HZ. EBU BEKİR VE ZÜHD ÖZELLİKLERİ

Mutarraf b. Abdullah’tan rivayet olunduğuna göre, Hz. Ebu Bekir (r.a) şöyle buyururdu: “Semadan bir münadi çıkıp: “Cennete ancak bir kişi girecek” diye seslense “o kimse ben olayım” diye umarım. Yine bir münadi çıkıp: “Cehenneme sadece bir kişi girecek” diye nida edecek olsa, “onun ben olmasından endişe ederim”. Mutarraf b. Abdullah der ki: Allah’a and olsun. bu ne müthiş bir korku ve ne muazzam bir ümid!

Anlatıldığına göre Ebu’l-Abbas b. Ata’ya: “Rabbaniler olun”  Ali imran 79 ayetinden sorulduğunda şu karşılığı verdi: “Bu ayetin manası Ebu Bekir gibi olun, demektir. Çünkü Hz. Peygamber’ in vefatında bütün mümin içi daralıp şaşkınlığa düştüğü halde onun gönlünde farklı bir tesir meydana gelmemiş ve ortaya çıkarak halka şu konuşmayı yapmıştı: “Ey insanlar! Kim Muhammed’e tapıyorsa bilsin ki, Muhammed ölmüştür. Kim de Allah’a tapıyorsa bilsin ki Allah diridir, asla ölmez”.(Buhari) İşte Rabbaninin hükmü budur. Bu konuşmadaki incelik, onun tevhid deki sebatı ve ashab topluluğunun kalplerini de sabit kılması olayıdır.

Ebû Bekir Vâsıtî, sufilerin lisanıyla ilk konuşan Hz Ebu Bekir’dir, sözüyle onun şu sözüne işaret etmiştir: Bir savaşta bütün malını getiren Hz. Ebu Bekir’e Allah Rasulü: “Çoluk çocuğuna neyi bıraktın?” diye sormuş, o da: “Allah’ı ve Rasulünü” cevabını vermişti. Andolsun ki. tefrit hakikatleri içinde bulunan tevhid ehli için bu söz ne büyük bir işarettir.

Yine Bedir gününde Allah Rasulü: “Allah’ım, eğer bu topluluk helak olacak olursa yeryüzünde sana kulluk edecek kimse kalmayacak” şeklinde dua edince. Hz. Ebu Bekir demişti ki: “Rabbine karşı bu kadar dilek yetişir. Allah sana vaad buyurduğunu yerine getirecektir”. O va’d-i ilahi de Allah’ın ayetindeki sözüdür: “Hani Rabbin meleklere: Muhakkak ben sizinle beraberim; haydi iman edenlere destek olun; Ben kafirlerin yüreğine korku salacağım; vurun boyunlarına… diye vahyediyordu.” Enfal 12

Allah’ın vaad buyurduğu zafer, onların gönüllerinin bunalması sırasında bütün sahabeler içinde Ebu Bekir’in tasdik deki sağlamlığı sebebiyle ona has kılınmıştır.Bu olay onun imanının hakikatine ve özelliğine delalet etmektedir.

Zeyd b. Eslem babasından şu rivayette bulunmuştur: ” Ebu Bekir’i (ra) dilini tutmuş bir vaziyette, ” İşte beni helake düşüren budur” derken gördüm.

El-Hakem b. Hazn’in hadisinde Hz. Aişe’den şöyle rivayet edilmiştir. ” Allah’a yemin olsun ki, Ebu Bekir geriye ne bir dinar ve ne de bir dirhem bırakmıştır…”

Hz. Ebu Bekir ashab arasında ilham ve firasetle ilgili üç konuda ilgi çekici özelliğe sahipti:

l- Bütün sahabiler irtidad olayı sırasında zekat vermeyen mürtedlerle savaşmama konusunda ittifak ettiği halde Hz. Ebu Bekir onlarla savaşmakta direndi ve söyle konuştu: “Andolsun ki. Allah Rasulü’ne vermekte olduklar şeylerden bir deve yularını bile bana vermeyecek olurlarsa, ben onlara kılıçla harp açarım. Hz. Ebû Bekir’in görüşü isabeti çıktı. Bütün sahabiler kendi görüşlerine muhalif olmasına rağmen onun düşüncesindeki isabeti görerek onun re’yine döndüler

2. Üsame ordusunun gönderilmesi konusunda cumhür-i ashab kendisine karşı çıktığı halde o, orduyu göndermiş ve şunları söylemişti. Allah Rasulü’nün yaptığı hiçbir ahdi ben bozamam, onun başlattığı işi yarıda bırakamam”

3- Hz. Ebu Bekir’in kızı Aişe’ye söylediği: “Ben sana bir kardeş bağışlayacağım. Böylece senin iki erkek ve iki kız kardeşin olacak” şeklindeki söz. Hz. Aişe kendisinin bir kız ve iki erkek kardeşi olduğunu biliyordu. Ebu Bekir’in o sırada hamile bir cariyesi vardi. Ebu Bekir (ra) dedi ki: ”Gönlüme bu çocuğun kız olacağı doğuyor.” Gerçekten de cariyesi bir süre sonra bir kız çocuğu doğurdu . İşte bu olay feraset ve ilhamda onun kemalini gösterir.

Allah Rasulü (s.a.) buyurur: “Müminin ferasetinden sakının, çünkü o, Allah’ın nuruyla bakar” Tirmizi Tefsir,15  Hz. Ebu Bekir’e aid ehl-i hakaik ve erbaba müteallik diğer bazı ma’nâlar daha vardır.

Rivâyete göre Ebů Bekir b. Abdullah Müzeni şöyle demiştir: “Hz. Ebu Bekir ashab içinde oruç ve namazının çokluğu ile değil, kalbinde bulunan bir şey ile üstünlük sağlamıştı”. Hz. Ebu Bekir’in kalbindeki o şeyin “Allah için sevme ve Allah için nasihat” olduğu belirtilmiştir.

Anlatıldığına göre Ebu Bekir (r.a.) namaz vakti geldiğinde şöyle derdi: Kalkın, kendi yaktığınız ateşi söndürün”

Birgün şüpheli bir yemek yemiş ve bunu anlayınca ağzına parmağını ve şunları söylemişti: “Eğer bu lokma, canım çıkmadan çıkmayacak olsa yine de zorlardım. Çünkü ben Allah Rasulü nü şöyle buyururken duymuştum. Haramla beslenen vücuda yakışan cehennemdir.” Tirmizi

Hz. Ebû Bekir: “Hayvanların yiyeceği yeşil ot olmayı isterdim. Hesap gününün dehşetinden ve azap gününün korkusundan, keşke hiç yaratılma olsaydım” diye konuşurdu.

Rivayete göre şöyle derdi: “Kitâb-1 ilâhîden üç ayet var ki, onlarla olan meşguliyetim, beni diğerleriyle meşguliyetten alıkoydu.

1- “Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine Ondan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse Onun keremini geri çevirecek de yoktur”Yunus 107 ” Bu ayet sayesinde öğrendim ki, Allah benim için bir hayır murad etmişse, onu kimse engelleyemez. Eğer bir şer dilemişse de onu

benden uzaklaştırmaya kimsenin gücü yetmez.

2- “Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim.” Bakara 153 Bu ayetten sonra Allah’ın dışında zikredilebilecek herşeyi bırakıp sadece Onun zikriyle meşgul oldum.

3- “Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca Allah’ın üzerinedir”. Bu ayeti okuduğumdan beri rızık konusunda kaygı duymadım.”

Rivayete göre Cüneyd demiştir ki: Tevhid konusunda en değerli söz Hz. Ebu Bekir’in şu sözüdür: “Tespih ederim o zatı ki, halka kendisini tanımada acizlikten başka yol göstermemiştir.

Ebubekir Sıddık Radıyallahu anh Şöyle dediği rivayet edilmiştir. Müslüman her vesile ile mükafatlandırılır. Öyle ki başına gelen bir sıkıntıdan ayak bağının kopmasından Tutun da kaybedip  Araya araya heybesinde bulduğu eşyası ne kadar her şey onun mükafat dayandırılması için bir vesile olur.

Bir gün Hz Ebubekir kanatları çok büyük bir kuş getirildi o kuşu şöyle bir çevirdikten sonra avlanan her av kopartılan her ağaç ancak zayi edilen tespih mukabilidir dedi yani İnsanı Allah’ı tesbihten alıkoyar.

Selmani Farisi ra. Peygamber Efendimizin halifesi Hz Ebu Bekir’in ölüm döşeğindeyken yanına girdiğinde kendisinden nasihat istemiştir. Hz Ebubekir Aziz ve Celil olan Allah dünya nimetlerini önüne serecek ondan yalnızca nasibinizi alın. Kim sabah namazını kılarsa o aziz ve Celil olan Allah’ın zimmetindedir. Zimmetinde iken onun akdinin sakın bozma. Allah seni yüzüstü ateşi fırlatıp atar demiştir.

İbni Abbas Ra. ilk namaz kılan (Müslüman olan) Ebubekir’dir dedikten sonra. Hassan b. Sabit in şu sözlerini misal getirdiğini rivayet etmiştir: “Güvenilir bir dostun kederini anacak  olursan yaptıklarıyla kardeşin Ebu Bekiri hatırla. Resulullah hariç mahlukatın en hayırlı en Mut’taki ve en Adili, mesuliyetini en iyi yerine getiren o,(ikinin) ikincisi, Meşhedi övülen ve halk içerisinde resulullahı ilk tasdik edip Hakka eren yine o.”

Hazreti Ebubekir Hasta iken. Kendisine senin için bir Hekim çağıralım demişlerdir O da Hekim beni gördü demiştir: sana ne dedi? diye sormuşlar O da: “ben diledi mi yaparım” cevabını vermiştir.

Kaynak: Kitabı Zühd  ve El-Luma kitaplarından yararlanılmıştır.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir