Hz. Peygambere İtaatin Gerekliliği

Sahabeyi kiram şeriat ahkamını Hz. Resul’den dinliyor sorup öğreniyorlardı. Kuranın teklifi, hükümlerle ilgili ibarelerinin çoğu mücmeldi. Hz. Peygamber (sa) bunları gerek fiili gerek sözlü olarak açıklamıştır. Örneğin, Kuranda namaz mücmel olarak zikredilmiş, onu Hz. Peygamber (as) açıklamıştır; hem fiili ve hem de kavli olarak. Hz. Resul (sa); “Namazı ben nasıl kılıyorsam siz de öylece kılınız” buyurmuştur. (Buhârî, Ezan, 18, Edeb, 27, Ahad, 1.). Hac da böyledir. Rasulullah (sa), “Hac ile ilgili ibadetlerinizi benden alınız” (Ahmed b. Hanbel, Müsned III, 318-366) diyerek onu açıklamıştır: Zekat ve alım satım da mücmel olarak zikredilmiş, sonra Sünnet onları tam anlamıyla açıklamıştır. 

Nazil olan ayetlerin şartları, hükümleri bozan şeyler nedir diye açıklaması bilinmeden tatbiki mümkün olmayan hükümlerin bir çoğu böyle idi. Resulullah (sav)’in devreye girmesiyle yapılan izahatla sorunlar çözülüyor idi. Kur’an’da hükmü bulunmayan birçok olaydan meydana gelmiştir. Yine bu olaylar Resulullah (sav)’in vasıtasıyla çözülürdü. Çünkü o Allah CC. şer’i maksatlarını, şeriatın genel çerçevesini, esas ve prensiplerini yarattıkları içerisinde en iyi bilen idi.

“O peygamberleri apaçık delillerle ve kutsal metinlerle gönderdik. İnsanlara indirdiklerimizi kendilerine açıklaman için ve (ola ki üzerinde) düşünürler diye sana da uyarıcı kitabı indirdik.” Nahl : 44.

“Sana kitabı, özellikle ayrılığa düştükleri konuda onları aydınlatman için ve inanan bir topluluğa rehber ve rahmet olsun diye indirdik.” Nahl : 64.

Ayetlerin ve insanların meramının ne olduğunu peygamber (sav) izah ediyor yine ihtilafa düştükleri konularda da onlar için çözümler buluyordu.

“Hayır, rabbine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın onu kabullenmedikçe ve boyun eğip teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.” Nisa 65.

” And olsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar, apaçık bir sapkınlık içinde bulunuyorlardı.” Ali İmran 164.

Allah cc. yarattıklarına Hz. Peygamber (sav)’in vasıtasıyla kitabı ve hikmeti öğretmek suretiyle ihsanda bulunduğunu ayette zikretmektedir. İmam Şafii Hikmet’in Resulullah’ın sünneti olduğunu ifade etmektedir. Çünkü o kitapla beraber yan yana zikredilmiştir.

Hem Allah cc hem Resulüne (sav) itaati farz kılmış emrine uyumayı insanlara kesin olarak emretmiştir. Farz kılınmış bir sözün Allah’ın kitabı ve Resulünün sünneti dışında başka bir şeyle farz kılınmış olmasına hükmetmek caiz  değildir demiştir. Buda demektir ki Resulullah Kur’an ile beraber kendisine uyulması vacip olan Kur’an’dan başka bir şey daha kendisine verilmiştir. Bu durumu şu ayetin çok iyi ifade etmektedir.

“Onlar, ellerindeki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları o elçiye, o ümmi peygambere uyarlar. Peygamber onlara iyiliği emreder ve onları kötülükten meneder; yine onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını kaldırır, üzerlerindeki zincirleri çözer. O peygambere inanan, onu koruyup destekleyen, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nura uyanlar, işte bunlardır kurtuluşa erenler.” Araf: 157.

Ebu Davud, el-Mikdam b. Madikerib’in (ra) Hz. peygamber(sa)’den şunu duyduğunu rivayet ediyor. ” Dikkat edin Şüphesiz bana kitap (Kuran) ve onunla birlikte dengi (sünnet) verildi.” (Ebu Davud sünnet 6 Tirmizi ilim 10 İbni mace mukaddime 2)

Allah Kuranın birçok ayetinde kendisine ve peygamberine itaatla birlikte zikretmiştir. ” Allah’a ve Peygamber’e itaat edin ki rahmete erdirilesiniz.”Ali İmran: 132.

” Ey iman edenler! Sizi hayat verecek şeylere çağırdıklarında Allah ve resulünün çağrısına uyun ve şüphesiz bilin ki, Allah kişi ile kalbinin arasına girer. Unutmayın ki, Onun huzuruna götürüleceksiniz.” Enfal 24.

” Resulullah’a itaat eden Allah’a itaat etmiş olur, yüz çevirenlere gelince seni onlara bekçi olarak göndermedik.” Nisa 80.

“Bir mümin erkek veya bir mümin kadının, Allah ve resulü bir emir ve hüküm verdiklerinde artık işlerinde bundan başkasını seçme hakları olamaz. Allah’ın ve resulünün emrine itaat etmeyenler doğru yoldan açıkça sapmışlardır.” Ahzap 36.

”  De ki: “Allah’a ve resule itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kafirleri sevmez.” Ali İmran 32.

İslam’da istenilen bu olmasına rağmen günümüzdeki birçok müslümanın durumu ortadadır. İslam’a karşı hakarete varıncaya kadar birçok yanlışlıklar içinde bulunmaya başlamıştır. Müslümandan istenilen birçok hükmün tersi ne yazık ki yapılmaktadır.

Hz. peygamber (Sav) Bazen sahabelerin kendisini örnek almadıkları için, mesela; Hudeybiye antlaşması sonrası ihramdan çıkılmasını emrettiği halde bazı sahabelerin ihramdan çıkmadığını öğrendiğinde onlara kızıyordu.
“Resulullah (sa) altından bir yüzük edinmişti. Hemen insanlarda altından birer yüzük takıntılar. sonra Hz. Peygamber yüzüğü attı ve ben onu bir daha ebediyen takmayacağım” dedi insanlarda yüzüklerini attılar. Buhari libas, 46,47,53

Ebu Said el-Hudri(ra)rivayet ediyor: ” Bir gün Resulü Ekrem ashabı ile birlikte namaz kılarken pabuçlarını çıkarttı ve sol tarafına koydu. Oradakiler bunu görünce pabuçlarını bir tarafa attılar. Namaz bitince sizi pabuçlarınızı atmanıza sevk eden ne idi diye sordu. Onlar da gördük ki sen pabuçlarını attın dediler. Hz Peygamber (sav) Cebrail bana onlarda pislik olduğunu haber verdi ben onun için çıkarttım. Sizin çıkartmanız gerekmezdi buyurdu.” İbni Sad, Tabakat, 2/7

Cuma günü gelmişti Hz. Peygamberde hutbe okuyordu. İbni Mesud, şöyle dediğini işitti: “Oturun!” Hz. Peygamberi işittiği yerde hemen mescidin kapısında oturdu. Hz. Peygamber (sa) İbni Mesut’u görünce ona Sen beri gel Abdullah ibni Mesud! dedi.

Resulullah (as)’a hayattayken Ashabı Kiram her türlü konuda itaati işte böyleydi. Onun sözü fiili ve takriri şer’i hüküm kabul ediyorlardı ve bu konuda hiçbirisi itilaf etmemişti. Kuran’ın emrine muhalefet etmeyi kendilerine caiz görmemişlerdir. Sahabe hiçbir konuda şahsi düşüncelerini ileri sürerek Hz Peygamber’e müracaatta bulunmazlardı. Ancak dünyevi bir konuda Hz. Peygamber’e rey ve ictihatına dayalı konularda kendi görüşlerini öne sürerlerdi.

Mesela; Bedir Savaşında Habbab bin Münzir savaşta yerleşme mekanı için ona müracaatla kendisi görüşünü bildirmişti. Hz Ömer’in Bedir esirleri hakkında ve Hudeybiye Antlaşması sırasında olan müracaat etmesi gibi. Bunların dışında kalan durumlarda ise mutlak bir teslimiyet tam bir itaat ve noksansız bir benimseme ve üstlenme örneği sergilenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir