Kündekârî Süsleme Sanatı

Türk-İslam Kültürü bir süsleme sanatı: Kündekârî

Kündekârî Nedir?

Osmanlıca Lügatında, tutma, kavrama, yakalama anlamına gelir. Geometrik desenlerin delik ve zıvana ile çatma sisteminde örülen iskelete tablalarının kiniş sistemi ile geçirilmesi suretiyle tutkalsız çivisiz olarak yapılan ahşap sanatıdır. 

Kündekâri, büyük ve dekoratif yüzeyler elde etmek için ağaç malzemenin ortamın nem ve ısısından en az etkilenecek şekilde küçük parçalar haline getirilerek yeniden birleştirildiği bir tekniktir. Bir çatma tekniği olan kündekâri, çokgen, baklava ve yıldız biçiminde olan içi arabesk kabartmalı ahşap parçalarla yapılır. Geometrik ahşap parçalar negatif veya pozitif geçmelerle birbirine bağlanır, yapılacak parça bir uçtan başlayarak sepet gibi örülür. Kündekâride, bezeme kompozisyonu geometrik bir şemaya dayalıdır. Kündekârinin daha az ustalık isteyen taklidi uygulamaları da mevcuttur.

İç mekânda kullanılacak kündekâri ürünlerde, ceviz, şimşir, armut, kiraz, maun gibi ağaçlar kullanılıp bezemelerde abanoz, maun, altın varak, bağa, gümüş, sedef, fildişi gibi malzemeler kullanılır. Dış mekânda ise sert hava şartlarına dayanıklı meşe, maun, ireko, dişbudak gibi ağaçlar tercih edilir.

Kündekâri eserler uzun ömürlü sanat ürünleridir; çünkü bu ürünler geçmeli teknikle yapılmaktadır. Burada ustanın ağaç bilgisi ve el becerisi önem kazanmaktadır.

Anadolu’daki ilk örneklerine Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde rastlanan Kündekâri sanatının en çok kullanıldığı yerler kapı kanatları, pencere kapakları, vaaz kürsüleri ve özellikle minber aynalıklarıdır.

Günümüze Kadar Gelmiş Eserler

Günümüze kadar korunarak gelmiş ahşap minberler içinde kündekârî tekniğiyle yapılmış kıymetli örnekler vardır. Siirt Ulu Camii Minberi (1129), Konya Alâeddin Camii’nin Ahlatlı bir ustaya ait 1155 tarihli, Ankara Arslanhane Camii Minberi (1289), Ankara Ahi Elvan Camii Minberi (1382) Divriği Ulucamii’nin Tiflisli Ahmed’e ait 1241 tarihli minberleri gibi eserlerde kündekâri örneklerine rastlanmaktadır. Günümüzde de yurt içinde ve yurt dışında çeşitli yapılarda uygulanmış örnekleri vardır.

Sabır gerektiren kündekâri sanatının icrasında günümüzde bazı ustalarca yeni teknikler geliştirilmesine, teknolojik kolaylıklardan yararlanılmasına rağmen bu işle uğraşan ustaların sayısı bir elin parmaklarını geçmemektedir.

Kündekârî tekniğinde iklim şartları ve zamanın getirdiği eskime ile bu parçalar kuruyup ufalsa da yerinden düşüp ayrılmaz. Bu tekniğe bundan dolayı “kündekârî” denilir. 

Eşrefoğlu Camii Çakma Kari Nedir?

Zeminde yanyana yapışan tablaların üzerine çıta çakma ve tutkallama suretiyle geometrik desenlerin, bir araya getirilmesi ile oluşturulan Türk-İslam Kültürü bir süsleme sanatı tarzıdır.

Mukarnas Nedir

Kademeli olarak çakmalar yapacak biçimde, aşırtmalı olarak yanyana ve üst üste gelen, üç boyutlu görünüm veren bir geçiş be dolgu öğesidir. Petek biçimi bir görüntü ile yarım kubbelerin içini dolgulayan İslam Sanatı öğesidir.

Kündekari kapılar 

Osmanlılar için kapı önemli bir dekoratif elemandır. Dış etkilere maruz kalacak olan kapılar çoğunlukla sert ağaçtan (meşe, ceviz, dişbudak, armut, kestane, kara ağaç, kayacık, abanoz, şimşir-günümüzde egzotik kereste olarak sipo, sapelli, kosipo, bubinga, teak, venge,purple hard v.s) yapılır. Kündekari kapılar, küçük ağaç parçalarının(tablalar ve kayıtlar) birbirine delik zıvana geçmeyle birleştirilmesi sonucu oluşur. Parçalar yerleştirilirken her birinin lif yönünün yanındakinin tersi olmasına dikkat edilir; böylece yapımı tamamlanan kapı, ısı ve nem değişikliklerinden ötürü çalışmaksızın dikliğini yüzyıllar boyu korur. Kündekari kapılarda hem dik açılı hem de poligonal desenler kullanılır.

Kimi zaman bu desenlerin içleri sedef veya bağa ile süslenmiş, bazen de parçaların aralarında sarı metal çubuklar, kenar fitillerinde değişik renkli ağaç cinsleri ve kurşun ya da pirinç gibi metaller kullanılır. Kündekari kapıların arka yüzleri, kündekariye destek olması için biraz kaba ve tablalı yapılır. Kündekari kapı Osmanlıların kullandığı en gösterişli kapı tipi olduğundan bu kapıların seren, başlık ve kayıtları da genellikle çok süslüdür. Bu yüzeyler çoğunlukla oyma tekniği ile rumi, arabi, geometrik veya kaligrafik desenlerle süslenir.

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir