HZ. ALİ VE ZÜHDİ ÖZELLİKLERİ

Ahmed b. Ali Vecihi bana Ebu Ali Ruzbari’den naklen Cüneyd’ in şöyle dediğini anlattı: “Allah kendisinden razı olsun, Emiru’l-müminin Hz. Ali, eğer harplerle meşgul olmasaydı bizim bu tasavvuf ilmimize dair pek çok incelikleri bize öğretirdi. Çünkü o, kendisine ilmi ledün verilmiş biriydi.

İlm-i ledün Kuran’da Hızır (a.s)’a has kılınmış bir ilimdir: “Bir tarafımızdan ona bir ilim (ledün) öğretmiştik”el-Kehf, 18/65

Kur’andaki Hızır ve Musa kıssasını anlatan şu ayeti duymuşsunuzdur.”Doğrusu sen benimle beraber bulunmaya sabredemezsin”.el-Kehf, 18/67 Bu ayetten hareketle bazıları, “velayetin nübüvvete üstünlüğü” iddiasıyla hataya düşmüşlerdir.

Ashâb-1 kiram içinde Emiru’l-mü’minin Hz. Ali’nin mana, işaret, lafzi tevhîd, marifet ve iman gibi hususlarda özel bir yeri, Sufilerden ehli hakayık olanlarla ilgili güzel hasletleri vardır.

Hz. Ali’nin: “Rabbini ne ile tanıdın?” sorusuna verdiği cevaptır: “Bana kendisini tanıttığı şekilde hiçbir surete benzemeyen duyularla idrak olunamayan, insanlara uzaklık ve yakınlık konusunda bir kıyas söz konusu olmayan bir şekilde tanıdım. O her şeyin üstündedir. Onun önünde bir şey olduğu söylenemez. Eşyaya dahildir ama bir şey gibi, ya da bir şeyden veya bir şeyin içinde ya da bir şeyle değil. Böyle olan ve bundan başka türlü olmayan Allah’ tespih ederim”

Emireliru’1-mü’minîn Hz. Ali bir hutbesinde şunları söylemişti: “O eşyayı kendisiyle beraber bulunan bir şeyden, yada  kendisine benzeyen bir şeyden yaratmıştır. Her sanatkr sanatı bir şeyden yapar, her alim cehaletinin ardından öğrenerek alim olur. Allah alimdir ama daha önce cahil değildi.”

Onun iman konusundaki görüşü, Amr b. Hind’in kendisinden duyup naklettiği şu sözdür: ‘İman, kalpte beyaz bir ışıktır. İman arttıkça kalbin beyazlığı artar. iman kemale erince kalp bembeyaz olur. Nifak ise kalpte siyah bir Işıktır. Nifak arttıkça kalbin siyahlığı artar. Nifak kemale erince kalp kapkara olur.”

Adamın biri Hz. Ali’ye: “İman nedir?” diye sordu. Hz. Ali dedi ki imân dört temel üstündedir: Sabır, yakin. adalet ve Cihad”. Sonra sabrı on makam üzere, ardından yakin adalet, ve cihâdı aynı şekilde onar makam üzere vasfetti. Eğer bu rivayet doğru ise ahval ve makâmât konusunda söz söyleyenlerin ilki Hz. Ali’dir.

Hz. Ali’ye: ‘İnsanların ayıplardan en salim olan kimlerdir?” diye soruldu: “Aklını emir, sakınmayı ve öğüdü dizgin, sabrın kumandan, takvayı azık , Allah korkusunu yoldaş, ölümü hatırlamayı arkadaş yapandır cevabını verdi.”

Kümeyl b. Ziyâd’in rivayetinde Hz. Ali kalbini göstererek şunlar söylemiştir: “İşte ilim burada. Keşke onu taşıyabilecek kimseleri bulabilsem”. Hz. Ali sahabe arasında tevhid ve marifet konusunu anlatma ve açıklama hususunda özel bir yere sahipti. Beyan gücü, manaların tam oluşundan kaynaklanır ve hallerin en yücesidir. Nitekim: “Allah kendilerine kitap verilenlerden, onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız (beyan) diye almıştı”  buyurur. (Ali İmran:187) Bir başka ayette de şöyledir: “Bu (Kur’an) bütün insanlığa beyandır.”(Ali İmran:138)

Kul şerefin kemaline ancak “beyan” ile ulaşır. Çünkü her bilen akıllı her beyan güzel olan ilim sahibi değildir. Bir kula akıl, ilim ve beyan (ifade gücü) birlikte verildiğinde o kul kemal ehli sayılır. Allah Rasulü’nün ashabı dini bir müşkil ile karşılaştıklarında Hz. Ali’ye sorarlardı. O da onların müşkillerini çözüp beyan ederdi.

Hz Ali der ki. “Dostunu bir dereceye kadar sev, birgün düşmanın olabilir. Düşmanına bir dereceye kadar buğz et, birgün dostun olabilir.”

Hz. Ali birgün paraların saklandığı hazinenin önünde durdu ve: “Ey sarı ve beyaz (altın ve gümüş) dünyalıklar, gidin benden başkasını kandırın dedi.”

Rivâyete göre üç dirheme satın aldığı bir gömleği giydi ve onu baş parmağıyla yırttı. Ücretle çalışır ve ücret olarak aldığı bir müdd ölçüsü hurmayı Allah Rasûlü’ne azık yapsın diye götürürdü.

Rivâyete göre Hz. Ali, Hz. Ömer’e şöyle demişti: “Eğer dostuna kavuşmak istersen gömleğini yama, ayakkabını tamîr et, emelini kısa tut,doymayacak kadar ye!”

Naklolunduğuna göre Hz. Ali namaz vakti geldiğinde titrer ve rengi kireç gibi olurdu. “Sana ne oluyor, ne bu hal yâ Emira’l-mü’minîn?” diye soranlara: “Allah’ın bize lütfettiği emanetin vakti geldi. O emanet göklere, yere ve dağlara sunulmuş ve onların korkup yüklenmekten kaçındıkları bir emanettir. İnsanoğlu bu emaneti yüklendi”. (Ahzab,:72) Yüklendiğim bu emaneti eda edip edemeyeceğimi bilemiyorum” derdi.

Hz. Ali der ki: “Ben ve nefsim, koyun ve çobanı gibiyiz. Ne zaman bir tarafa toplamaya çalışsam öbür tarafa yayılmaktadır.”

Hz. Ali’nin ahval ve ahlak konularında sufilerden vecd ehli, işaret sahibi erbâb-1 kulûbun filleriyle ilgili bu tür sözleri pek çoktur.

Dünyayı toptan terk edip sahip olduğu dünyalıklardan soyutlanarak fakr ve tecrid yaygısı üzerine hiçbir bağı olmaksızın oturanların imamı Hz. Eb Bekir’ dir. Dünyanın birazından geçip birazını çoluk çocuğuna, akraba ve hak sahiplerine ayıranların imami Hz. Ömer’dir. Allah için mal biriktiren, verdiğinde de; vermediğinde de: infak ettiğinde de Allah için hareket edenlerin imamı Hz. Osman’dir. Dünya malını taleb etmeyen ve istemeden gelen dünyalığı reddedip ondan kaçanların önderi ise Ali b. Ebíi Tâlib dir.

Hz. Ali der ki: “Hayrın tamamı dört şeyde dürülüdür: Samt (susmak), nutk (konuşmak), nazar, hareket. Zikr-i ilahi içinde olmayan konuşma boş sözdür. Fikir ve düşüncesiz susma ise sehv (hata)’dir. İbretle olmayan nazarın (bakış) gaflettir. Allah’a kulluğa yönelmeyen hareket, fetret (gevşeme) ‘dir. Konuşması zikir, susması fikir, nazarı ibret, hareketi kulluk olan kişiye Allah rahmet etsin. İnsanlar, böylelerinin elinden ve dilinden selamette olurlar

 Hz Ali şöyle demiştir ilmi öğrenin onunla Maruf olursunuz öğrendiğiniz ilimle amel edin O ilmin ehli olursunuz . Zira Sizden sonra Öyle bir zaman gelecek ki o zaman halkın onda dokuzu inkar edecektir. o zaman da yalnız hareket sahipleri ilim elde etmek için yolculuk yapanlar kurtulabileceklerdir. işte onlar Hidayet öncüleri ilim kandilleridir.

Hz Ali şöyle söylemiştir sizin için en fazla korktuğum iki şey vardır: bitmek tükenmez bir istek ve hevaya tabi olma. bitmez tükenmez istek size ahireti unutturur iken hevaya tabi olma sizi Haktan uzaklaştırır. iyi bilin ki, dünya geçip gitmekte, ahiret ise yönelip gelmektedir. Her ikisinin de adamları vardır Sizler ahiret Adam olun dünya adamı olmayın. Zira  bugün amel var hesap yok yarın hesap var amel yok.

Hz Ali’ye sorulmuş gömleğine niçin yama yapıyorsun. O da kalbim huşu içinde olsun Müminler de örnek alsınlar diye karşılık vermiştir.

Hz Ali ra. beraberinde bir kölesi ile iki pamuk gömlek satın aldı. Sonra da kölesine hangisini istiyorsan onu al dedi. Bunun üzerine o birini, Hz Ali ra. diğerini aldı ve giydi. Sonra ellerini uzatarak uzun gelen kısmının kesilmesini istedi arkasından da giyip gitti.

Hazreti Ali ra. bir dirhemlik hurma satın aldığını ve bir çanta içerisinde taşıdığını görmüştüm kendisine müminlerin emiri biz sana yardım edelim biz taşıyalım deyince. Hayır Çoluk çocuk sahibi taşınmaya daha Müstehaktır dedi.

Hz. Ömer der ki: “Ali olmasaydı Ömer helak olurdu”. Hz. Ali öldürüldüğü zaman oğlu Hasan Kûfe miuberine çıkip halka şunlaı söyledi: Ey Kûfe’liler! Aranızda bulunan Emîru’l-mü’minîn öldürüldü. Andolsun ki, onun dünyalık olarak ardında bıraktığı: kendisine hizmet eden bir kölenin hürriyet bedeli olan dörtyüz dirhemden ibârettir.”

Kaynak: Kitabı Zühd

el- lüma ebu Nasr sarrac Tusi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir