Huzurda Bulunmak

Huzurda Bulunmak

Kalbiyle hem dünyayı hem de ahireti isteyen kimse Rabbinin huzuruna çıktığında kendine gelen hatıralar ve vesveselerle boğuşur. Huzurda, huzursuzlukla meşgul olur. Bu halde bulunan kişi ne kadar samimi olabilir. 

Allah’ın huzuruna çıkıp huzur bulacak olan kişi ancak ona kul olandır. İki cihan’dan da beri olan Allah’a yönelmiş kalp huzura çıkar. Her iki cihanı arzu eden ancak Allah’ın yarattığı varlıkların huzuruna çıkar. Yemek, mal ve kelam onlar için olur. İltifatlar edilir arkasından yemek yedirilir. Kelam ederler överler nefsini kabartırlar. Uyku ağırlaşan yapıya galip gelir geceyi kaçırırlar. Mal sahibi olma derdi ve olması ise onun azmasına sebep olur.

Mal, azgınlığın artması için değil, ahireti kazanmaya vesile olması içindir. 

Mâlik bin Dinar ( radıyallahü anh ) şöyle anlattı: Bir gün Râbi’a’nın yanına gittim. Abdestini almış, kalan sudan bir kaç yudum da içmiş idi. Dikkat ettim, testinin bir tarafı kırık idi ve çok eski bir hasırda oturuyordu. Kerpiçden yapılmış bir de yastığı vardı. Bunları görünce çok üzüldüm, içim yandı ve “Ey Râbi’a! Zengin arkadaşlarım var. Kabûl edersen sana onlardan birşeyler alayım” dedim. Bana dönerek; “Yâ Mâlik! Bana da, onlara da rızkı veren Allahü teâlâdır. O, fakirleri fakîr olduğu için unutup, zenginleri de zengin olduğu için hatırlıyor ve yardım ediyor mu sanıyorsun?” dedi. Ben de “Hayır, hiç öyle olur mu?” dedim. Bunun üzerine “Madem ki Rabbim benim hâlimi biliyor, benim hatırlatmama lüzum yok. O, öyle istiyor, biz de O’nun istediğini istiyoruz” diye cevap verdi.

İnsanlardan isteme, sana bir zanaat verilmiş ise elinin emeğiyle kazanmalısın, ihtiyacının dışında olanı saklama, onun yolunda harcamaya gayretli olmalısın. Yoksa seni bir gün sakladıkların dünyaya bağlamış olur, bir fitneden diğerine sarılmış kendini bulursun.

Dünyadan yüz çevirmek kolay değildir. Yakınlarında bulunanlardan sana gelecek eziyetlere de katlanmak zordur. Sabırlı olmak zor olsa da, sabır edip eziyetlere katlanan ve yüz çeviren kimseye uyulur.

Günahları hafife almak huzura çıkmak için engeldir. Bunlar gafletin ve katılıkla birlikte kalbin kararmasına sebep olur. Günahın küçüğü, büyüğü diye ayrım yapmadan genelde hepsini terk etmelisin ki Sadık olanlardan olasın. 

Siz de güzel  haller görenler hemen etrafınızda biter aman hocam, aman seydam vb. sözlerle ince bir övünme tuzağına sizi düşünebilirler. Bu çok ince bir haldir. Size yapılan övgüler çoğaldıkça salih amellerini çoğaltmaya başlarsan düşmen hızlanır. Ben şöyle yapıyorum, ben böyle yapıyorum diyerek sırlarını açığa vurması, onun düşüşünü daha da hızlandırır resmen çakılır. Belli bir müddet sonra zikrinden, ibadetlerinden tat alamaz olur. 

Sizi övseler de size sövseler de sizin için bir olmalı. Siz, sizi övenlerin bulunduğu yerde değil sizi beğenmeyenlerin bulunduğu yerlerde bulunun bu daha az tehlikelidir. Fazla sözden saklanmalı yalan karışır, boş söz karışır buda sizin için iyi değildir. Hedefimiz huzurda bulunmak ise huzuru bozan vesveselerle, kalpten geçen hatıraları ancak terk ederek silebilirsiniz. 

Amellerini sakla, dünyaya amelleri yaklaşan karşılığını burada alır. Allah’ı sevenleri sev, Onu yeren beğenmeyenleri terk et. Övgülere kapılma, Size sövenler, kırıcı olanlar, beğenmeyip yerenler karşısında duruşunuzda bir değişiklik olmuyorsa, methedenler de olsa bu sizin değişmeyeceğinizi gösterir.

İslam’ı yaşamak Allah için olmalı ki, o zaman bu ihlasınız sizi devamlı olarak huzurda tutar…

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir