İmam-ı Rabbani

İmam-ı Rabbani Kimdir?

İsmi, Ahmed bin Abdülehad bin Zeynel’abidin’dir. Lakabı Bedreddin, künyesi Ebü’l-Berekat’dır. 1563 (H. 971) sene sinde Hindistan’ın Serhend (Sihrind) şehrinde doğdu. 1624 (H. 1034)’de Serhend’de 63 yaşında iken vefat etti. Türbesi oradadır. İmam-ı Rabbani ismiyle tanınmıştır. Hicri ikinci bin yılının müceddidi olmasından dolayı Müceddid-i elf-i sani; ahkam-ı İslamiyye ile tasavvufu vasletmesinden, birleştirmesinden dolayı da, Sıla ismi verilmiştir. Hazret-i Ömer’in yirmi dokuzuncu torunu olduğu için; Faruki nisbesiyle anılmış, Serhend şehrinden olduğu için de oraya nisbetle, Serhendi nispet edilmiştir. Bütün bu vasıflarıyla birlikte ismi, imam-ı Rabbani Müceddid-i elf-i sani Şeyh Ahmed-i Faruki Serhendi’dir.

Babası’nın Evlenmesi 

İmam-ı Rabbani hazretlerinin Babası Abdülehad, zahiri ve batıni ilimlerde yetişmiş, tasavvuf hallerinde kemal derecede büyük bir alim ve mürşid-i kamil idi. Gençliğinde ilmi yaymak, insanlara hizmet etmek, doğru yolu göstermek için seyahat ettiği sıralarda, Hindistan’ın meşhur kasabalarından Skedere’ye gitmişti. O memleketin asil bir ailesine mensub saliha bir hanım, ferasetiyle Abdülehad’ın mübarek bir zat olduğunu anlayıp, ona; “Kendi kucağımda terbiye edip büyüttüğüm, iffet ve ismet cevheri bir kız kardeşim vardır. Böyle saliha bir kızın sizinle nikahlanmasını arzu ediyorum. Ümid ederim ki, bu ricamı kabul edersiniz” diye haber göndermişti. Abdülehad bir müddet düşündükten sonra teklifi kabul edip, o kızla nikahlandı. Bu evliliklerinden İmam-ı Rabbani hazretleri doğdu.

İmam Rabbani’nin İlim Tahsili

İmam-ı Rabbani hazretleri ilk tahsiline, babasından ders alarak başladı. Küçük yaşta Kur’an-ı kerimi ezberledi. Arapcayı öğrendi. Güzel sesi ile Kur’an-ı kerimi pek güzel okurdu. İlminin çoğunu babasından, bir kısmını da zamanının meşhur alimlerinden öğrendi. Zamanın en meşhur alimi Mevlana Kemaleddin Keşmiri’den akli ilimlerin bir kısmını mükemmel şekilde öğrendi. Bazı hadis kitaplarını da Şeyh Ya’kub-i Keşmiri’den okudu. Alim-i Rabbani Kadı Behlul-i Bedahşani’den, hadis, tefsir ve bazı usul ilimlerinde icazet aldı. On yedi yaşında iken tahsilini tamamlayıp, akli ve nakli, füru’ ve usul ilimlerinin hepsinden icazet aldı. 

İmam-ı Rabbani hazretleri, daha önce babası Abdülehad’dan da, Ahrariyye yolunun ve bu yolda bulunanların sanını ve kıymetini duymuştu. Muhammed Baki-billah’ın huzuruna gitti. Huzuruna girince kalbinde bir nur parladı. Ahrariyye feyzine kavuşmak için hizmetine girdi. Tam bir edep ve can kulağı ile sözlerine ve hallerine bağlandı. Üstadının da Lütfü ve himmeti ile iki ay içinde kimsede görülmeyen hallere kavuştu.

Mana Aleminde Bulunması

Muhammed Baki-billah (rahmetullahi aleyh) diğer bir hadiseyi de şöyle anlatmıştır: “Hocam İmkenegi’den (rahmetullahi aleyh) icazet alıp Hindistan’a dönüyordum. Sizin de bulunduğunuz Serhend şehrine gelmiştim. Rüyada bana; “Sen bir kutbun civarındasın” dediler ve kutb olan zatın şemalini gösterdiler. İşte siz, o zatsınız.” “Yine Serhend’den geçerken, göklere kadar yükselen bir meşalenin yandığını gördüm. Şarkdan, garba kadar bütün dünya, bu meşalenin ışığından aydınlanıyordu. Sonra ziyasının gittikçe arttığını, pek çok insanın bundan kendi mumlarını yaktıklarını müşahede ettim. Bu rüyayı, sizin dünyaya geleceğinize bir müjdeci, bir işaret biliyorum.”

İcazet alması Ve Serhend’e Dönmesi

Bir kaç ay sonra, hocası Muhammed Baki-billah ona icazet verdi. Böylece tasavvuf ilminde ve hallerinde de yüksek dereceye kavuştuktan sonra, memleketi olan Serhend’e dönmesi emrolundu. İmam-ı Rabbani hazretleri, memleketine gelince zahiri ve batını ilim ve nurlarını dünyaya yaymaya, talihlileri yetiştirmeye ve yükseltmeye başladı. 

Müslümanların zayıf düştüğü, küfrün, sapıklığın, zulmetin, felsefecilerin ve sapık kimselerin her tarafı kapladığı zamanda, binlerce kafir, çok sayıda fasık ve facir, onun güzel hallerini görüp, sohbetini işitip tövbe ederek salih müslüman oldu. Onun tasarruflarının bereketi ile islam dini, bilhassa Hindistan’da çok kuvvetlendi. Ekber Şah zamanında yıkılan, ihmal edilen İslam eserleri yenilendi. İnançsızlardan pek çok kimse onun elinde müslüman oldu. Binlerce fasık tövbe etti. Muhlislerinden ve talebesinden olan Han-ı Hanan ismi ile meşhur Abdürrahim Han, Nüvab Ferid Mürteda Han, Muhammed A’zam Han gibi birçok kuvvetli, kudretli vali ve kumandanları, te’sirli mektupları ile İslamiyet’i kuvvetlendirmeğe, yaymağa, Ehl-i sünnet ve cemaat itikadını beyan etmeğe teşvik ve muvaffak eyledi. 

İMAM-I RABBANİ KABRİ ŞERİFLERİKendisine Sıla Ve Müceddid-i Elf-i Sani Denmesi

Zamanının alimleri, İmam-ı Rabbani hazretlerine Sıla ismi ile hitab ettiler. İmam-ı Rabbani hazretleri, müceddid-i elf-i sani’dir. Yani hicri ikinci bininin müceddididir. Vefatına yakın buyurdu ki: “Bir insana verilmesi mümkün olan bütün kemalleri, olgunlukları bana ihsan eylediler. Peygamber efendimize mütabe’at, tabi olmak ve verasetle bu makama kavuşturdular.” İmam-ı Rabbani hazretlerinin hayatını, menkıbe ve kerametlerini anlatmak üzere yetmişten ziyade kitap yazılmıştı. Bunların en meşhurlarından olan Hadarat-ül-Kuds kitabıdır. 

İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:

“Bize amel ve işlerden ihsan olunan şeylerin hepsi, Muhammed aleyhisselama tabi olmak, uymak sebebi ile ihsan olundu, işimin esasını Muhammed aleyhisselama tabi olmakta bilirim.” Yine buyurdu ki: “Allah Teâlâ, nihayetsiz ihsan ve kereminden bana öyle büyük ihsanlarda bulundu ki, bir kuru dala teveccüh ve himmet etsem bütün dünya ondan aydınlanır. Fakat, Allah Teâlâ’nın rızası bu gibi işlerin zuhurunda değildir. Ben de böyle şeyleri yapmak istemem.”

İmam-ı Rabbani (kuddise sirruh) Vefatı

İmam-ı Rabbani (kuddise sirruh), 1624 (H. 1034) senesinde hastalandı. Muharrem-ül-haram ayının on ikinci günü buyurdu ki: “Bana bu dünyadan öbür dünyaya gitmeme kırk veya elli gün kaldığını bildirdiler. Mezarımı da gösterdiler.” Bu sözleri dinleyenler üzüldüler ve şaşa kaldılar. Altmış üç gün hasta yattılar. Safer ayının son günü Kelime-i şehadet getirerek vefat ettiler.

İmam-ı Rabbani hazretlerinin cenaze namazını, oğlu Hace Muhammed Sa’id kıldırdı. Vefatında 63 yaşında idi. Serhend’de evinin yanında defnedildi.

İmam-ı Rabbani (kuddise sirruh) Eserleri: 

1-Mektubat: İslam aleminde İmam-ı Rabbani’nin mektubatı kadar kıymetli bir kitap daha yazılmamıştır. Mektubat, üç cilt olup, beş yüz yirmi altı mektubunun toplanmasından meydana gelmiştir. Kelam ve fıkıh bilgilerini, tasavvufun marifetlerini açıklayan uçsuz bir derya gibi eşsiz bir eserdir. Birinci cildi Hakikat Kitabevi tarafından Türkçe olarak yayınlanmıştır. 

2-Redd-i revafıd: Farisi olup, Rafızileri reddeden bu kitabın Türkçesi, (Hak Sözün Vesikaları) kitabında, bir bölüm olarak, Hakikat Kitabevi tarafından yayınlanmıştır. Arapçaya da tercüme edilmiştir. 

3-İsbatünnübüvve: “Peygamberlik nedir?” adı ile Türkçeye tercüme edilmiştir. Hak Sözün Vesikaları kitabı içinde bir bölüm olarak yayınlanmıştır. Ayrıca Arapça olan eser, İngilizce ve Fransızcaya da tercüme edilmiştir. 

4-Mebde’ ve Me’ad, 

5-Adab-ül-müridin, 

6-Ta’likat-ül-Avarif, 

7-Risale-i tehliliyye, 

8-Şerh-i Ruba’iyyat-ı Abd-il-Baki, 

9-Mearif-i ledünniyye, 

10-Mükaşefat-ı gaybiyye, 

11-Cezbe ve sülük risalesi.

Kaynak: İSLAM TARİHİ ANSİKLOPEDİSİ

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir