Kâf Suresi

Kâf Suresi

Kâf Suresi Hakkında

Kur’anı Kerimdeki sıralamaya göre 50. Suredir. Mesani Kısmının sureler grubunun altıncı suresidir. 45 ayettir. Mekke’de inmiştir.  

Kâf Suresi Konusu

Bu mübarek’ sure Mekke’de inmiş olup Allah’ın birliği, risâlet ve öldükten sonra dirilme gibi İslami inanç esaslarını ele alır. Fakat surenin önem verdiği asıl konu, “öldükten sonra dirilme ve haşr” konusudur. Hatta bu konu, hemen hemen bu mübarek surenin özel konusudur. Kur’an bu ko­nuyu parlak ve kesin delillerle ele alır. Bu mübarek sûre korkutucu, duygu­ları çok etkileyici, kalbi titretici, ruhu sarsıcıdır. İçinde bulunan tergîb ve terhîb (teşvik ve korkutma) unsurlarıyla ruhlarda hayrete düşürecek korku­lar ve şiddetli titremeler meydana getirir.

Bu sure Kureyş kâfirlerinin son derece hayret edip İnkâr ettikleri bir esas meseleyle başlar. O da öldükten sonra dirilme ve yok olduktan sonra yeniden canlanma meselesidir: “Kâf, Şerefli Kur’an’a andolsun. Kâfirler, aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da, “Bu, şaşılacak bir şeydir” dediler. “Biz, öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirileceğiz)? Bu, uzak bir dönüştür…”

/*/

Daha sonra bu sure müşriklerin yani yeniden dirilmeyi inkâr edenle­rin dikkatlerini, Allah’ın yüce kudretine çeker. Yüce Allah’ın bu kudreti, bu görünen kâinatın sahifelerinde, göklerde ve yerde, suda ve bitkide, meyve ve tomurcukta, hurma ve ekinde tecelli etmektedir. Bütün bunlar, Yüce Al­lah’ın kudretinin kesin delilleridir: “Üstlerindeki göğe bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmişiz…”

Bu mübarek sure, geçmiş milletlerin yalanlayıcılarından ve onların basma gelen türlü musibet ve azaplardan söz etmeye geçer ki, Mekke kâfirlerini, geçmiş kavimlere gelenlerin onların da başına gelmesinden sakındırsın: “Onlardan önce Nûh kavmi, Ress halkı ve Semûd da yalan­lamıştı…”

Daha sonra sure, ölüm sarhoşluğundan, haşr korkusundan, hesabın dehşetinden ve o zor günde suçlunun karşılaşacağı sıkıntı ve şiddetlerden bahseder. Bu sıkıntılar neticede onu cehenneme atar: “Sûr’a üfürülür. İşte bu, geleceği vaad edilen gündür…”

Bu mübarek sure, “Hak ses” ten bahsederek sona erer. Bu ses, öyle bir sestir ki, seslenildiğinde insanlar, sanki yayılmış çekirgeler gibi kabirlerin­den çıkarlar. Hesap ve ceza için sevk edilirler. Onlardan hiçbiri Allah’a gizli kalmaz. Bu ayetlerle, müşriklerin yalanladığı öldükten sonra dirilme ve haşir ispat edilmektedir: “Çağıranın, yakın bir yerden sesleneceği güne ku­lak ver. O gün insanlar o hak sesi işiteceklerdir. İşte bu, çıkış günüdür..

Kâf Suresi Meali

Bismillâhirrahmanirrahîm

  1. Kâf. Şerefli Kur’ân’a andolsun.
  2. Doğrusu  kâfirler  aralarından  bir uyarıcının gelmesine şaştılar da, “Bu şaşılacak bir şeydir” dediler.
  3. Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman ha…! Bu uzak bir dönüştür.
  4. Biz, toprağın onlardan neleri eksilttiğini kesin­likle bilmekteyiz. Yanımızda o bilgileri koruyan bir ki­tap vardır.
  5. Bilakis, onlar, Hak kendilerine gelince yalan­ladılar. Şimdi onlar  karmakarışık bir haldedirler.
  6. Üstlerindeki göğe bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmiş ve nasıl donatmışız? Onda hiçbir çatlak da yok.
  7. Yeryüzünü de döşedik ve ona sabit dağlar koy­duk. Orada gönül açan her türden (bitkiler) yetiştirdik.
  8. Bunlar, Allah’a yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ibret vermek içindir.
  9. Gökten bereketli bir su indirdik, onunla bahçe­ler ve biçilecek taneler bitirdik.

10, 11. Kullara rızık olması için, birbirine girmiş, küme küme tomurcuklan olan uzun uzun hurma ağaç­ları yetiştirdik. Ve o su ile, ölü beldeye can verdik. İşte hayata yeniden çıkış da böyledir.

  1. Onlardan  önce  Nuh  kavmi, Ress halkı ve Semûd da yalanlamıştı.
  2. Ad, Firavun, Lût’un kardeşleri de
  3. Eyke halkı ve Tubba kavmi de. Bütün bunlar peygamberleri yalanladılar da onlara azabım hak oldu.
  4. İlk yaratışta acz mi gösterdik? Hayır, onlar yeni bir yaratılıştan şüphe etmektedirler.
  5. Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin kendi­sine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız.
  6. Onun sağında ve solunda oturan, iki alıcı me­lek vardır.
  7. İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında gözetle­yen bir melek hazır bulunmasın.
  8. Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir de, “İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir” denir.
  9. Sûr’a üfürülür, işte bu da geleceği vaad edilen gündür.
  10. Herkes, yanında bir sürücü ve bir de şahitle beraber gelir.
  11. “Andolsun sen bundan gaflette idin; şimdi biz senin perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir”

23, 24, 25, 26. Yanındaki arkadaşı, “İşte bu yanım­daki hazır” der. (İki meleğe şu emir verilir): “Haydi ikiniz her inatçı kâfiri, hayra bütün hızıyla engel olanı, azgın şüpheciyi Allah ile beraber başka ilâh edineni, cehenneme atın, şiddetli azaba bırakın”.

  1. Müşrikin arkadaşı (şeytan) der ki: Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi.
  2. Allah buyurur: Huzurumda çekişmeyin! Ben size daha önce uyarı göndermiştim.
  3. Benim huzurumda söz değiştirilmez ve Ben kullara asla zulmedici değilim.
  4. O gün cehenneme “Doldun mu?” deriz. O da “Daha var mı?” der.
  5. Cennet de takva sahipleri için, uzak olmayan bir yere yaklaştırılır.

32, 33. “İşte size vaad edilen budur. Ki o, Allah’a yönelen, emirlerine riayet eden, görmediği halde Rahman’dan korkan ve Allah’a yönelmiş bir kalp ile gelen kimselere mahsustur.”

  1. Oraya selâmetle girin. İşte bu, ebedî yaşama günüdür!
  2. Orada onlara diledikleri her şey vardır. Katı­mızda fazlası da vardır.
  3. Biz, onlardan önce kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri helak etmişiz­dir, kurtuluş var mı?
  4. Şüphesiz ki bunda aklı olan veya hazır bulu­nup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.
  5. Andolsun biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.
  6. Dediklerine sabret. Güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tesbih et.
  7. Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardın­dan da O’nu tesbih et.
  8. Çağıranın yakın bir yerden nida edeceği güne kulak ver.
  9. O gün insanlar bu hak sesi işiteceklerdir. İşte bu, çıkış günüdür.
  10. Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Dönüş de ancak bizedir.
  11. O gün yer yarılır, onlar çabucak ayrılır. Bu, bize göre kolay olan bir haşirdir.
  12. Biz onların dediklerini çok iyi biliriz. Sen on­ların üzerinde bir zorlayıcı değilsin, uyarımdan kor­kanlara Kur’an’la öğüt ver.
Kâf Suresi Nüzul Sebebi

Katâde’den şöyle rivayet edilmiştir: Yahudiler dediler ki: “Allah, gök­leri ve yeri altı günde yarattı. Bu günlerin başı pazar, sonu ise Cuma’dır. Al­lah bunları yaratırken yoruldu. Cumartesi günü dinlendi.” Yahudiler bu gü­ne, “dinlenme günü” dediler. Bunun üzerine Yüce Allah, sözlerinde onları yalanladı. Şu mealdeki ayet indi: “Andolsun biz gökleri yeri ve ikisi ara­sında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk dokunmadı..”

Kâf Suresi’nin Fazileti Ve Faydaları

Resulullah (ﷺ) buyurdu ki: “Her kim Kaf suresini okursa,ölüm anında kolay can verir.” Ebû-Leys Semerkandî, Tefsîrul-Kur’ân, 6/50-65; Kadı Beyzâvî, Beyzâvî Tefsir (Envârut-Tenzîl ve Esrârut-Te’vîl), 2/426

Cuma geceleri okuyan kimse, Ahiret saadetine nail olur.

Kim Kaf suresini yağmur suyuna okur ve içmeye devam ederse, Allah’u Teala onu karın ağrılarından kurtarır.

Hastanın başında hiç kimse ile konuşmadan okursa ve buna 7 gün devam edilirse, hasta şifa bulur veya Allah’u Teala’nın rahmetine kavuşur.

Yağmur suyunun üzerine kaf suresinin 1-11. ayetlerini okur, çiçek açtıkları zaman ağaçların köküne dökerse, meyveleri bol olur.

KAF suresini her Cuma gecesi üç kere okuyan kimsenin gözü nurlanır, görme hassası asla azalmaz, daima gözü ayrın ve mesrur olur.

Hz. Peygamber (ﷺ)bayram namazlarında Fatiha’dan sonra Kâf ve Kamer surelerini okumuştur. (Müslim, Salâtü’l-îdeyn, 14, 15) Ayrıca bu sure, Resûlullah (ﷺ)ın özellikle sabah namazlarının ilk rekatında sıkça okuduğu sureler arasında yer alır. (Dârimî, Salât, 66; Müslim, “Şalât”, 168-169)

Diğer taraftan Hz. Peygamber (ﷺ)in cuma hutbelerinde de çoğunlukla Kâf suresini okumuş olması surenin ihtiva ettiği konuların, özellikle ahiretle ilgili açıklamaların ve uyarıların önemine, bunların insanlara sıkça hatırlatılmasının gerekliliğine işaret etmektedir. Resûl-i Ekrem (ﷺ)in komşusu Ümmü Hişâm bint Harise, Kâf suresini cuma hutbelerinde Resulullah(ﷺ) dan dinleyerek ezberlediğini belirtmektedir. (Müslim, Cuma, 50-52)

Bazı tefsirlerde yer alan, “Kâf ve’l-Kur’âni’l-mecîd’i öğrenin.” (bk. Âlûsî, Kaf Suresi tefsiri) ve, “Kim Kâf suresini okursa Allah onun ölüm sıkıntılarını hafifletir.” (Zemahşerî, Kaf Suresi tefsiri) şeklindeki hadislerin zayıf olduğu söylenmiştir. (İbn Arrâk, Tenzihü’ş-Şeria, I, 297; bk. TDV İslam Ansiklopedi, Kaf Suresi md.)

 

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın