Hıtbe Ve Nişan Çeşitleri

Hıtbe Ve Nişan Çeşitleri

İbni Rüşd, evlilik öncesini dört maddede özetler: 1- Evliliğin şer’i hükmü, 2- Akit hutbesi, 3- Hıtbe (nişan) üstüne hitbe, 4-Evlilikten önce nişanlıya bakma.(Bidayet al. Müctehid) 

İslam hukukunun evlilik öncesine verdiği önem, evliliğin sağlam temeller ve prensipler üzerine bina edilmesini amaçlamış olmasından kaynaklanmaktadır. Ancak böyle kurulan bir evlilikten beklenen hayırların gerçekleşmesi mümkün olacaktır. Bu hayırlar, evliliğin devamı ve kalıcılığı, ailenin mutluluğu, istikrar, ailevi çözülmeyi önleme, bu kutsal bağı kavga ve çekişmelerden koruma gibi hususlardır. Çocukların sevgi ve huzur içinde büyümeleri, eşlerin birbirlerinde sükûneti ve iç rahatlığını bulmaları ancak böyle gerçekleşebilir. Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:

“Size nefislerinizden, kendilerine ısınmanız için, eşler yaratmış olması, aranızda bir sevgi ve merhamet yapması da O’nun ayetlerindendir. Şüphe yok ki bunda, düşünen bir kavim için elbette ibretler vardır.” (Rum. 21)

Hıtbe (Nişan)nin Tanımı:

Hıtbe, belirli bir kadınla evlenme isteğini açıklayarak bunu kadına veya ailesine bildirmektir. Bu bildirme doğrudan doğruya evlenmek isteyen kişi tarafından yapılabileceği gibi bu kişinin ailesi tarafından da yapılabilir. Kızın veya ailesinin onaylaması halinde nişanlanmış olurlar. Hıtbeyle birlikte uyulması gereken bazı şer’i hükümler ortaya çıkmaktadır. Konunun devamı olan yazılarda ileride açıklanacaktır. 

Hıtbe (nişan)nın hikmeti:

Hıtbe (nişan) de evlilik öncesi yapılan diğer işler gibi evlenmeyi arzu eden kişilerin birbirlerini tanımalarına imkan sağlar. Her iki tarafa da ahlak, mizaç ve eğilimleri inceleme fırsatı verir. Elbette bu, İslami ölçüler çerçevesinde yapılır. Doğrusu bu kadarı da karşı taraf hakkında fikir sahibi olmak için yeterlidir.

Karşılıklı anlayış, uyum hissedilir ve iki tarafta da birbirleriyle güven, huzur mutluluk ve sevgi içinde yaşayabilecekleri kanaati hasıl olursa evliliğe ilk adım atılır. Bu hususlar evlenecek gençlerin ve ailelerinin üzerinde durup gerçekleşmesini arzu ettikleri şeylerdir.

Nişan çeşitleri:

Hitbe, evlenmek isteyen kimsenin, “Falanla evlenmek istiyorum” şeklinde arzusunu açıkça belirtmesi ile olabileceği gibi, evlenilmek istenen kişiyle üstü kapalı ve imâ yoluyla konuşarak da olabilir. Kıza, “Seninle evlenilir”, “Şanslı olan seninle mesut olur.”, “Senin gibi uygun bir kız arıyorum” gibi sözlerin söylenmesi bu nevidendir.

Nişan’ın getirdiği şer’i yükümlülükler:

Nişan, evlilik olmayıp yalnızca evlilik vaadidir. Evlilik, bilinen akit gerçekleşmedikçe tamamlanmaz ve nişanlılar birbirlerine haram olmakta devam eder. Erkeğin nişanlısının el ve yüzünden başka yerine bakması caiz değildir. 

Nişan Üstüne Nişan

Başkasının nişanlısı olduğu bilindiği halde bir kadına evlenme teklif etmek haramdır. Kız tarafı nişana muvafakat göstermiş ve ilk nişanlı nişanı bozmamış ise ikinci nişan haram olur. Bu hususta alimler icma etmişlerdir. İlk nişanlısı kendisini bırakmadığı halde veya ilk nişan bozulmadan ikinci kez nişanlanıp evlenen kimse âsi olmuş olur. Bu konuda âlimler müttefiktirler Hz. Peygamber (ﷺ): “Sizden biriniz (Müslüman) kardeşinin satışı üzerine satış yapmasın; (Müslüman) kardeşinin nişanı üstüne de izni olmadıkça nişan yapmasın”) buyurmaktadır. Buhari’deki rivayette ise; “Hz. Peygamber (ﷺ)bir kimsenin (Müslüman) kardeşinin satışı üzerine satış yapmasını, nişanlısı bırakmadan ya da kendisine izin vermeden (Müslüman) kardeşinin nişanlısına talip olmasını yasakladı.” denmektedir.

İlk nişandan sonra, o nişan bozulmadan bir başkasıyla nişan yapmanın haram olduğu bu hadislerde açıkça görülmektedir. Çünkü bunda ilk nişanlıya bir eziyet vardır. Olay onun düşmanlığını celbederek, kinlenmesine sebep olabilir. Şayet iki taraftan biri nişanı bozar veya bir başkasının talip olması için aradan çekilerek izin verirse ikinci nişan caiz olur.

Şayet ilk nişan tamamlanmamış, İstişareye devam ediliyor veya kararsızlık içinde bulunuluyorsa, ikinci bir kişinin talip olmasının haram oluşu, esas olan görüşe göre, ortadan kalkar. Ancak Hanefi mezhebinde mekruh sayılır. Zikredilen hadis-i şeriflerdeki bir başkasının nişanı üstün nişan, satış Üstüne satış, pazarlığı üstüne pazarlık (fiyat üzerinde anlaşma sağlanıp henüz satış olmadan) yapmanın yasak oluşuyla ilgili hükümler, Hanefilerin bu durumda bile kerahet görmelerine dayanak teşkil eder.

Cumhurun görüşü ise bu durumda ikinci nişanın mubah olacağıdır.

Zira Fatıma binti Kays’ı kocası Ebu Amr b. Hafs b. El-Muğire boşadıktan ve iddeti tamamlandıktan sonra üç kişi istemiştir. Bunlar Muâviye, Ebu Cehm b. Huzáfe ve Usame b. Zeyd idi. Fatıma, Hz. Peygamber (ﷺ)’e gidip bu durumu haber vermiştir. Efendimiz (ﷺ) ise şöyle buyurmuştur: “Ebu Cehm sopasını omuzundan indirmez. Muâviye’nin malı yoktur. Usame b. Zeyd ile evlen!” Bu hadis, kararını vermeden önce bir kadının birkaç kişi tarafından istenmesinin caiz olduğuna delalet etmektedir.

Ancak hadisten, kızı isteyen kişinin başkalarının da o kıza talip olmuş olduğunu bilmemesi durumunda istemesinin caiz olduğu sonucu çıkarılabilir. Bu da ilk görüşün daha tercihe şayan olduğunu göstermektedir. Her halükarda İslâm adabı, düşünme, görüşme ve istişare dönemi bir neticeye bağlanana kadar beklemeyi gerektirir. Bu ise insanlar arasındaki sevgi ve dostluk bağların korur, kin ve düşmanlık tohumlarının ekilmesine fırsat vermez.

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın