İtidal

İtidal (Orta Yol)

İslam dini orta yolu tutan bir dindir. Kur’an-ı Kerim’de İslam ümmetini ilahi hitabın son temsilcileri olarak diğer bütün ümmetler hakkında şahitlik yapacak “vasat” orta bir ümmet olarak tanımlanmıştır.

 

Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet[vasat] yaptık. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resul’e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.” Bakara / 146 

 

Allah Kullarından; her türlü aşırılık, sapkınlıktan uzak kalan, adaletli, ölçülü ve dengeli bir inanç ve yaşam biçimi ile sırat-ı müstakim üzere olunması istenmiştir. Onda getirilen bütün hükümler ifrad ve tefrit arasında orta bir yolu teşkil eder. Takatınızın yetmeyeceği yükümlülüklerle sizi zorlamaz. Eğer meşakkatin çoğalıp dayanılmayacak bir hal alması durumunda ruhsatlar getirilmiş ve ruhsatlarla amel edilmesi yerine göre azimetle amel edilmekten iyi görülmüştür. 

 

İslam ümmetine mensup her bir fertten bireysel veya toplumsal hayatın her alanında ölçülü ve dengeli bir tavır içinde olması beklenir. Yani dürüstlük üzere, adaletli, dengeli, sağduyulu, ölçülere, edeplere uyan insaflı bir fert olması beklenir.

 

Kişi dengeli olmalı, gadabını, aklı ve şehvetini bir dengede tutması ve bunda ifrat ve tefrite düşmemesi gerekir. Denge bozulur ise bu üçlüyü yerli yerinde ve ölçüsünde dengeli kullanılmaması zulmün, adaletsizliğin ve her türlü kötülüğün yapılmasına ve yayılmasına sebep olur.  

 

Ey İnananlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahitler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin; adil olun; bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’tan sakının, doğrusu Allah işlediklerinizden haberdar’dır.” Maide/8

 

“Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır. “ A’raf / 179

Arzularınız kontrol altına alınmaz ise denge bozulur. Bu Arzular kontrol altına alınırsa  itidalli davranılması ile kişi bu sefer iffetli olur. Öfke kontrol altına alır ise fert adil olur. Akılda itibarlı kişi olursa hikmetli olur ve bilgelik kendisinde oluşur.

Kur’an’da itidal kelimesi geçmemektedir. Ayetlerde ahlaki eğilimler huylar tutum ve davranışlar gösterilen her türlü aşırılık ve sapma yenilmiş bu hususta itidal de davranmanın önemi işaret edilmiştir:

 

“Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır, (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun.” İsra/29

 

“De ki: «İster Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler O’na hastır.» Namazında yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut.” İsra/110

 

“Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.” Furkan/67

 

“Ey Âdem oğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yiyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” A’raf / 31

 

“Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın (öldürülür). Ancak her kimin cezası, kardeşi (öldürülenin velisi) tarafından bir miktar bağışlanırsa artık (taraflar) hakkaniyete uymalı ve (öldüren) ona (gereken diyeti) güzellikle ödemelidir. Bu söylenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra haddi aşarsa muhakkak onun için elem verici bir azap vardır.” Bakara/178

 

“Fitne tamamen yok edilinceye ve din (kulluk) de yalnız Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık ve saldırı yoktur.” Bakara/198

 

“Onlardan bir kısmı da: Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru! derler.” Bakara/201

—-*—

Hz Peygamber (ﷺ)’de ibadetlerden yeme içmeye giyim kuşama ve bunun gibi ihtiyaçlara kadar hayatın her alanında dengeli ölçülü olmaya önem vermiş genel olarak duyular, duyguların tutum ve davranışların normal ve dengeli olmasını ümmetinden istemiştir

 

“Aşırı sevgi gözü kör kulağı sağır edebileceği uyarısında bulunmuş insanların sevdiklerini ölçülü sevmeye çağırmıştır.” (Ahmet Bin hanbel el-müsned 496 Ebu Davud edep 116 Tirmizi 160)

Eba Vail Şakik b.Seleme anlatır: Abdullah b. Mesud bize her perşembe gönü vaaz ve nasihatte bulunurdu. Bir adam kendisine: “Ey Abdurrahman’ın babası! Biz senin konuşmanı seviyor, onu arzu ediyoruz. Bize her gün konuşmuş olmanı diliyoruz” dedi. Bunun üzerine (Abdullah b. Mesûd) şunu söyledi: “Sizinle konuşmaktan beni men eden şey, sizi bıktırırım korkusudur. Gerçekten Hz. Peygamber’in (ﷺ) bizi bıktırır endişesiyle vaaz için uygun anları kolladığı gibi ben de sizin için uygun anları kolluyorum.” (Buhari, ilim, 12 : Müslim. Müsafirin, 83 (11/229) 

 

Enes b. Mâlik (r.a.) anlatır: 

Bir kere (ashaptan) üç kişi Rasûlullah’ın (ﷺ) ibâdetini sormak (ve öğrenmek) üzere Hz. Peygamber(ﷺ)’in hanımlarının evlerine gelmişlerdi. Bunlara Hz. Peygamber’in ibâdeti (nin ne kadar ve nasıl olduğu) haber verilince güya azımsayarak (bir ağızdan): “Biz nerede, Rasûlullah nerede? Muhakkak ki Allah, Peygamberinin geçmiş ve gelecek bütün günahlarını mağfiret etmiştir.” dediler. (Sonra da şöyle ahdettiler:) 

İçlerinden birisi:

“Ben geceleri daima namaz kılacağım.” dedi. Öbürüsü de: “Ben de ömür boyu oruç tutacağım.” dedi. (Üçüncüsü): Ben de ömür boyu kadınlardan ayrı yaşayacağım hiç evlenmeyeceğim.” dedi. Onlar böyle konuşurken Resulullah’ın (ﷺ) yanlarına gelerek:

“Siz şöyle şöyle diyen kimselersiniz değil mi? Fakat şunu biliniz ve iyi düşününüz ki; ben sizin Allah’tan en çok korkanınız ve en ileri seviyede takva sahibi olanınızım (Bununla birlikte gecenin bir kısmında) namaz kılarım, (bir kısmında da) uyurum, kadınlarla da evlenirim. (İşte benim sünnetim budur) Her kim benim sünnetimden yüz çevirirse, o benden değildir.” buyurdu. (Buhari, Nikah. 1: Müslim, Nikah 5 17/216): Ebû Dâvûd, Tatavvu, 27 Ramadan, 1; Nesai. Sıyam. 76: Dârimi, Nikah, 3 : Ahmed, 2/158, 3/241, 259, 285, 5/409, 6/268)

—-*—

Ebû Hureyre’den (r.a); Hz. Peygamber (ﷺ) şöyle buyurur: “Bu din, kolaylık dinidir. Hiçbir kimse yoktur ki (bu) din hususunda (amellerim mükemmel ve kusursuz olsun diye) kendini zorlasın da din, ona galip gelmesin (ve ezilip büsbütün amelden kesilmesin). Öyle olunca orta yolu takip edin, iſrat ve tefritin ortasını bulun (Böyle yaparsanız) size müjde olsun ki (amelin azına da pek çok ecir verilir) (Hayat seferinde yola çıkarken ömrünüzün sabahından, (dinlenme vakti olan) akşamdan, biraz da geceden yardım isteyin (de kendinizi yormayınız.)

Buhâri’nin diğer bir rivayetinde de: (Ashabım!) Doğruluğa dikkat edin, ibadetinizde ifrata düşmeyin. (Yolcu gibi) gündüzün ilk ve son saatlerinde yürüyün gecenin bir saatinden de istifade edin. (Her hal ve hareketinizde) itidali elden bırakmayın ki maksadınıza ulaşasınız” (Buhâri, İmân, 29 : Müslim, Münafikun. 78 (11/224): Ahmed, 5/69: İbn Hibban Hadis No: 351, 352)

 

Allah’a olan taatinizi gerçekleştirme konusunda zinde olduğunuz ve kalplenizin meşgul olmadığı anlarda işleyeceğiniz amellerden istifade etmeye çalışın. Öyleki ibâdetlerden haz alasınız, usanmayasınız. Böylece amacınıza ulaşırsınız. Nitekim tecrübeli yolcu da bu vakitlerde yol alır. Hem kendisi hem de bineği sair vakitlerde dinlenir, istirahat eder. Böylece varacağı yere yorgun düşmeden ulaşır. Allah’u a’lem!

 

İbn Mesud’dan (r.a.): Resulullah (ﷺ)şöyle buyurur: “İnce eleyip sık dokuyanlar helak olmuştur.” O bunu üç defa söyledi. Müslim, ilim 7(10/657) Ebu Davud, Sünnet 5 Ahmed 1/386 

 

Rasûlullah (ﷺ) şöyle buyurmuştur: “işlerin en hayırlısı orta olanıdır.” Beyhaki, Nihaye, 5/184

 

(Övgüye değer her hasletin kötü olan iki ucu vardır. Mesela: cömertlik güzel bir şey iken bunun iki tarafında yer alan ve ifrat ve tefriti temsil eden savurganlık ve cimrilik yerilmiştir. Keza cesaret (şecaat) bir meziyet iken saldırganlık ve korkaklık yerilmiş iki aşırı ucu temsil etmektedir.)

 

Rasulullah (ﷺ)şöyle buyurmuştur: “Sevdiğini ölçülü sev, belki günün birinde buğz ettiğin kişi olur; buğzettiği kimseye de ölçülü buğzet, belki günün birinde sevdiğin kişi olur. (Tirmizi, Birr, 60 : Beyhaki.)

 

“Eğlenin, oynayın; şüphesiz ben dininizde katılığı hoş görmüyorum. Beyhaki. (Feyzu’l-kadir, 2/161.)

[Zamanımızda müslümanların icra ettikleri düğün ya da sünnet merasimlerini hem de sünnet adı altında- sevgili Peygamberimiz (s. a) görse acaba ne derdi? Bu günümüz müslümanlarının nerede nasıl davranacaklarını unutmuş olduklarını görülmektedir. Adeta ağlayacağı yerde gülen, güleceği yerde de ağlayan insanların tavrı sergilenmektedir.]

 

Rasûlullah (ﷺ) şöyle buyurmuştur: “Kalplerinizi zaman zaman mübah olan eğlence ile dinlendiriniz.” Deylemi: Ebû Nuaym, Kadai (Enes’den) | Keşfu’l-hafa. 1/524)

 

Rasûlullah (ﷺ) şöyle buyurmuştur: “Kul nasıl ki Rabbinin mağfiret etmesini sever. Allah Teâlâ da ruhsatlarının kabul edilmesini sever.” Taberani. (Yaklaşık olarak bkz. Ahmed 2/108.1

 

Ebû Hureyre’nin (ra) rivayetine göre: Resulullah (ﷺ) bir hutbesinde: “Ashabım! Sizden hiç birinizin ibâdeti asla kendisini kurtarmaz.” buyurmuştur. Bunun üzerine ashap: “Ya Rasûlullah! Seni de mi ibâdetin kurtarmaz?” diye sordukları zaman Allah’ın Rasûlü(ﷺ): “Evet beni de. Şu kadar ki, Allah beni rahmetiyle örtüp muhafaza etmiştir.” buyurdu. (Devamla:) “(Ashabım!) Doğruyu arayın. (ibadetinizde ifrata düşmeyin Hiç olmazsa ona) yaklaşın Gündüzün ilk ve son saatlerinde yürüyün, gecenin de bir saatinden istifade edin. (Her hal ve hareketinizde) itidali elden bırakmayın ki maksadınıza ulaşasınız. Buhari, Rikak, 18. Merda, 19 Müslim Münafikun, 78 (11/224) İbn Mace Zühd.20 Darimi. Rikak 24 Ahmed 2/235 256 264, 319. 326

 

“Allah hakkınızda kolaylık diler zorluk dilemez.” Bakara 185

Dinde aşırılık eski toplumların sapmalarını ve yıkılmalarını hazırlayan sebepler arasında bulunan kötü bir huydur. Mü’minlere düşen görev hem ahlaki Kemal’e erişmek için bireysel hem de ümmetin ferdi olarak toplumsal hayatlarında sırat-ı müstakim üzere olmalarıdır. Böylece her konuda itidali benimseyip “vasat” Ümmet olmanın gereklilikleri yerine getirmelidir.

 

Ferdi, ailevi ve toplumsal hayatta her zaman Kur’an ve sünnet üzere tavsiye edilenleri dikkate alarak bir hayat tarzı edinilmelidir. Amellerden güç getirebileceğiniz şeyleri yapmaya çalışırız Çünkü siz usanmadıkça Yüce Allah Asla cevap vermekten usanmayacaktır.” (Müslim siyam 77)

Yaptığımız ibadet ve amellerle insanları zora sokma ve onlara bu yolda görevliler yüklemeyin onların nasıl bir yol tutulduğunu anlamasını sağlayın nefret ettiren olmayın.

 

Zeynep’in ipleri din hayatı için birçok örnek içinden sadece biridir onu vererek konuyu bitirelim inş.

İki direğin arasına bağlı ipler vardı. Efendimiz (ﷺ) Onun ne olduğunu sordu “Zeynep’in namaz kılar, yorulduğu zaman yada gevşeklik geldiğinde ona tutunur” dediler. Efendimiz (ﷺ) çözün onları sizden her biriniz zinde oldukça kılsın yorulduğu veya gevşeklik hissettiği zaman otursun buyurdu. (Buhari, Teheccüd,18; Müslim, Müsafirin,219; Nesai Kıyamul Ley,17;İbn Mace İkame 184)

 

Allah’ım bize Rahmetinle muamele eyle her daim itidal üzere  ve sıratı müstakimden bizi ayırma… 




50% LikesVS
50% Dislikes

Bir Cevap Yazın