamamız için sağanak yağmurları gönderir.

Araştırmacılar, Vedalar’ın Hindistan’i işgal eden Ari milletlerle birlikte geldiğini kabul ederler. Araştırmacılar arasında. Hindistan’ı istila eden Ariler’in menşei hakkında, yani onların Türkistan’dan mı. yoksa Avrupa’dan mı geldikleri hakkında anlaşmazlık vardır. Her iki durumda da. Vedaların gerçek asıllarının, bu milletlere gökten indirilmiş olduğu. sonra da onların Hindistana taşınmış olmaları ve Hindistan’a birbiri ardınca elçiler gönderilmesi en büyük ihtimaldir.

HÄ°NTLÄ°LERÄ°N DÄ°NÄ° KÄ°TAPLARI ile ilgili görsel sonucuHer ne kadar biz kimin peygamber olduğunu, hangisinin semavi vahiy içerdiğini kesin olarak belirleyemezsek de, bu ihtimal geçerli bir ihtimaldir.

2. Mano Kanunları: Yeryüzünde en katı sınıf sisteminin tescil edildiği kanunlardır. Daha sonra Buda, bu kanunları kendi dini sisteminden çıkarıp atmıştır.

3. Mahabharata: O uzun bir destandır. Müellifinin adı Viyas’dir. Bu destan, Yunanlıların İlyada ve Odisa’sına benzer.

4. Gita: O da. ‘Krişna” adındaki bir adama nispet edilmiştir. Hintlilerde Krişna; dinlerini tahrif ettikten sonra hiristiyanlar’daki Mesih gibidir. Hatta Mesih (a.s)’in bir çok vasfı ile o da vasıflandırılmıştır. İki taraftan birini, diğerinden alındığı inancı vardır. Bu kitaptan Krişna’nin sözlerinden örnek olarak şunları alıntılıyoruz;
“Veda’nın kelimeleri senin aklını saptırmış. Artık sen, farzın ve ona bağlı olan ödevlerin kıymetini anlamaz oldun. Veda’nın sadece lafızlarına tutunanlar ve onları her şey görenler, aşırılığa kaçmışlardır. Çünkü onlar, kendi nefsi arzularının peşinden koşarlar, hayatın lezzetlerine karşı hırslı olduklar için cenneti de kendilerine lütfederler. Cennetin garantisi olarak gördükleri bazı ayin ve törenleri yerine getirirler. Bundan dolayı da akılları karışır, binbir yol ağzında şakın olarak kalırlar ve amelleri de boşa gider. Onlar şaşkınlık ve karışıklık içinde şehvetlerinin ardından koşarlar ve fikirlerini bir noktada toplayamazlar.

Sana gelince: Vedaların kabuğunun üzerinde ol. rahatlık veya meşakkat başarı veya başarısızlık seni üzmesin, hatta gönlün rahat ve açık olsun. Akıllı kişi hakikata ulaşan kişidir. Vedalar nehirler bulunan bir mekandaki kuyu gibidir. Sorumluluğunu yerine getirmen gerekli. Çünkü sana vacip olan odur. Aklını, yalnızca bu nokta üzerinde topla.

Bil ki: İnsanın düşmanlarının en şedit iki tanesidir: Şehvet ve gazap (öfke) Bu ikisi insanı günaha iter. Duman ateşi bürüdüğü ve toz aynanın yüzünü bulandırdığı gibi. şehvet ve gazap da insanın aklını bürür. Öyle ise insanın bu iki
düşmanı öldürmesi gerekir. Dediğim gibi görevini yapan kişinin içinde, gökte güneşin doğduğu gibi irfan nuru doğar. O sayede, kalp gözüyle Rabbini görür: günahlar gittikten ve onların yerini güzellikler aldıktan sonra kurtuluş ile mutlu olur.”

5. Bhagavadgita: Bu kitabın yazarı bilinmiyor. O. yetmiş dört bin beyti kapsayan manzum bir eserdir.

6. Ramayana: Bu kitabin müellifi de, yazılış tarihi de bilinmiyor. Hikmetler dizisine en yakın olan kitap odur. Bu bakımdan Hinduizm kitaplarının en önemlisidir.

buda ile ilgili görsel sonucuBudacılık dinine gelince, onun Budanın hayatında kayda geçmediği bilinmektedir. Budanın ölümü (M.0: 483) ‘nden sonra müridleri arasında anlaşmazlık çıktı ve büyük bir konsil topladılar. Konsil, Buda’nin üç büyük talebesinden kendilerine, Buda’nın öğretilerinden ana konudan bahsetmelerini istediler. Onlardan birincisi akideler (inançlar)’den, ikincisi şeriattan, üçünsü ise hikayelerden bahsetti. Bununla beraber bu şifai bilgiler, İmparator Aşoka (M.Ö: 243)nin dönemine kadar ağızdan ağıza nakledilmeye devam eti. Bundan dolayı biz, bu kadar uzun yıllardan sonra kaydedilenlere güvenemeyiz. Budisleri, Buda’yı başlangıçta hikmet sahibi bir kişi iken, sonunda onu tanrılaştırmaya kadar götüren amil, tahrif, tebdil ve cehalet gibi hususlar olmuştur.

Hiristiyanların başına gelenler. Budistlerin de başına gelmiştir. Müritleri şu hikaye ondan nakletmişlerdir;
Talebelerinden biri bir defasında Buda ya:
“Ey efendim! Ben bütün kalbimle inanıyorum ki, ne geçmişte ne şimdi, ne de gelecekte bizim mübarek mürşidimizden daha güçlü ve daha akıllı bir mürşid asla bulunmaz,” dedi. Bunun üzerine Buda “Sen benden önce yaşamış ariflerin tümünü tanıdın mı? Benden sonra gelecek olan ariflerin de tümünü tanıdın mı?” diye sordu. Öğrenci de;”Hayır efendim! Bu bana nasip olmadı,” diye cevap verdi. Buda da:”Peki sen beni her yönüyle tanıyormusun? Sen benim içimdekilerle meşgul oldun mu?” diye tekrar sordu. Öğrenci;”Hayır efendim! Bu benim için nasıl mümkün olur?” dedi. Bu kez Buda:”Peki öyleyse niçin sözde aşırı gittin de beni halkın en hayırlısı yaptın? Halbuki sen ne beni tanıyorsun, ne de insanları tanıyorsun.” dedi.

kaynak:EL ESAS FI’S SÜNNE

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir