Kamer Sûresi

Kamer Sûresi

Kamer Sûresi Hakkında

Kur’an-ı Kerim’deki Sırasına göre 54. suredir. Mufassal Sureler grubunun dördüncü suresidir. Mekke’de inmiştir. 55 ayettir.

Kamer Sûresi Konusu

Kamer Sûresi Mekke’de inen sûrelerdendir. İslam inançlarının esas­larını ele alır. Sûre baştan sona kadar, Kur’an’ı yalanlayanlara karşı şiddetli ve korkunç bir saldırıdır. Sûrenin ana karakteri tehdit, korkutmadır. Uyan görevini yapanların mazur olduğunu ifade eder. Bunların yanında, çeşitli azap ve helak sahnelerini de anlatır.

Bu mübarek sûre, insanların efendisinin birçok mucizesinden biri olan o kevnî mucizeyi, yani ayın yarılması mucizesini anlatarak başlar. Bu olay, müşriklerin, Peygamber (a.s.)’den, doğruluğunu gösteren açık bir mu­cize istedikleri zaman meydana gelmişti. Müşrikler, onun peygamberliğini tasdik etmeleri için ayı yarmasını istediler. Buna rağmen kibirlenip inat et­tiler: «Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. Onlar bir mucize görürlerse hemen yüz çevirir ve “eskiden beri devam eden bir büyüdür” derler.»

Sonra bu sûre, duyguları sarsacak ve o çetin günün şiddetinden ruhlar­da korkuyu harekete geçirecek ürpertici bir üslupla, kıyametin şiddet ve sıkıntılarından söz etmeye başlar: «Çağıranın, görülmemiş, tanınmamış bir şeye çağırdığı gün sen de onlardan yüz çevir. Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi gözleri düşük bir halde ve davetçiye koşarak kabirlerden çıkarlar. Kâfirler, “Bu, çok çetin bir gün” derler.»

Mekke kâfirlerinden sonra söz, yalanlayanların yıkılıp gitmelerine ve dünyada başlarına gelen çeşitli azap ve helake gelir. Buna Nuh’un (a.s.) kavminden başlar: «Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanladı. Hem de ku­lumuzun yalancı olduğunda ısrar ederek, “o delirdi” dediler. Ve Nûh zor du­ruma düşürüldü.»

Bunun ardından söz, geçmiş milletlerden peygamberleri yalanlayan ve dolayısıyle Yüce Allah tarafından korkunç bir şekilde helak edilen ve toptan yok edilen azgın zorbalara gelir. Âyet-i Kerimeler Âd, Semûd, Lût, Firavun kavimlerini ve bunların dışındaki azgın zorbaları geniş bir şekilde, başlarına gelen türlü azapları tasvir ederek anlatır.

Peygamberleri (aleyhimu’s-selâmı) yalanlayanların başlarına gelen bu elem verici azap ve ceza sahnelerini arz ettikten sonra sûre, Kureyş’e hitap etmeye yönelir. Onları böyle, hattâ daha şiddetli ve kötü bir şekilde yıkılıp gitmekten sakındırır: «O topluluk yakında hezimete uğrayacak ve arkalarına dönüp  kaçacaklar.  Hattâ kıyamet,  onlara vadedilen asıl  saattir. Kıyamet daha kötü ve acıdır.»

Sûre, suçlu bedbahtların sonlarını anlattıktan sonra, Kur’an’ın entere­san üslubu olan hem korkutma hem de teşvik etme metoduyla, takva sahibi mutlu kişilerin akıbetlerini açıklayarak sona erer: «Takva sahipleri cennet­lerde ve ırmaklardadır. Mutlak kudret sahibi Yüce Allah’ın huzurunda hak meclisindedirler.» 

Kamer Sûresi Nüzul Sebebi 

1 – Kıyamet saati yaklaştı, ay yarıldı.

2- Bir mucize görseler, hemen yüz çevirirler ve “süregelen bir sihirdir” derler.

İbn Mes’ud (r. a.) dan rivayet olunmuştur. O der ki: “Hz. Peygamber (Sav) hicret etmeden önce, Mekke’de ayın iki parçaya ayrıldığını gördüm. Bunu gören müşrikler ise: Ay’a büyü yaptı dediler. Bunun üzerine, Kamer 1-2. ayeti Kerimesi nazil oldu.” (1)

Enes (ra) den rivayet olunmuştur. O der ki: “Mekke halkı, Hz. Peygamber (sav)’e kendilerine bir mucize göstermesini istediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber onlara ayı iki parça gösterdi: öyle ki iki parça arasında Hira’yı gördüler. O zaman Hz. Peygamber (sav) onlara: Şahit olun! buyurdu.(2)

Yine Enes (ra) den rivayet olunmuştur. O der ki: “Mekke halkı Hz. Peygamber (Sav)den mucize istedi. Bu yüzden ay Mekke’de iki defa yarıldı. Bunun üzerine bu iki âyet-i kerime nazil oldu.”3

44 – Yoksa onlar, biz yardımlaşan bir topluluğuz mu diyorlar?

45 – 0 topluluk, yakında bozulacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.

46 – (Asil azap ile ) o ( söz verilen ) saatte karşılaşacaklardır. O ne feci, ne acı bir saattir.

İbn Abbâs (r. a.) dan rivayet olunmuştur. O der ki, “Müşrikler Bedir günü Biz yardımlaşan bir topluluğuz, demişlerdi. Bunun üzerine bu âyet-ikerimeler nazil oldu.”(4) 

Bu duruma göre yukarıdaki bu üç ayet hariç, bu sure Mekki oluyor, demektir.

Hz. Aişe der ki: Kamer 45. ayet-i kerimesi, ben oyun oynayan küçük bir çocukken, Hz. Peygamber (sav)’e Mekke’de nazil olmuştur. (5) Bu habere göre surenin tamamı Mekki olmuş oluyor.

47- Suçlular, bir sapıklık ve çılgınlık içindedirler.

48 – Ateşe yüzüstü sürüldükleri gün, onlara “Cehennemin dokunuşunu tadın” denir.

49 – Biz her şeyi bir kadere ( ölçüye ) göre yaratmışızdır.

Ebu Hureyre (ra)’den rivayet olunmuştur. O der ki: “Kureyş müşrikleri Hz. Peygamber (Sav)’in huzuruna gelerek onunla kader konusunda çekişmişlerdi. Bunun üzerine bu âyet-i kerimeler nazil oldu.”(6)

Kamer Sûresi Geylani Tefsiri

Ey sıdk Makamında yerleşmeyi hedefleyen ve hakke’l-yakin mertebesine erişen mürid! Allah seni en yüce maksadına ulaştırsın. Yapman gereken şudur: İlahi zati vahdetin saflığına aykırı, yok hükmündeki vehme dayalı suret varlıklara bağlı unsurlar aleminin karanlıklarından kaynaklanan riya ve günah gibi hak ve tevhid yolunda ilerlemene aykırı şeylerden, yasaklardan ve tüm tehlikelerden nefsini korumalısın. Fani ve değersiz dünyanın emel ve arzularından mutlak olarak uzak durup uzlete devam etmelisin. Dünyadan sadece marifet ve tevhid gayen için zahiri varlığını ayakta tutacak ihtiyaç miktarıyla kanaat etmelisin. Kanaat etmelisin ki vücutta tek olan, varlığı tek başına ayakta tutan ve her şeye muktedir olan alemlerin şahının huzuruna yücelmen kolay olsun. 

Allahu Teala lütuf ile bizi yakin yolundan ve doğruluktan ayırmasın. Keremiyle bizleri zan ve taklit emarelerinden uzaklaştırırsın. Ey güç ve kuvvet sahibi olan Allah’ım inşallah…

Kamer Sûresi Meali

Bismillâhirrahmânirrahîm.

  1. Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.  
  2. Onlar bir mucize görürlerse hemen yüz çevirirler ve: Eskiden beri devam edegelen bir büyüdür, derler.
  3. Yalanladılar ve kendi heveslerine uydular. Halbuki her işin ulaşacağı yeri vardır.
  4. Andolsun onlara, kötülükten önleyecek nice önemli haberler gelmiştir.
  5. Bu büyük bir hikmettir. Fakat (yüz çevirene) uyarılar ne fayda verir!
  6. Çağıranın görülmemiş bir şeye çağırdığı gün, sen de onlardan yüz çevir.
  7. Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde ve dâvetçiye koşarak kabirlerden çıkarlar.
  8. O esnada kâfirler: Bu, çok çetin bir gündür! derler.
  1. Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanladı, hem de kulumuzun yalancı olduğunda ısrar ederek: O, delirdi, dediler. Ve (Nuh, davetten vazgeçmeye) zorlandı.
  2. Bunun üzerine, Rabbine: Ben yenik düştüm, bana yardım et! diyerek yalvardı.
  3. Biz de derhal nehir gibi devamlı akan bir su ile göğün kapılarını açtık.
  4. Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık. (Her iki) su, takdir edilmiş bir işin olması için birleşmişti. 
  5. Nuh’u da tahtalardan yapılmış, çivilerle çakılmış gemiye bindirdik.
  6. İnkâr edilmiş olana (Nuh’a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu. 
  7. Andolsun ki onu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur?  
  8. Benim azabım ve uyarılarım nasılmış!
  9. Andolsun biz Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. (Ondan) öğüt alan yok mu?
  10. Âd kavmi (Peygamberleri Hûd’u) yalanladı da azabım ve tehdidim nasılmış (gördüler).
  11. Biz onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bir günde dondurucu bir rüzgâr gönderdik. 
  12. O rüzgâr, insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.
  13. Nasılmış benim azabım ve uyarılarım!
  14. Andolsun biz Kur’an’ı düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?
  15. Semûd kavmi de uyarıcıları yalanladı.
  16. «Aramızdan bir beşere mi uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık etmiş oluruz» dediler.
  17. «Vahiy, aramızda ona mı verildi? Hayır o, yalancı ve şımarığın biridir» (dediler.)
  18. Yarın onlar, yalancı ve şımarığın kim olduğunu bileceklerdir.
  19. Gerçekten onları imtihan etmek için dişi deveyi gönderen biziz. Sen onları gözetle ve sabret.
  20. Onlara, suyun aralarında paylaştırıldığını haber ver. Her biri kendi içme sırasında gelsin. 
  21. Arkadaşlarını çağırdılar, o da (bundan cür’et alarak) kılıcını kaptı ve deveyi kesti. 
  22. (Bu azgınlara) azabım ve uyarılarım nasıl oldu!
  23. Biz onların üzerlerine korkunç bir ses gönderdik. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdiler.
  24. Andolsun biz Kur’an’ı, anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. O halde düşünüp öğüt alan yok mu?
  25. Lût’un kavmi de uyarıcı peygamberleri yalanladı. 
  26. Biz de üstlerine taş (yağdıran bir fırtına) gönderdik. Ancak Lût ailesi müstesna, katımızdan bir nimet olarak onları seher vaktinde kurtardık.
  27. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.
  1. Andolsun ki, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu tehditleri kuşkuyla karşıladılar.
  2. Onlar Lût’un misafirlerine karşı kötülük yapmayı planlamışlardı. Hemen biz onların gözlerini silme kör ettik. «Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!» (dedik). 
  3. Bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.
  4. İşte azabımı ve uyarılarımı tadın! (denildi).
  5. Andolsun biz Kur’an’ı, öğüt almak için kolaylaştırdık. O halde düşünüp ibret alan yok mu?
  6. Şüphesiz Firavun’un kavmine de uyarıcılar gelmişti.
  7. Lâkin onlar bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları güç ve kudretimize lâyık bir şekilde yakaladık.
  8. Şimdi sizin kâfirleriniz, onlardan daha mı iyidirler? Yoksa kitaplarda sizin için bir berât mı var?
  9. Yoksa «Biz, intikam almağa gücü yeten bir topluluğuz» mu diyorlar?
  10. O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır.
  11. Bilakis kıyamet onlara vâdedilen asıl saattir ve o saat daha belâlı ve daha acıdır.
  12. Şüphesiz suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.
  13. O gün yüzüstü ateşe sürüklendiklerinde «Cehennemin elemini tadın!» denir.
  14. Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.
  15. Bizim buyruğumuz, bir anlık bakış gibi, bir tek sözden başka bir şey değildir. 
  16. Andolsun biz, sizin benzerlerinizi hep helâk ettik. Düşünüp ibret alan yok mu?
  17. Yaptıkları her şey kitaplarda (amel defterlerinde) mevcuttur.
  18. Küçük büyük her şey satır satır yazılmıştır.
  19. 55. Takvâ sahipleri cennetlerde ve ırmakların kenarlarında, güçlü ve Yüce Allah’ın huzurunda hak meclisindedirler.

Kamer Sûresi Fazilet ve Sırları

1-) Kötülüklerden korunmak için Kamer suresi okunur.

2-) Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim günaşırı Kamer Suresini okursa, Allah’u Teala kıyamet gününde onun yüzünü dolunay gibi parlak diriltir.”(Kadı Beyzâvî, Beyzâvî Tefsir (Envârut-Tenzîl ve Esrârut-Te’vîl), 2/450)

3-) Her kim zor işlerini kolaylaştırmak isterse, Cuma günü bu sureyi yazıp üzerinde taşısın.

4-) 70 defa okuyan, zalimin şerrinden kurtulur.

5-) İçinden çıkılamayan zorluktaki bir işi kolay hale getirmek için Kamer suresi okunmalıdır


Dip Notlar

1) Buhâri, Sahih, K. Menâkıb, B.26, K. Menâkıbu’l-Ensar, B.35; Müslim, Sahih, K, el – Münafıkin, 43, 47, 48

2) Bu haberi Buhâri ile Müslim rivayet etmişlerdir. 

3) Tirmizi, Sünen, K. et – Tefsir, B. 54

4) Bu haberi İbn Cerir rivayet etmiştir.

5) Buhari, Sahih K. et – Tefsir, Kamer Suresi

6) Timisi, Sünen K. et – Tefsir, B. 54



 

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın