Hz. Muhammed Sav Şerhu’s-Sadr Olayı

Bismillahirrahmanirrahim

Hz. Resulullahın Göğsünün Yarılması Olayının Tekrarlanması:

Hakim’in, Utbe ibn Abdüs-Sülemi (r.a.)’den rivayetine göre Utbe şöyle demiştir:
“Bir adam Resulullah (a.s.)’a “Ey Allah’ın Resulü, kalbinin açılması hadise.
si ilk defa nasıl oldu?” diye sormuştu. Resulu Ekrem ise şu mukabelede bulunmuştu:

“Süt annem Sa’d bin Bekiroğullarından bir kadındı. Ben ve onun kızı kuzularımızı otlatmaya gitmiştik. Fakat yanımıza yiyecek hiçbir şey almamıştık,Bu sebeple ben kız kardeşime: “Ey kardeşim, git de annemizin yanından bize yiyecek bir şey getir” dedim.

Kardeşim de hemen gitti. Ben ise kuzuların yanında kaldım. O sırada sanki akbabaya benzeyen iki tane kuş geldi. Onlardan biri diğerine “Bu, o mu?” diye sordu. O da “evet” dedi. Hemen süratlen yanıma gelerek beni alıp sırtımın üzerine yere yatırdılar ve göğsümü yardılar. Sonra kalbimi cıkararak onu da ikiye ayırıp içerisinden pıhtılaşmış iki parça siyah kan çıkardılar. Bundan sonra biri diğerine: “O’nu dik ve üzerini nübüvvet mührü ile mühürle” dedi.

Bunun üzerine birisi diğerine: “O’nu bir terazinin gözüne, ümmetinden bin kişiyi de diğer bir gözüne koy” dedi. Ben ise o esnada üzerime kapanmalarından korkarak üstümde duran diğer bir kuşa bakıyordum.

Nihayet şöyle dediler:

“Şayet ümmetinin tamamı onunla tartılacak olsaydı, o hepsinden ağır gelirdi.”
Sonra beni bırakıp gittiler. Ben çok şiddetli bir şekilde korkmuştum. Sonra
hemen anneme giderek gördüğüm şeyleri haber verdim. Bunun üzerine o da
bana bir zarar gelmesinden korktu ve “senin için Allah’a sığınırım” dedi. Ve devesinin palanını vurup beni üzerine bindirdi ve kendisi de arkama bindi. Nihayet annemin yanına ulaşınca “emanetimi ve sorumluluğumu yerine getirdim”dedi. Ben karşılaştığım manzarayı ona da anlattım. Fakat o bundan korkmadı. Annem “Muhakkak ki ben, benden bir nur çıktığını ve o nurdan Şam’ın saraylarının aydınlandığını gördüm.” dedi.”

Müslim’in, Enes ibn Malik (r.a.)’den rivayetine göre Enes şöyle demiştir:
“Resulullah (a.s.) (küçüklüğünde) çocuklarla oynarken Cebrail (a.s.) gelerek O’nu tutmuş ve yere yatırarak kalbini yarmış, kalbini çıkararak ondan bir kan pıhtısı almış ve Peygamber (a.s.)’e hitaben:

“İşte bu şeytanın sendeki nasibidir” demiş. Sonra kalbini altın bir tasın içindeki zemzem suyu ile yıkamış ve kapamış sonra da yerine iade etmiş (oradaki) çocuklar koşarak Resulullah (a.s.)’ın annesine (yani süt annesine) gelmişler ve:

“Muhammed öldürüldü” demişler. Sonra onu rengi uçmuş bir halde karşılamışlar. Enes: Ben, Resulullah (a.s.)’ın göğsünde bu dikişlerin eserini görürdüm,
demiştir.”

Nesai, (yine) Enes ibn-i Malik (r.a.)den şöyle dediğini rivayet etmiştir:
“Bes vakit namaz Mekke’de farz kılındı. Şüphesiz iki melek, Resulullah (a.s.)’e gelerek onu zemzem (kuyusun)e götürdüler. Sonra göğsünü açılar, kalbini çıkarıp altından bir tasın içerisine koyarak zemzem suyu ile yıkadılar. Sonra da içerisini hikmet ve ilimle doldurdular.”

Müslim’in rivayet ettiği bu olay, Nesai’nin zikrettiği olaydan ayrıdır. Müslim’in naklettiği olay sahrada iken, öbürü ise Mekke’de vuku bulmuş ve bu diğerinden sonra meydana gelmiştir.

Abdullah ibn-i Ahmed İbn-i Hanbel, Ubey İbn-i Ka’b (r.a.)’dan şöyle (dediğini) rivayet etmiştir;
“Ebu Hureyre (r.a.), Resulullah (a.s)’a başkasının soramadığı şeyleri sormaya düşkün idi: Bu sebeple o (bir gün): “Ey Allah’ın Resulü, Nübüvvet emmaresi olarak gördüğün ilk şey nedir?” diye sordu. Bunun üzerine Peygamber (a.s.) oturur bir halde doğruldu ve şu cevabi verdi:

“Ey Ebu Hureyre, Hakikaten mühim bir sual sordun, Ben on yaşında iken bir sahrada bulunuyordum. Aniden başımın üstünde bir ses işittim. O sırada bir
kişi diğerine “Bu, o mu?” diye soruyordu, O da “Evet” diye cevap verdi. Sonra
bir takım yüzlerle karşıladılar. Öylesi yüzleri hiç bir insanda görmedim. Öyle
kuvvetliydiler ki, benzerine hiçbir mahluk da rastlamadım. Ve bir takım elbiseleri vardı ki onları hiç blr kimsenin üzerinde görmedim.

Nihayet yürüyerek bana doğru geldi. Her birisi bir yanımdan tuttu. Bu öylesine bir tutma idi ki, ben onların dokunduklarını bile hissetmiyordum. Onlardan biri diğerine: “O’nu yanının üzerine yatır” dedi. Bunun üzerine o da beni incitmeden yere yatırdı. Sonra o birisi diğerine: “Göğsünü yar” dedi. Derken birisi göğsümün üzerine eğilerek kansız ve acısız olarak benim göreceğim şekilde göğsümü açtı.

Bu sefer bu ötekine: “Kin ve hasedi çıkar” dedi, O da pıhtılaşmış kan şeklinde bir şey çıkardı,sonra onu attı. Bu defa o diğerine: “Rahmet ve şefkati koy” dedi. O sırada parçaya benzeyen şeyi çıkaranın yaptığı gibi yaptı. Sonra sağ ayağımın baş parmağını hareket ettirdi. Bunun üzerine “git ve kurtul” dedi, Ben bu sayede, küçüklere acıyıcı, büyüklere merhamet edeci bir hale geldim”

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir Cevap Yazın