Kelime-i Tevhid İle İlgili Hadisler

Kelime-i Tevhid İle İlgili Hadisler

Hadisleri incelediğimizde çoğunlukla anlayacağımız gibi ihlaslı olarak “Lâ ilâhe illallah” diyebilmek için gayretli olan kullar cennete girecek bu böyle ifade edilmiştir. İhlas eylem ve ibadetleri yalnız Allah’a özgü kılmak başka düşüncelerden temizlenmek demektir. Yani ibadeti yalnız Allah’a yapanlar anlamına gelmektedir. O kullar aynı zamanda Allah tarafından seçilmiş kullar anlamına da gelir.

İhlas Tevhid inancının özüdür. Hadislerde ihlaslı olmak şartı konulmuştur. İhlas sahibini günahlardan koruyup takvaya ulaştırır. İhlasın temelinde doğruluk vardır içi başka dışı başkalık yoktur. Eğer bu söz sahibini günahlardan alıkoymayan bir hal varsa bu kişi ihlaslı değildir. Tevhid “ La ilahe İllallah” O kişinin dilinde bir emanet gibi durmaktadır her an yanlışa veya kaybolmasına sebep olacak korkusu yok demektir.

İhlaslı olan kimse sırtı mizanı kabri hesabı şefaati ve ruyetullahı düşündüğünde her halini o mana hali ile birleştirerek kelime-i tevhidi söylerse bundan Allah’ın izniyle istifade edecektir. Allah hepimize bu hali yaşamayı daim nasip etsin. Tevhid üzere yaşamayı, mücadele etmeyi ve ölmeyi nasip ve müyesser eylesin inş. Seçtiğimiz hadisleri birlikte inceleyelim ve bizi sunulan bu nimet için Rabbimize hamd ve şükür edelim bu nimetin bedenimizde ruhumuzda yer etmesini Allah’tan samimi bir kalple isteyelim inş.

———————————————————-*/*————————————————————— 

Cabir’den rivayetle Resulullah şöyle buyurmuştur:

“Zikrin en faziletlisi ‘La ilahe illallah’ ve duanın en faziletlisi de ‘Elhamdülillah’dır.” (İbn Mace, Nesai, İbn Hıbban, Hakim)


Ebu Hureyre der ki: Resulullah: “İmanınızı tazeleyiniz.” buyurdu. “Ya Resulallah! İmanımızı nasıl tazeleyeceğiz?” denildi. “La ilahe illallah’ı çok söyleyiniz.” buyurdu. (Ahmed bin Hanbel, Taberani)

———————————————————*/*—————————————————————

Ebû Hureyre radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İman yetmiş (veya altmış) küsur özelliktir (şu’bedir). En yükseği, ‘Allah’tan başka ilâh yoktur’ demek; en aşağısı ise, eziyet veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Hayâ da imanın bir bölümüdür.” Müslim, Îmân 58. Ayrıca bk. Buhârî, Îmân 3; Ebû Dâvûd, Sünnet 14; Nesâî, Îmân 16; Tirmizî, Birr 80; Îmân 16; İbni Mâce, Mukaddime 9


Ebu Hureyre’den rivayetle Resulullah şöyle buyurmuştur: “La ilahe illallah sözünü sizinle onun arasına komaya girmek gibi bir engel girmeden çok söyleyiniz.” (Ebu Ya’la)

Su’dâ’I-Mürriyye ra. anlatıyor: “Resulullah (Sav.)’ın vefatından sonra Hz. Ömer, (bir gün kocam) Talha’ya uğradı. (Onu üzgün bularak) “Neyin var, niye üzgünsün? Amcaoğlun (Ebu Bekir’in) halife oluşu mu seni üzdü?” dedi. Talha: “Hayır! Lakin ben Resulullah (Sav)’ın: “Ben bir kelime biliyorum, her kim ölümü anında onu söylerse mutlaka amel defteri için bir nur olur ve onun cesedi ve ruhu, ölüm anında o kelime sebebiyle bir rıza, bir rahmet bulacaktır” buyurduğunu işittim” dedi. Ben bu kelimenin ne olduğunu o ölünceye kadar sormadım. (İşte bunun için üzgünüm)” dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer: “Ben o kelimeyi biliyorum. O, Resulullah (Sav.)’ın amcası Ebu Talibe vefatı anında teklif ettiği kelime-i tevhiddir. Eğer Resulullah (Sav), amcası için, kelime-i tevhidden daha kurtarıcı bir şey bilseydi onu (söylemesini) emrederdi” dedi.”


Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kimse ‘Lât ve Uzzâ hakkı için’ diye yemin edecek olursa, hemen ardından ‘lâ ilâhe illallah’ desin. Yine bir kimse arkadaşına ‘Gel, seninle kumar oynayalım’ derse, hemen sadaka versin.” (Buhârî, Tefsîru sûre (53), 2, Edeb 74, İsti’zân 52, Eymân 53)


Amr’dan rivayetle Resulullah şöyle buyurdu: “Ben bir kelime biliyorum ki, herhangi bir kul onu kalbinden gerçekten söyler, bunun üzerine ölürse cesedi cehenneme haram kılınır. O kelime ‘La ilahe illallah”tır.” (Hakim)


Ebû Sa’îd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ölmek üzere olanlarınıza La ilahe illallah demeyi telkin ediniz!” (Müslim, Cenâiz l, 2.Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 16)

Muâz İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah Sav buyurdular ki: “Ölen bir nefis (ölüm anında) Allah’ın bir ve benim Allah elçisi olduğuma şehadet eder, kalbi de bunu tasdik ederse, Allah mutlaka ona mağfiret kılar.”


Ebu Hureyre der ki: Resulullah’a: “Ya Resulallah! Kıyamet gününde senin şefaatinle insanların en mutlusu kimdir?” diye sordum. Resulullah şöyle buyurdu: “Ey Ebu Hureyre! Senin hadise olan düşkünlüğünü gördüğümden dolayı, bu hadisi senden önce hiçbir kimsenin sormayacağını zannetmiştim. Kıyamet gününde benim şefaatimle insanların en mutlusu, kalbinden içtenlikle ‘La ilahe illallah’ (Allah’dan başka hiçbir ilah yoktur.) diyen kimsedir.”(Buhari)


Ümmü Hâni radıyallahu anh? Anlatıyor: “Resulullah Sav buyurdular ki: “La ilahe illallah (Allahtan başka ilah yoktur)” kelimesini fazilette hiçbir amel geçemez ve bu kelime hiçbir günahı bırakmaz, (affettirir).”

“Şeytan kalbe sarkıntılık yapar. O kalbin sahibi Allah cc. Zikrederse sarkıntılık biter zararı dokunmaz. Onu kalpten ancak kelime-i tevhid tart edebilir.”


Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyururlar: “İlk söz olarak çocuklarınıza güzel bir şekilde «Lâ ilâhe illâllah» demeyi öğretiniz!” (Beyhakî, Şuabu’l-îmân, VI, 398)

“Kim Allah’tan başka ilâh yoktur der ve Allah’tan başka ibâdet edilenleri inkâr ederse, o kimsenin malı  ve kanı haram olur. Gizli hallerinin hesâbı ise Allah’a âittir.” (Müslim, Îmân 37)


Hz. Âişe’den rivayetine göre Âişe radıyallahu anhâ, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu haber vermiştir:

“Gerçek şu ki, her insanın vucudunda 360 eklem (ve kemik) bulunmaktadır. Kim bu eklem sayısı kadar Allahü ekber, elhamdülillah, lâ ilâhe illallah der, Allah’dan bağışlanma diler, insanların yolu üzerinden taş, diken veya kemik gibi şeyleri kaldırır, iyiliği emreder veya kötülükten nehyeder ise, o günü kendisini cehennemden uzaklaştırmış olarak geçirir.” (Müslim, Zekât 54)


Ebû Hüreyre radıyallahu anh’tan rivâyet edildiğine göre Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem ashâb-ı kirâma hitâben:

“–Îmânınızı yenileyiniz!” buyurdu.

Ashâb-ı kirâm:

“–Ey Allâh’ın Rasûlü, îmânımızı nasıl yenileyelim?” diye sordular.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de:

“–«Lâ ilâhe illallâh» sözünü çokça söyleyiniz!” cevabını verdi. (Ahmed, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)


Hadîs-i şerîfte buyrulduğu üzere:

“Âdem -aleyhisselâm- cennetten çıkarılmasına sebep olan zelleyi işlediğinde, hatasını anlayıp:

«–Yâ Rabbî! Muhammed hakkı için Senden beni bağışlamanı istiyorum.» dedi. Allah Teâlâ:

«–Ey Âdem! Henüz yaratmadığım hâlde Muhammed’i sen nereden bildin?» buyurdu.

Âdem -aleyhisselâm-:

«–Yâ Rabbî! Sen beni yaratıp bana ruhundan üflediğinde başımı kaldırdım, arşın sütunları üzerinde “Lâ ilâhe illallah, Muhammedü’r-Rasûlullâh” cümlesinin yazılı olduğunu gördüm. Bildim ki Sen, zatının ismine ancak yaratılmışların en sevimlisini izafe edersin!» dedi.

Bunun üzerine Allah Teâlâ:

«–Doğru söyledin ey Âdem! Hakikaten O, Bana göre mahlukatın en sevimlisidir. O’nun hakkı için bana dua et. (Mâdem ki duâ ettin), Ben de seni bağışladım.  Şayet Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım!» buyurdu.” (Hâkim, Müstedrek, II, 672)


Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hânî -radıyallâhu anhâ-, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e müracaat ederek:

“–Yâ Rasûlallâh! Ben ihtiyarladım ve zayıfladım. Bana oturduğum yerde yapabileceğim bir ibâdet tavsiye eder misin?” diye sordu.

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de:

“–Yüz defâ «sübhânallâh»,

Yüz defâ «elhamdülillâh»,

Ve yüz defâ «lâ ilâhe illâllâh» de!” buyurdular. (İbn-i Mâce, Edeb, 56; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 344)


Hazret-i Peygamber -sav- yanında bulunduğumuz bir sırada bize hitaben:

“–Aranızda yabancı biri var mı?” diye sordular. Buradaki “yabancı” ile Ehl-i Kitâb’ı kasdetmişti.

Biz de:

“–Hayır, yoktur yâ Rasûlallâh!” dedik.

Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, kapıların kapatılmasını emrederek şöyle buyurdu:

“–Ellerinizi kaldırın ve Lâ ilâhe illâllâh deyin!”

Şeddâd bin Evs -radıyallâhu anh-, bu zikir meclisinin devâmını şu şekilde anlatır:

“–Ellerimizi bir müddet kaldırıp söylenildiği şekilde (Lâ ilâhe illâllâh! diyerek) zikrettik. Müteâkıben Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ellerini indirdi ve şöyle duâ etti:

«–Allâh’ım, Sana hamd olsun! Rabbim, beni “bu cümle” ile gönderdin. Onu (söylemeyi ve gereğini yerine getirmeyi) bana emrettin. Buna karşılık bana cenneti vaad ettin. Sen vaadinden asla dönmezsin!»

Daha sonra Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ashâbına şöyle buyurdu:

«–Müjdeler olsun size! Muhakkak ki Allah Teâlâ sizi bağışladı.» (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 124)


Ebû Musâ el-Eş’arî  radıyallahu anh şöyle dedi:

Biz bir yolculukta Hz. Peygamber ile birlikte idik.  Tepelere çıktıkça Allahüekber, lâ ilâhe illallah diye yüksek sesle  tekbir ve tehlil getirdik. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem: 

“Ey müslümanlar! Kendinizi zorlamayınız. Zira siz sağıra veya burada olmayan birine seslenmiyorsunuz. Allah daima sizinle beraberdir, işitir ve size sizden daha yakındır” buyurdu. (Buhârî, Cihâd 131, Meğazî 38, Daavât 51, Tevhîd 9)


Hadiste şöyle buyurulur: “Lâ ilâhe illallah, cennetin anahtarıdır.” (Buhari)


Hadîs-i şerîfte de şöyle buyrulur:

“–«Lâ ilâhe illâllâh!», Allah katındaki yeri ve değeri pek büyük olan bir kelimedir. Kim tam bir ihlâs ve sadâkat içinde onu söylerse, Allah onu cennete koyar. Kim de onu inanmadığı hâlde sadece diliyle söylerse, canı ve malı korunur; lâkin yarın Allâh’a kavuşunca, Allah da onun hesâbını görür.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 26)


Enes (r.a)’den nakledildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:

“«Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir arpa ağırlığınca hayır (yani îman) bulunan kişi Cehennemden çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir buğday ağırlığınca hayır bulunan kişi Cehennemden çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir zerre ağırlığınca hayır bulunan kişi Cehennemden çıkacaktır.” (Buhârî, Îmân, 33)


Ebû Hüreyre (r.a) şöyle buyurur: “Bir defasında: «‒Yâ Rasûlâllâh, Kıyâmet gününde Sen’in şefâatinle en ziyâde mes’ûd olacak kimdir?” diye sordum. Şöyle buyurdular:  «‒Ey Ebû Hüreyre, hadîs öğrenme husûsundaki hırsını gördüğüm için bu hadîsi senden evvel kimsenin bana sormayacağını zâten biliyordum. Kıyâmet gününde insanlardan şefâatime en ziyâde mazhar olacak kimse kalbinden veya içinden ihlâsla “Lâ ilâhe illallâh” diyen kişidir».” (Buhârî, İlim, 33)


Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Kimin dünyadaki son sözü ‘Lâ ilâhe illallah’ olursa cennete girer.” (Ebu Davud)

Nebiyy-i Ekrem Efendimiz’in Amcası Ebû Tâlib ölüm döşeğindeyken şehadet getirmesi için gösterdiği gayret dillere destandır. En sonunda ona:

“– «Lâ ilâhe illallâh» de, kıyamet gününde sana onunla şahitlik edeyim!” buyurdu.

Ebû Tâlib:

– Kureyş, korkusundan böyle yaptı, diye beni ayıplamayacak olsaydı arzunu yerine getirir ve seni sevindirirdim, dedi. Bunun üzerine:

“Sen istediğini hidayete erdiremezsin, ancak Allah dilediğine hidayet verir.” (el-Kasas 28/56) âyeti nazil oldu. (Müslim, Îmân, 41-42)


Bedir Gazvesine katılmış sahabelerden İtbân İbni Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi:

Kendi kabilesi olan Sâlim oğullarına imamlık yapıyordum. Benim (evim)le onlar arasında bir vâdi bulunuyordu. Yağmur yağdığı zaman o vâdiyi geçip mescidlerine gitmek benim için çok güçleşiyordu. Bu sebeple Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim ve şöyle dedim:

– Ey Allah’ın Resûlü! Gözlerim iyi seçmiyor. Onlarla benim aramdaki vâdinin deresi yağmur yağdığı zaman  taşıyor, benim için onu geçmek çok güçleşiyor. Binaenaleyh evimi teşrif edip bir yerinde namaz kılsanız, Ben sizin namaz kıldığınız yeri namazgâh edinmek istiyorum.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

– “(İnşallah) bu isteğini yerine getiririm” buyurdu.

Ertesi sabah, güneş yükseldiği bir vakitte, Ebû Bekr ile birlikte  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana geldi. İçeri girmek için izin istedi, verdim. İçeri girdi, daha  oturmadan:

– “Evinin neresinde namaz kılmamı istersin?” buyurdu. Namaz kılmasını istediğim yeri gösterdim, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem orada tekbir alıp namaza durdu. Biz de arkasında saf bağladık. İki rek’at namaz kıldırdı sonra selâm verdi, biz de selâm verdik. Namazı bitirince Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’i, kendisi için hazırlanmış olan hazireyi yemesi için alıkoyduk. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bizde olduğunu duyan mahalle halkının erkeklerinden bir grup geldi. Evde epeyce insan toplandı.

İçlerinden biri:

– Mâlik (İbni Duhşum) ne yaptı? Onu göremiyorum, dedi. Bir başkası:

– O, Allah ve Resûlünü sevmeyen bir münafıktır, dedi.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, derhal müdahale ederek:

– “Öyle deme! Görmüyor musun o, Allah’ın rızasını dileyerek lâ ilâhe illallah diyor” buyurdu.

Bunun üzerine adam:

– Allah ve Resûlü daha iyi bilir. Ancak biz, Allah’a yemin olsun ki, kendisini münafıkları sever ve onlarla düşer-kalkar olarak görüyoruz, dedi.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah Teâlâ, rızâsını umarak lâ ilâhe illallah diyen kimseyi cehenneme haram kılmıştır.” (Buhârî, Salât 45, 46, Ezân 4, 5, 153, 154, Teheccüd  25, 33, 36, Meğâzî, 12, 13, Et’ime 15, Rikak 6, İstitâbetü’l-mürteddîn 9)


Allâh Rasûlü’nün İslâm’ı tebliğ uğrunda katlandığı ve sabırla karşı ladığı meşakkatlerle alâkalı olarak Târık bin Abdullâh el-Muhâribî, bir müşâhedesini şöyle anlatır: Rasûlullâh (sav)’i Zülmecaz Panayırında görmüştüm:

«–Ey insanlar! Lâ ilâhe illallâh deyiniz de kurtulunuz!» diye yüksek sesle hitâb ediyordu. Bir adam da elindeki taşla O’nu tâkip ediyor ve:

«–Ey insanlar! Sakın O’na inanmayınız, itaat etmeyiniz. Çünkü O yalancıdır(!)» diyerek bağırıyordu. Attığı taşlarla Efendimizin ayak bileklerini kanatmıştı. Oradakilere:

«–Kimdir bu zât?» diye sordum.

«–Bu, Abdülmuttaliboğulları’ndan bir gençtir.» dediler.

«–Ya O’nun ardına düşüp taş atan kimdir?» diye sordum.

«–O da amcası Ebû Leheb’dir.» dediler. (Dârekutnî, Sünen, Beyrut 1986, III, 44-45.)


Allah-u Zülcelal şöyle buyurur:

“Bir zaman gelir ki, kafirler keşke Müslüman olsaydık derler.” (Hicr; 2)

Mücahid, bu ayeti açıklarken “La ilahe illallah” diyenler cehennemden çıkarılınca kafirler keşke, biz de Müslüman olsaydık derler, demektedir. Sahabilerden birisi şöyle dedi: “Kim ki, ihlaslı bir kalple Lâ ilâhe illallah der ve bu sırada içini saran hürmet duygusunun etkisi ile sesi gürleşirse Allah onun defterinden dört bin tane büyük günahını siliverir.” Bu sırada dinleyicilerden birinin kendisine: “Peki, böyle diyen kimsenin dört bin büyük günahı yoksa?” diye sorması üzerine: “O zaman ailesinin ve komşularının o sayıdaki büyük günahları affedilir.” diye sözlerini bağladı.


Üsâme ibni Zeyd radıyallahu anhümâ şöyle demiştir :

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bizi Cüheyne kabilesinin Huraka kolu üzerine göndermişti. Sabahleyin onlar sularının başında iken üzerlerine hücum ettik. Ben ve ensardan bir kişi onlardan bir adama ulaştık. Biz onun üzerine yürüyünce, adam: “Lâ ilâhe illallah: Allah’tan başka ilâh yoktur” dedi. Bunun üzerine ensardan olan arkadaşım ona hücumdan vazgeçti; ben ise mızrağımı ona sapladım ve adamı öldürdüm. Biz Medine’ye gelince bu olay Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in kulağına gitti ve bana:

– “Ey Üsâme! Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” buyurdu. Ben :

– Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece canını kurtarmak için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz tekrar :

– “Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” diye yine sordu ve bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ben, daha önce müslüman olmamış olmayı bile temenni ettim. (Buhârî, Diyât 2, Meğâzî 45; Müslim, Îmân l58-159)


Müslim’in bir rivâyeti şöyledir :

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

– “Adam lâ ilâhe illallah dedi ve sen de onu öldürdün, öyle mi?” Ben :

– Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece silahtan korktuğu için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz :

– “Kalbini mi yardın ki, bu sebeple söyleyip söylemediğini bilesin?” buyurdu.

Bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ilk defa o gün müslüman olmuş olmayı temenni ettim. (Müslim, Îmân 158)


Ebu Hureyre şöyle diyor:

Bir gün Peygamber Efendimize: “Senin şefaatine en önce kim nail olma hakkına sahiptir?” diye sordum. Şöyle buyurdu: “Kalpten ve ihlasla La ilahe illallah diyenler.” (Buhari)

 




100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın