İtmi’nan 

İtmi’nan Ne Demektir? 

İtmi’nan kulun aklını tercih ederek imanını güçlendirmesi, ilimde derinliğine vukuf olması ile birlikte yerinde sağlam ve devamlılık kazanarak zikrinin duru ve hakikatinin sabit olmasıdır. İtmi’nan, müşahedeyi gerektirir.

Allahu Teala buyuruyor ki : “Ey itmi’nana ermiş nefs” Fecr:27 bu ayetin tefsirinde itmi’nanın imanla olduğu belirtilmiştir. Allahu Teala bir başka ayet-i kerimede şöyle buyurur: “Onlar iman etmişlerdir ve kalpleri Allah’ın zikri ile itmi’nana ermiştir. İyi bilin ki kalpler ancak zikr-i ilahi ile itmi’nana erer.” Rad : 28

İbrahim Aleyhisselam’ın kıssasında da İbrahim Aleyhisselam Allahu teâlâ’ya: “Fakat kalbimin mutmain olmasını istiyorum.” Bakara: 260 şeklinde niyazda bulunmuştur.

İtmi’nan üç türlüdür:

1- Avamın İtmi’nanı:

Avam Allah’ı zikretmekten dolayı mutmain olurlar. Onların itmi’nandan nasipleri dualarının kabul edilerek rızıklarını bollaşması belaların ortadan kalkmasıdır. “Ey itmi’nana ermiş nefs” Fecr:27 ayetinde anlatılan itmi’nan bu anlamdadır. Yani onlar belaların defini ve rızkın bollaşmasını sağlayacak olanın sadece Allah olduğuna inanmışlardır demektir.

2- Havasın İtmi’nanı:

Kazaya rıza, belaya sabır gösteren, İhlas, Takva ve sekinet ehli kimselerdir. Bunlar şu ayetlerde beyan olunan gerçeklerle itmi’nana ermişlerdir. “Çünkü Allah takva ehli ve ihsan erbabından olanlarla beraberdir.” Nahl: 128 “Allah sabredenlerle beraberdir.” Bakara :153 Havastan olan itmi’nan ehli kimseler, ayetlerde geçen Allah ile beraberlik lafzıyla itmi’nan ve sekinet bulmuşlardır. Yoksa onların itmi’nanı  taat ve ibadetlerini görme haliyle karışık ve bulanıktır.

3-Ahassu’l-havasın İtmi’nanı:

Bunlar Heybet ve azametinden dolayı sırlarının Allahu Teâlâ’ya itmi’nana ve onunla sekinete ermeye güç yetiremeyeceğini bilen kimselerdir. Çünkü Allah’ın idrak olunabilecek bir nihai sınırı yoktur ve “Hiçbir şey onun misli gibi olamaz.” Şura: 11 “Hiçbir şey ona denk değildir.” İhlas: 4  Gönlünde eşyayı böyle değerlendiren bir kimsenin kalbi nasıl sükunet bulsun, nasıl itmi’nana ersin? Kalbi sükunet bulmadığı için daha ileri gitmek ve ziyadeliklere ermek isteyen kimseler vehim ve hayalin bulunmadığı bir deryaya düşerler. Vasıti

Sehl bin Abdullah şöyle der: “Kulun Kalbi mevlası ile sükunet bulup onunla itmi’nana erince kulun hali kuvvet bulur. Kuvvet bulunca da her şey artık onunla ünsiyet eder.”

Hasan Bin Ali Damğani ye “Onlar ki İman ettiler ve kalpleri Zikr-i ilahi ile itmi’nana erdi.” Ra’d:28 ayetinden sordular. O şöyle konuştu: “Kalpler Allah’ın azamet ve celâl sıfatını tanıyınca heyecanlanıp coşar, rahmet de fazlını (cemalini) tanıyınca neşelenir; Sıdkı’nı ve her şeye kafi olduğunu görünce sukünete erer; ihsanını ve lütfunu tanıyınca da onunla üns haline geçer.”

Şibli’den Ebu Süleyman Darani’ye ait şu sözün manasını sordular : Nefs, azığı hazır olunca mutmain olur. Şibli dedi ki: “Bu söz nefis, kendisine rızık vereni tanıyınca mutmain olur.” demektir.

Kaynak: El-Luma Serrac islam Tasavvufu

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir