HÜZÜN HALİNDE OLMAK

Hüzün:

        Yolun duraklarından bir duraktır hüzün, peygamber sav efendimizin de en bariz özelliklerinden  birisi idi. Onun sürekli hüzünlü ve tefekkür halinde olduğu ifade edilir. Efendimiz hüznün hakk katındaki değeri ifade sadedinde “ Allah bütün mahzun kalpleri sever.” (Beyhaki, şuabul iman, 892, 893) buyurmuştur.

Süfyan b. Uyeyne “ Eğer bu ümmet içerisinde bir mahzun ağlasa, Allah onun hürmetine bütün ümmeti bağışlar.”

Veki ‘ Fudayl b. İyaz dünyaya gözlerini yumduğunda “ Bugün yeryüzünden hüzün gitti” diyerek fudayl’ın hüznüne dikkat çekmiştir.

Seleften bazıları da “Amel defterlerinde hasenat adına en çok bulunan şeyin Allah için çekilen tasa ve hüzün olduğunu söylemişlerdir.”

Abdülkadir Geylani ks. “Rabbinize dönün. Kalplerinizi boşaltın. Ona yönlenin onun kapısından başka kapı yok. Tenha yerlerde Onunla baş başa kalın. Onunla konuşun iman dilinizle O’na hitap ediniz ve isteyiniz.

Aile fertleri yattığında siz yüzünüzü secdeye koyun tevbe edin günahlarınızı itiraf edin. Mümin belaya uğradığında sabreder ve bunu halktan saklar, onlara şikayet etmez.

Hz. Peygamber “ Müminin sevinci yüzünde olur. Onun kalbinde ise hüzün vardır. Kalbine diğer insanlar muttali olmasın diye o, hüznü sevinçle karşılar.”(Hakim, el-Müstedrek,4/315)

Batınlarında ki hazineleri gizlerler. Peygamberimiz (sav) çok hüzün ve tefekkürü daim idi. Sanki birisi ona konuşuyor veya sesleniyor da o ona kulak veriyormuş gibi idi. Onun halifeleri, naipleri ve varisleri de çok hüzün ve tefekkürü daim sahibidirler.”(Cilaul Hatır s:194)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir