Hz. Muhammed (S.a.v) Eski Kitaplardaki Haberleri

Bismillahirrahmanirrahim

Hz. Peygamberin Son Resul Olduğunun Haberleri:

Tevhidi dinlerde usul ve gelenek olarak resuller kendilerinden sonra gelecek olan resulleri haber verirler. Bazıları son Resul’ün adını Muhammed veya Ahmed olarak belirtmiştir. Bir kısım peygamberlerde en son gelecek olan Resulün alametlerini ve elde edeceği vasıfları açıklamışlardır. 

Hz. Muhammed (sav) Hakkında Geçmiş Kitaplarda verilen haberler:

Buhari, Ata ibn Yesar tarikiyle Abdullah ibn Amr Ibn’il-As (r.a.)’dan şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Kur’an-i Kerim’de mezkur olan Ya Eyyühennebiyyü inna erselnake şahiden ve mübeşsiran ve nezirá”( Ey Peygamber Biz seni (Hakka) şahid, (müminlere) müjdeleyıci, ve (münkirleri) uyarıcı olarak gönderdik.” Ahzab Suresi 43) ayeti kerimesi Tevrat’ta da aynen şöyle zikredilmiştir

“Ey Peygamber. Şüphesiz biz seni (Hakka) şahid (mü’minlere) müjdeci (münkirlere) uyarıcı, acizleri koruyucu olarak gönderdik. Sen elbette benim kulum ve peygamberimsin. Sana ben “Mütevekkil” adını verdim. Bu peygamber, kötü huylu, katı kalbli, çarşılarda çağıran değildir. O, kötülüğe kötülükle mukabele etmez. Belki onu afv ite, magfiretle karşılar Allah (şirke) sapan bu kavmi bu peygamberle “La ilahe illallah” diyerek (tevhid ile) doğrultmadıkça onun ruhunu almayacaktır. Allah kör gözleri, sağır kulakları, kapalı gönülleri bu (kelime)nin (büyüleyici) tesiri ile açacaktır.” Buhari 81585, Bab No: 65, Kitabüt-Tefsir, “Inna erselnaka şahidan ve mübessiren ve nezira” babı.

Resullerin Annelerinin Rüyaları:

İmam Ahmed, el-Irbâd ibn Seriyye (ra)’den şöyle dediğini rivayet etmiştir: Resulullah (a.s.): “Muhakkak ki, Adem (a.s.) henüz bir parça çamur halinde yeryüzüne atıldığı sırada, ben Allah katında peygamberlerin sonuncusu idim. Bunun açıklamasını ileride size haber vereceğim. Ben babam İbrahim (as)’ın duasına, kardeşim İsa’nın hakkımdaki müjdesine ve annemin gördüğü rüyasına mazhar olmuşumdur. Annem rüyasında (ayaklarının ucundan bir) nur çıktığını ve o nurla Şam’ın saraylarının aydınlandığını görmüştür. Bütün nebilerin anneleri bu şekilde rüya görürler” buyurmuştur.

Mekke’de Yaşayan Yahudi Tüccar:

“Mekke’de ticaret malları alıp satan bir Yahudi oturmaktaydı. Resulullah (a.s.)’ın doğduğu gece bu Yahudi, Kureyş’in meclislerinden birinde şöyle dedi “Ey ahali, bu gece içinizden herhangi birinizin çocuğu dünyaya geldi mi?”

Mecliste bulunanlar: “Hayır bilmiyoruz” dediler. Yahudi: “Ben yanılmışım, vallahi bu hiç hoşuma gitmez. Ey Kureyş topluluğu, dikkat ediniz ve şu söyleyeceklerimizi iyi belleyiniz; Bu gece, bu ümmetin son peygamberi Ahmed dünyaya geldi. Eğer o sizin aranızda doğmadıysa, o zaman Filistin topraklarında dünyaya geldi. Onun iki kürek kemikleri arasında sarı-siyah bir “ben” olacaktır” dedi. Topluluk; Yahudi’nin söylediklerine hayret ederek evlerine dağıldılar. Evlerine vardıklarında durumu ailelerin haber verdiler. Bazılarına: “Bu gece Abdullah ibn Abdulmuttalib’in bir çocuğu dünyaya geldi. Dedesi adını Muhammed koymuş” denildi.

Topluluk ertesi gün yine bir araya geldiler. Ve hemen Yahudi’nin evine giderek ona: “İçimizde bir çocuğun dünyaya geldiğini nereden bildin?” dediler. Yahudi: “Çocuk, benim haber vermemden sonra mi, yoksa önce mi doğmuş?” dedi.

Topluluk: “Önce doğmuş, ismi de Ahmed” dediler. Yahudi “hemen beni ona götürünüz” dedi. Bunun üzerine onunla birlikte çıktılar. Amine’nin huzuruna geldiler. Derken Amine çocuğu onların yanına getirdi. Yahudi; çocuğun sırtındaki beni (Alamet-i nübüvvet) görünce derhal bayıldı. Ve bir müddet sonra tekrar ayıldı. Bunun üzerine topluluk; “Yazıklar olsun, sana ne oldu ki?” dediler.

Yahudi: “Peygamberlik; beni İsrail’in elinden gitti” dedi. Ve (O gün için Yahudilerin) ellerindeki kitabı çıkararak “Bu kitapta onun Yahudileri öldüreceği ve alimlerini mağlub edeceği yazılıdır. Araplar peygamberlik şerefine nail oldular.

Ey Kureyş topluluğu! Şimdi (bu haberime) sevindiniz (değil) mi? Fakat, Allah’a yemin ederim ki, o size mutlaka hakim olacak ve onun haberi doğudan batıya (bütün dünyaya) yayılacaktır.” dedi. Bu ehli kitabın gelecek olan Resul hakkında vasıfları ve alametlerinin bilinmesi…

Hind Ve İran Kitaplarındaki Nakiller: 

“Muhammed (a.s.)’in, Ahdi Kadim ile Ahdi Cedid’de, Hind dinlerine ait kaynaklarda ve Zerdüş’e nisbet edilen farisilerin eski dini kitaplarında zikredildiğine açıkça delalet eden nakiller de bulunmaktadır.”  Matlaunnur, Akkad Ehli din arasında adı Muhammed (a.s.) olan Arap soyundan bir peygamberin görevlendirileceği gerçeğinin gayet açık bir şekilde bilindiğini görülecektir. 

Rahip Bahira Ve Hz. Peygamber:

Tirmizi, Ebu Musa el-Eşari (r.a.)’den şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Ebu Talib ticaret amacıyla Şam’a gitmek üzere yola çıkmıştı. Peygamber (a.s.) de Kureyş’ten ileri gelen bir topluluk arasında onunla birlikte çıktı. Rahibin mekanına vardıklarında Ebu Talib konakladı, bunun üzerine topluluk da yüklerini çözdüler. Rahip hemen yanlarına geldi. Halbuki topluluk daha önce rahibe uğrarlardı, fakat rahib ne yanlarına gelir, ne de dönüp bakardı.”

Ebu Musa der ki: “Onlar yüklerini çözerlerken rahib de aralarında gezinmeye başladı. Nihayet geldi ve Nebi (a.s.)’ın elinden tutarak “İşte bu alemlerin efendisidir, işte bu alemlerin Rabbi olan Allah’ın Resulüdür. Allah O’nu alemlere rahmet olarak gönderecektir.” dedi.

Bunun üzerine Kureyş’in ileri gelenleri “Ne biliyorsun?” diye sordular Rahib şu karşılığı verdi: “Siz tepeyi aşınca secdeye kapanmadık ne bir ağaç ne de bir taş kaldı. Bunlar peygamberden başkasına secde etmezler. Aynı zamanda O’nu omuz kıkırdağının hemen altında elma gibi (duran) peygamberlik mühründen tanıyorum.”

Rahip sona gidip onlara yemek hazırladı. Yemegi onlara getirdiği vakit Resulullah (a.s.) develerin başında bulunuyordu. Rahib: “O’na haber gönderiniz” dedi. Bunun üzerine Resulullah (a.s.), üzerinde kendisini gölgelendiren bir bulut olduğu halde geldi. Topluluğa yaklaştığında onların kendisinden önce gelerek ağacın gölgesini işgal ettiklerini gördü. Nihayet oturunca ağacın gölgesi hemen üzerine eğildi. Bunun üzerine “ağacın gõvdesine bakınız, O’nun üzerine eğildi” dedi.

Ebu Musa (rivayetine devamla) der ki, “Rahip, topluluğun yanında dururken, onlara, “Rumlar, Resul-i Ekremi sifatından tanırlarsa, öldüreceklerdir. O’nu Rum diyarına götürmeyin” dedi ve ısrarla tenbih etti. Döndü ve tam o sırada, Rum tarafından gelen yedi kişi gözüne ilişti. Rahib onları karşıladı ve “gelişinizin sebebi nedir?” diye sordu. Dediler ki: “Şu son peygamber, şu ayda çıkacak diye duyduk ve geldik. Çünkü adam gönderilmedik hiç bir yol kalmadı.

O peygamberin çıkacağı haberi bize de bildirildi. İşte bu sebeple biz de senin yanına gönderildik” Rahip “Arkanızda sizden daha (fazla ilim sahibi) olan kimse var mıdır?” diye sordu. Adamlar, “biz yalnız senin yolunun daha hayırlı olduğunu tercih ettik” dediler.

Rahip: “Allah’ın gerçekleştirmek istediği bir işi, insanlardan herhangi bir kimsenin önlemeye gücü yeter mi?” diye sordu. “Hayır” diye cevap verdiler. Sonra ona beyat edip, onunla beraber ikamet ettiler. Rahip (Kureyş topluluğuna): “Allah aşkına söyleyiniz, 0’nun velisi hanginizdir?” diye sordu. “Ebu Talib” dediler. Rahibin isteğini ısrarla sürdürmesi üzerine Ebu Talib, Resul-i Ekremi yoldan geri çevirdi. Ebu Bekir de O’nun mahiyetinde Bilal’i gönderdi. Rahip azık olarak Resulullah (a.s)’a kurabiye ve zeytinyağı verdi.

Ehli Kitap Ve Müşrikler Gerceği Değiştiremezler:

Bütün eski kitaplarda son resulun geleceği yazılı idi, Resuller, Nebiler ve keramet ehli olan rahipler (Bahira ve Varaka vb.) salihler Hz. Peygamber (sav) Efendimizin ahir zamanın son peygamberi olduğunu, geleceğinin alametlerinin yazılı olduğu belgelerden ve akdıralan bilgilerden biliyorlar ve zihinlerde en ufak bir şüpheye yer bırakmaksızın haber veriyorlardı.  Allah Resulü (sav)’in hakkında kuşku duyulacak ortada bir şey bırakmamıştır. Samimi ve ferasetli insanlar Onun önceden haber verilen işaretleri ve onun açıkça etrafında gelişen olaylardan ve alametlerden anlamışlardır.

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir Cevap Yazın