ibadet Eden Kulu Şeytanın Kandırması

ibadet Eden Kulu Şeytanın Kandırması

Birisi, bir gece Cenab- Hakk’ı zikrederek dilini, dudağını manen tatlılaştırmak için, “Allah, Allah!” diyordu. Şeytan ona dedi ki, “Senin Allah, Allah!’ demene karşılık, ‘Lebbeyk (Ne istiyorsun kulum?) sesi nerede? Ey bu sözü çok söyleyen kişi! Ne vakte kadar böyle boşuna söyleneceksin? Cenab-ı Hak’tan sana bir cevap gelmiyor, sen bu sıkılmaz, bu utanmaz yüzünle daha ne zamana kadar “Allah” deyip duracaksın?”

Adamın neşesi kaçtı, gönlü kırıldı. Zikri bırakıp başını yastığa koydu ve uyudu. Rüyasında yemyeşil, çayırlık çimenlik bir yerde Hz. Hızır gördü. Hızır (as) o şaşkına dedi ki, “Ne diye zikirden geri kaldın? Allah’ın ismini anmaktan ne diye pişman oldun?”

Adam, “Ettiğim zikir karşılığında bana bir ‘Lebbeyk (Buyur kulum!) diye bir cevap gelmiyor. Allah’ın kapısından kovulacağım diye korkup durmadayım.” dedi.

Hızır dedi ki, “Senin Allah’ deyişin, bizim ‘Buyur!’ dememizdir. Senin o yalvarışın, yanıp yakılman da bizim habercimizdir. Çünkü zikretmek arzusunu sana biz verdik. Senin, işim çok, zamanım yok, çok da yorgunum! demen, hilelere başvurman, Allah’ı gereği gibi zikredemiyorum’ diye düşünmen, çareler araman, bizim seni kendimize çekmemizden, ayağındaki dünya sevgisi bağını çözmemizdendir. Senin korkun, aşkın, bizim lütfumuzun kemendidir. Senin her ‘Yâ Rabbi!’ deyişin altında ‘Lebbeyk!’ (Buyur) deyişler vardır.”

Hak bilgisinden haberi olmayan kişinin canı, bu duadan uzaktır. Çünkü onun, ‘Yâ Rabbi!’ demesine izin yoktur; ona zikir zevki verilmemiştir.

Bir zarara, bir sıkıntıya uğradığı vakit, inleyip de Allah’a yalvarmaması için onun ağzına da, gönlüne de manevi kilitler vurulmuştur.

Cenâb-ı Hak, Firavun’a yüzlerce mülk, mal verdi de, o, ululuk, büyüklük davasına kalkıştı ve halka, “Ben sizin rabbinizim!” demeye başladı.

O kötü yaradılışlı, mayası bozuk Firavunun, Allah’a yalvarmasın, sızlanmasın diye, bütün ömründe bir defa olsun başı ağrımadı.

Allah, Firavun’a şu dünyanın bütün mülkünü, saltanatını verdi de, ona dert, ağrı, sızı, gam, keder vermedi. 

Şunu iyi bil ki, sana Allah’ı hatırlatan, seni inciten, gizlice Allaha yalvartan dert, dünya mülkünden, saltanatından daha iyidir.

Dertsiz yapılan dua, soğuktur, bir işe yaramaz. Fakat dertli iken, acı çekerken edilen dua, gönülden kopar gelir.

O dudak altından sesi çıkarman, o gizli niyazın, o geldiğin ve gideceğin ezel alemi, ruh alemini düşünmen yok mu?

İste samimi, saf ve hüzünlü bir sesle, “Ey feryadıma erişen Allah’ım! Ey tek yardımcım olan Allah’ım!” demen gerçek duadır.”

Kaynak: (Mesnevî, c. 3. b. 189-206)

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir