Îsâr الإيثار

Îsâr الإيثار

Îsâr, kişinin kendisi muhtaç iken, başkasının ihtiyacını daha önde görerek onun yardımına koşması, onu kendisine tercih etmesidir. Buna Fedakarlık ve Diğerkâmlık da denilir.

İslam ahlakının temelinde yer alan cömertlik, fedakârlık, yardımlaşma ve kardeşlik gibi güzel hasletleri yansıtan Îsâr, bir müslümanda bulunması gereken başlıca özelliklerdendir.

İslam’daki din kardeşliği olgusu diğerkâmlık, fedakarlık ve yardımlaşma gibi güzel hasletlerin ön plana çıkmasına yol açmıştır. Müminlerin birlikte yaşadıkları farklı din ve inanç sahiplerine karşı da iyi huylu olmaları, gerektiğinde onlara da cömertlik ve fedakârlık göstermeleri bir fazilettir. Bu tür cömertliklerin en güzel örneklerini bizzat Hz. Peygamber (ﷺ) ortaya koymuştur.

Diğerkâmlık Müslüman ahlakında ayrıcalıklı bir yere sahip olmakla birlikte, bir kimsenin bütün imkânlarını başkası için kullanıp kendisini ve ailesini muhtaç duruma düşürmesi ve sıkıntıya maruz bırakması da uygun bulmaz. Nitekim Hz. Peygamber (ﷺ), elindeki her şeyi sadaka olarak vermeyi sevdiği ve birçok defa böyle yaptığı halde, bu konuda dengeli olmaları hususunda ashabını uyarmış ve kişinin elindeki imkânların tamamını muhtaçlara verip sonra da başkalarından yardım istemesini kınamıştır (Dârimi, “Zekât”,25). 

Yine Hz. Peygamber (ﷺ), kendilerini yakından tanıdığı ve üstesinden gelebileceklerine inandığı Hz. Ebu Bekir gibi bazı sahabelerine bütün mallarını sadaka olarak vermelerini onayladığı halde, sahip oldukları her şeyi başkaları lehine vasiyet etmek isteyen diğer bazı sahabelerin bu isteklerine kısıtlama getirmiştir. Aynı gerekçe ile bir Müslümanın malının üçte birinden fazlasını vasiyet etmesini yasaklamıştır (Buhari, “Vesaya”, 3, Tirmizi, “Vesaya”, 1). 

Resûl-i Ekrem (ﷺ) konuyla ilgili hadislerinin birinde şöyle buyurmuştur: “Arkanda zengin varisler bırakman, onları insanların elindekine göz dikecek derecede yoksul bırakmandan daha iyidir. Yaptığın her iyilik, hatta eşinin ağzına verdiğin bir lokma bile sadakadır” (Buhârî, “Vesaya”, 2; Müslim, “Vasiyyet”, 5,8)

“…Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar…” Haşr 59/9

(Mekkeli muhacirler, ne var ne yok bütün mal varlıklarını bırakarak Medine’ye hicret etmişlerdi. Bu büyük bir fedakarlıktı. Ancak Medineli olan ve Ensar (yardımcılar) adını alan diğer Müslüman kardeşlerinin yaptığı fedakarlık örnekleri de onlarınkinden daha az değildi. Daha Medine’ye gelir gelmez onları bağırlarına basmışlar ve yuvalarını-yurtlarını onlarla paylaşmışlardı. Aralarında Hz. Peygamber’in (ﷺ)delaletiyle kardeşlik anlaşması yapmışlar, içlerinden bir kısmı evli olduğu kadınlarından bazısını boşayarak evsiz-barksız olan Muhacir kardeşlerini evlendirmek istemişlerdi. Bu paylaşma uzun süre devam etti. 

Hz. Peygamber (ﷺ) yeni yeni elde edilen mülkleri ashap arasında paylaştırıyor ve iktisadi yönden onları kendi kendilerine yeterli hale getirmeye çalışıyordu. Nadiroğulları yurdu ele geçirildiği zaman Hz. Peygamber (ﷺ) Ensar’a: İsterseniz bu malları sadece Muhacir kardeşleriniz arasında taksim edeyim ve onlar artık sizinle paylaşmakta oldukları şeyleri bıraksınlar. İsterseniz, hepiniz arasında taksim edeyim ve onlar eskisi gibi sizin yanınızda kalmakta devam etsinler.” diye bir teklifte bulundu. 

Ensar, bu teklife karşılık: “Ya Resulallah(ﷺ)! Siz o mülkü Muhacir kardeşlerimiz arasında taksim edin: fakat onlar yine eskisi gibi bizim yanında kalmaya devam etsinler.” diye cevap verdiler ve kendileri de ihtiyaç içerisinde olmalarına rağmen büyük bir isar örneği gösterdiler. Bu sayede hem Hz. Peygamber(ﷺ)‘i  hoşnut ettiler, hem de Allah’ın rıza ve övgüsünü kazanmış oldular.

“Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve esire yedirirler.” İnsan 76/8.

Bu âyet, bazılarına göre Ensar’dan Ebad-Dahdah (r.a.) hakkında inmiştir. Bu zat bir gün oruç tutmuştu. İftar zamanında bir yoksul, bir yetim ve bir esir geldi. Dört ekmeğinden üçünü onlara yedirdi. Kendisi ve ailesi için ancak bir ekmek kalmıştı. Hz. Ali ve ailesi hakkında da indiği de söylenir. 

Ebû Hureyre (r.a.) anlatır:

Bir adam Rasulullah’a (ﷺ)gelerek: “Ben aç ve çaresizim!” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (ﷺ) hanımlarından birine haber gönderdi. O da: Seni hak dinle gönderen Allah’a yemin olsun ki, evimde sudan başka bir şey yok” dedi. Sonra başka bir hanımına haber gönderdi, bu da onun gibi söyledi.

Hatta bütün hanımları:

“Hayır, seni hak dinle gönderen Allah’a yemin olsun ki, evimde sudan başka bir şey yok.” diye aynı şeyi söylediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (ﷺ): “Bu zatı bu gece kim misafir edecek?” diye sordu. Ensar’dan bir adam: “Ben, ya Rasulallah!” dedi ve onu evine götürdü. 

Hanımına: “Rasûlullah’ın (ﷺ) misafirine ikram et!” dedi.

Bir rivayette hanımına: “Yanında bir şey var mı?” dedi. Kadın: “Hayır! Yalnız çocuklarımın yiyeceği var.” diye cevap verdi. (Adam): “Sen onları bir şeyle oyala! Akşamlık yiyecek istedikleri zaman onları uyut, misafirimiz girdiği zaman lambayı söndür ve ona biz de yiyormuşuz gibi yapalım!” dedi. Oturdular, misafir de yedi. (karı-koca ise açlıktan) kıvranarak gecelediler. Sabah olunca Hz. Peygamber’e (ﷺ) vardı. O da (kendisine): “Bu akşam Yüce Allah, (kan-koca) her ikinizin misafirine yaptığına taaccüble hoşnutluk buyurdu” dedi. (Buhari, Tefsir, 59/6, Menâkibu’l-Ensar, 10: Müslim, Eşribe. 172 (9/382).

İslam tarihinde görülen bazı diğerkâmlık örnekleri, yerine göre kişinin sevdikleri için kendi canından vazgeçmesinin de bir fazilet olduğunu göstermektedir. Mal ile Îsâr’dan daha üstün olan bu tür Îsâr’ın en güzel örneklerinden biridir.

Hz. Peygamber (ﷺ)’in vefatından sonra Hulefa-i Raşidinden Hz. Ömer’in döneminde Doğu Romalılara karşı yapılan Yermük Savaşında (15/636) gerçekleşmiştir. Savaşta ölümcül yaralar alan Haris b. Hişam, Ayyaş b. Eba Rebia ve İkrime b. Ebu Cehil adlı üç sahabe, son nefeslerinde kendilerine uzatılan suyu birbirlerine ikram etmişler, ancak her üçü de suyu içemeden şehit düşmüştür.

Müslüman sadece kendisi için değil aynı zamanda başkalarının iyiliği için de yaşayan insandır. Bu yönden sahip olduğu her türlü imkanı yeri geldiğinde insanların hizmetine sunmaktan çekinmemelidir. Her insanda bulunması mümkün olan bencillik, dünya malına tamah, mal biriktirme arzusu, açgözlülük ve cimrilik gibi kötü hasletlerden uzak durması gereken Müslüman ancak diğerkâmlık, cömertlik ve ihsan gibi özellikler sayesinde bu kötü hasletlerin üstesinden gelebilir.

 

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın