İptila

İptila

İnsan, başına bir iş gelirse.. Önce, kendi kendine kurtulmaya çabalar.. Muvaffak olamayınca, etraftan yardım istemeye koyulur.. Padişahlara gider, rütbe sahiplerine yalvarır. Zenginlere koşar.. Hal sahiplerine gider, dua ister, himmet ister..Eğer hasta ise doktora gider, şifa arar Bununla da kurtulamayacağını anlayınca, Allah’a döner.

Eğer kendi işini yapabilseydi, halka dönmeyecekti… İşini halkta bitire bilseydi; Hakka dönmezdi.

Burada da arzusu biraz geç kalmaya başlar, fakat, gidecek başka hiç bir yeri kalmamıştır.. Durur yalvarmaya başlar.. Dua eder; sena eder, ihtiyaçlarını teker teker sayar; yalvarır. Bunları yaparken, bir yandan reddolunmaktan korkar: bir yandan da. isteği yerine geleceğini ümit ederek sevinir…

Son, son bu halden de usanır; yaptığı dua ve niyazın işe yaramadığını zanneder… Bu kerre dua da dahil her şeyi bırakır… Saf, temiz bi halde beklemeye başlar.. Bu kez kader-i ilahi(Allah’ın emri) ne ise o zuhura gelir.. Olacak olur. herşeyde Allah’ın kudretini, kuvvetini sezer. Hareket, sükun. her ne varsa, ondan olduğunu anlar. Hayır, şer, iyilik, kötülük, almak, genişlik darlık, ölmek, dirilmek,izzet, bunların hepsinin Haktan geldiğini mana gözüyle görür.

Bu halleri görür. Ve bu halinde süt anasının elindeki çocuk gibi olur… Yıkayıcı elindeki meyyite benzer; kendinden bihaber.. Onlar istediğini yapar. Velhasıl, bir top gibi olur, gayri ihtiyari sağa sola yuvarlanır.. Bukalemun gibi renkten renge geçer… Ne kendisi için, ne de başkası için. hiçbir hareket yapamaz. Hakkın işinden başka şey görmez, Gözü onu görür; kulağı ondan işitir. Başka birşey görse veya işitse,onun için görür ve onun için işitir. Onun nimetiyle beslenir ve ona yakın olmakla refahlar…  Bu halle güzelleşir. Bununla hoş olur… Sakinleşir.

Her halde Hak’la mutmain olur… Onun sözüyle ünsiyet peyda eder. Ondan başka her şeyden çekinir ve hoşlanmaz… Daima Onun zikrine koşar. Ve öylece kalmak ister.. Bu halde kendinde yükseklik duyar… Kuvvetini Hak’tan alır. Ona tevekkül eder. Yolunu onun marifet nuru ile bulur. Onunla giyer, onunla kuşanır… Böylece Hakkın çeşitli ilimlerini öğrenir. Onun kudretiyle şereflenir. Ondan işitir. Ona yaklaşır. Dua eder hamdeder. Öylece kalır…

KAYNAK : Futuhul Gayb, Abdulkadir Geylani

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir