İnayet (Cenabı Hakk’ın Yardımı)

19.Sohbet: İnayet (Cenabı Hakk’ın Yardımı)

Ben sizlerin çoğunu, şer gördüğünde onu etrafına yayıyor, hayır gördüğünde ise onu gizliyor görüyorum; böyle yapmayın. Siz insanların vekili değilsiniz. Bırakın insanlar Allah’ın (CC) “setri” (gizlemesi) altında kalsın. İnsanları ellerinizden serbest bırakın. Onların hesabı Rabblerine (CC) aittir. Eğer Allah’ı (CC) bilseydiniz halka merhamet eder, ayıplarını örterdiniz. Eğer O’nu (CC) bilseydiniz başkalarını inkâr eder, sonra da O’nun (CC) gayrısını O’nun (CC) vâsıtasıyla bilirdiniz.

Eğer O’nunla (CC) muamelede bulunsaydınız başkasıyla muamelede bulunmaktan tiksinirdiniz. Eğer kalbiniz O’nun (CC) kapısını bilseydi, başkasının kapısından dönerdi. Nimeti O’ndan (CC) bilseydiniz, O’na (CC) teşekkür eder, başkasına teşekkür etmeyi unuturdunuz. O’ndan (CC) isteyin, başkasından istemeyin. O’nu (CC) “tevhîd edin” (birleyin) ki, birlenesiniz. Birleyen birlenir. Talep eden ve cehdeden bulur. Teslim olan ve teslimiyet isteyen selâmet bulur. Muvafakat eden muvafakat bulur. Kaderle münazaaya giren kırılır, ölür.

Firavun kaderle münazaa edip Allah-ü Teâlâ’nın (CC) ilmini (hükmünü) değiştirmek isteyince, onu kırdı geçirdi. Onu denizde boğdu. Mûsâ (AS) ve Hârûn’u (AS) ona vâris kıldı. Mûsâ’nın (AS) annesi, Firavun’un her doğan çocuğu öldürmekle görevlendirdiği cellatlardan korkunca, Allah-ü Teâlâ (CC) ona çocuğunu denize bırakmasını ilham etti. Annesi Mûsâ (AS) için çok korkuyordu. Ona şöyle hitap edildi: “Üzülme, mahzun olma; biz onu sana tekrar döndüreceğiz ve O’nu (AS) peygamberlerden biri yapacağız.”(1) Korkma, kalbin güvensin, sırrın sükûnet bulsun. Boğulacak ve ölecek diye korkma. Biz onu sana iâde edeceğiz. Onunla senin fakirliğini zenginliğe çevireceğiz.   Bu iş için bir sandık buldu, onun içine çocuğunu koydu, suya bıraktı. Sandık suyun üzerinde, Firavun’un evine ulaşıncaya kadar gitti. Oraya ulaşınca onu Firavun’un cariyeleri ve kızı buldular. Sandığı açtılar, içinde küçük bir çocuk olduğunu gördüler.

Ondan hepsi de hoşlandılar;

Onların kalplerine ona karşı merhamet duygusu konuldu. Başına güzel kokular sürdüler, giysilerini değiştirdiler. O cariyeler ve Firavun’un kızı için insanların en sevimlisi oldu. Firavun’un yakınlarından onu kim gördüyse sevdi. Bu Allah-ü Teâlâ’nın (CC): “Onun üzerine benden bir muhabbet ilkâ ettim (bağışladım)”(2) buyruğunun manasıdır. Denir ki: Mûsâ’nın (AS) gözüne kim baksa O’na (AS) muhabbet duyardı. Sonra Allah-ü Teâlâ (CC) onu annesine iade etti. Mûsâ’yı (AS) Firavun’un evinde ona rağmen yetiştirdi. Firavun’un O’nu (AS) öldürmeye gücü yetmedi.

Rabbin (CC) kendisi için seçtiğini kim kesebilir? Kim öldürebilir? O’nun (CC) koruması altında ve O’nun (CC) muhatabı olan kimseyi kim boğabilir ki? Cenâb-ı Hakk’ın (CC) muhabbet ettiği kimseye kim buğzedebilir? Hakk’ın (CC) yardım ettiği kimseyi bozguna uğratmaya kimin gücü yetebilir? O’nun (CC) yücelttiğini yere çalmaya kimin kudreti vardır? Allah-ü Teâlâ’nın(CC) tâyin ettiğini azletmeye kim güç yetirebilir? O’nun (CC) kurbiyetine aldığı kimseyi oradan kim uzaklaştırabilir?

Allah’ım (CC)! Kurb kapını bize aç. Bizi “mukarrebler”den (sana yakınlaşmışlardan) eyle. Bizi sana itâat ve çokça ibadet eden kimselerden eyle. Bizi senin askerlerinden eyle. Bizi fazilet sofrana oturt. Ünsiyet şarabından bize içir. “Bize dünyada da, ahirette de güzellik ver ve cehennem azabından bizi koru.”

(1) Kasas S. A.7.

(2) Tâ-Hâ S. A.39.

Kaynak: Abdulkadir-i Geylani (Ksa.), Cilâü’l-hâtır

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir