HZ. ÖMER VE ZÜHDÎ ÖZELLİKLERİ

Hz. Ömer hakkında Hz. Peygamber (a.s)’in şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur: “Ümmetlerin muhaddes ve mükellemleri (ilham alan kişileri) vardır. Bu ümmet içinde de var ise o, Ömer’dir.” Buhâri. Fezail, 16

Ma’nâ sahibi bir zata “muhaddes’in ne olduğu sorulduğunda şu karşılığı verdi: “Sıddıkların derecesinin en yücesidir”. Hz. Ömer’de bununla ilgili deliller zahir olmuştur.

Nitekim onun minberde hutbe okurken hutbesinin ortasında “Ya Sariye dağa çekil, dağa dikkat et!”(İbn Hacer) diye bağırması bu türdendir. Sariye Nihavend’de ordusunun başında Ömer’in bu sesini duymuş ve ordusunu dağa doğru alarak düşmana karşı zafer kazanmıştır. Sariye’ye bunu nasıl anladığı sorulunca Ömer’in “Ya Sariye, el-cebel el-cebel (dağa, dağa!)”sözünü duyduğunu belirtmiştir.

Rivayet olunduğuna göre Ebu Osman Nehdî şöyle söylemiştir: “Ben Ömer’i üzerinde on iki yama bulunan bir gömlek giymiş bir halde halka hitab ederken gördüm .” muvatta lübs, 19

Rivayete göre Hz. Ömer demiştir ki: “Bana kusurlarımı gösterene Allah rahmetiyle muamele eylesin”. Hz. Peygamber (a.s) söyle buyururdu; “Şeytan, Ömer’in gölgesinden bile korkar”(Buhari ve Müslim).

Hz. Ömer der ki: “Allah’tan korkan öfkesine yenilmez. Allah’tan sakınan dilediğini yapamaz. Kıyamet olmasa herşey görünenden başka olurdu.”

Anlatıldığına göre Hz. Ömer yerden bir saman çöpü aldı ve dedi ki: “Keşke anam beni doğurmasaydı, keşke şöyle bir saman çöpü olaydım. Keşke hiçbir şey olmasaydım.”

Enes Ra.’den  şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Hz.Ömer’in karnı guruldamıştı- Remade(kıtlık) senesinde kendisis zeytin yiyordu ve kendini yağdan mahrum etmişti-, parmağıyla karnını dürterek  şöyle dedi: ” Gurulda bakalım, zire insanlar refaha kavuşuncaya kadar, yanımızda sana verecek ondan başka bişey yok.” Kitabı Zühd

Rivayete göre Hz. Ömer demiştir ki: “Karşılaştığım her iptilada mutlaka dört şey görmüşümdür: Önce bu iptila benim dinimin içinde bir konu değildir, Ondan büyük de değildir. İptila ile birlikte rızadan mahrum kalmam ve bu iptiladan sevap umarım.”

Hz. Ömer der ki: “Sabır ve şükür binit olsa, hangisine bindiğime aldırış etmem.

Ömer (Ra): ” Allah’ın zikrine sarılın, zira o şifadır. insanları anmaktan da kaçının, çünkü o hastalıktır.” demiştir.

Bir adam geldi ve Ömer’e fakirliğinden şikayet etti. Hz. Ömer: Aksama yiyeceğin var mı?” diye sordu. “Evet” cevabını alınca: Sen fakir değilsin” dedi.

abdullah b. İsa şöyle demiştir: “Ömer b. el-Hattab’ın (Ra) yüzünde, ağlamaktan mütevellid iki siyah çizgi vardı.”

Hz. Ali birgün Hz. Ömer’i öğle sıcağında koşarken gördü ve niye koştuğunu sordu. Hz. Ömer dedi ki “Zekat develeri çalındı. Peşlerinden koşarak onları almaya gittim.” Hz. Ali bu cevaba karşılık: “Ey müminlerin emiri! Sen senden sonrakileri çok yoracaksın (onları yoracak ciddi bir örneksin)”dedi.

Hz. Ömer’e has, hakikat ehli için örnek özelliklerden bazıları şunlardır: Kendi isteği ile yamalı ve sert giysiler giymesi, şehvetlere uymayı terketmesi, şüphelilerden sakınması, keramet göstermesi, hakkı

yerine getirirken halkın emellerine uygun düşüp düşmediğine pek aldırmaması batılı ortadan kaldırması, hak konusunda akraba ve yabancıları eşit tutması, taatların zor olanına yapışması ve zor olan yasaklardan şiddetle sakınması gibi. Bu konuda ondan rivayet olunanların açıklaması işi uzatır.

Rivayete göre Hz. Ömer mescidde oturan bir topluluk gördü ve onlara çalışıp kazanmalarını emretti. Selman’a yazdığı mektupta belki de onların mescidde oturuş sebebinin acz, tenbellik ve insanlardan birşeyler ummak olduğunu anladığından onlara çalışıp kazanmayı emrettiğini belirtmişti. Hz

Peygamber (s.a.), Hz. Ebů Bekir, Hz. Ömer, sayısı üçyüz küsür olan ashab-ı görmüşler ve onların mescidde bulunmalarına karşı çıkmamış ve maişet te’mini için dışarı çıkmalarını emretmemişlerdi. (Çünkü bunlar ilim ve ibadetle meşguldü.)

Hişâm, babasindan Eyleli bir zâtın kendisine şöyle dediğini rivâyet etmiştir: “Ömer (ra), Sam’a geldiği vakit temizleyip yamamam için gömleğini bana yolladı. Alt kismindan bir kaç parça açılmıştı. Gömlegi temizledim, yamadım ve ona ketenden bir gömlek daha dikip, ikisini beraber kendisine gönderdim. Gömlekler yanına getirilince Ömer (ra) keten gömleğe eliyle dokunarak baktıktan sonra; Bu çok yumuşak’ dedi ve onu atarak kendi gömleğini aldı sonra da ‘Bu ter için daha iyi dedi

619. Osmân b. Affan (rahmetullâhi aleyh) şöyle demiştir: “Ben Ömer b. el-Hattâb (ra)’ın ölmek üzereyken üç kere şöyle dediğine şahid oldum: Eğer (Allah) beni bağışlamazsa, vah bana vah  anama.’ Daha sonra hiçbir söz söylemeden ruhunu teslim etti

Hazm İbn Ebi Hazm, Hasan b. Ebil Hasan’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Osmân b. Ebîl-As, (ölümünden sonra) Ömerb. el-Hattâb (ra)’ın hanımının Kendisine, ‘Ömer gece nasıl namaz kılardı?’ diye sordum. Ömer, yatsı namazını kılar, sonra da bize, yanı başına su dolu bir kap koymamızı emir buyururdu Bilahare gece yarısı bir vakitte kalkar, o suyla elini yüzünü yıkar (abdest alır), uyku bastırıncaya kadar Allah (cc)i zikrederdi. Sonrada kalkacağı vakit gelinceye kadar yatırdı, dedi.

Avn b Abdullsh, Ömerin (ra) Cok tevbe edenlerle düşüp kalkın, zira onlar kalpleri en yumuşak olan kimselerdir” dediğini rivayet etmiştir

Sabit b. el-Haccac’dan rivayet edildiğine göre, Hz. Ömer ra. şöyle demiştir: “Hesaba çekilmeden önce nefsinizi hesaba çekin. Tartılmadan önce, nefsinizi tartn. Zira sizin hiç bir gizli tarafınızın kalmayacağı, hesap için arz olunacağınız gün size hesap bakımından yarın en kolay gelen şey, nefislerinizi en büyük arzolunuş için hesaba çekmeniz ve onun için tartmanızdır.

İbn Ömer (ra)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Ömer b. el-Hattab bana şunu vasiyet etti: Beni kabrime koyduğun vakit yanağımı yere koy, ta ki yanağımla yer arasında hiçbir şey kalmasın.

Hasan’dan şu rivâyet edilmiştir: “Bir grup, Omer b. el-Hattabin memurlarından birisine geldiler. O da mevâliyi terkederek Araplları kolladı. Bu durum Hz. Ömer’e (ra) ulaştuğı vakit ona şöyle yazdı: Mümine şer olarak müslüman kardeşini küçük (hakir) görmesi yeter.”

Rivayete göre Uhud günü Hz. Ömer kardeşi Zeyd b. Hattab, a: “İstersen zırhımı çıkarıp vereyim de sen giy” demişti. Kardeşi Zeyd de: “Senin şehadeti sevdiğin gibi ben de Şehid olmayı isterim” diyerek bu teklifi kabul etmemişti. İşte bu olay, ikisinin de tevekkülünün hakikatine delildir. Buna benzer olaylar çoktur. Ama azı da yeterlidir.

Hz. Ömer der ki: Kulluğu dört şeyde buldum:

1- Allah’ın emirlerini yerine getirmek

2- Allah ‘ın yasaklarından sakınmak,

3- Allah’tan ecir umarak emr bi’l-ma’rûf,

4- Gadab-i ilahiden sakınarak nehy ani’l-münker.

Kaynak: Kitabı Zühd- El Lüma