Marifet ve yakin sahibi Olmak

Onaltıncı Vaaz: Marifet ve yakin sahibi Olmak

Genç kardeşim! 

İmanın yoksa yakinin de yoktur. Yakinin olmadığı zaman bu hususta mârifet ve bilgin de olmaz.

İşte bunlar bir kısım derece ve tabakalardır ki Müslümanlığın dosdoğru olunca hakiki teslimiyetin de olur. Sen bütün hal-u kârında Allah’a teslim olmuş bir müslüman ol.. Fakat bu teslimiyeti gösterirken şeriatın sınırlarını koruman ve ona lâyık-ı vechile sarılman gerekir.

 

Evet, sen kendi hakkında da, başkalarının hakkında da ancak Allah’a teslim ol, O’nun şeriatını baş tacı edin.. O’na karşı da, O’nun mahlukatına karşı da terbiye ve edebini güzelleştir.

 

Allah’ın sıfatıyla O’nun varlığına ve birliğine delil getir: ilahi sanatın incelik ve ihtişamı karşısında dur ve derinden derine düşün… Ancak bu yolla Sâni-i hak’kiyye vasıl olabilirsin.

 

Marifet ve yakin sahibi mü’minin iki zâhiri, iki de batıni olmak üzere dört gözü vardır. Zahiri gözleriyle Allah’ın yeryüzündeki yarattıklarını görüp bâtini gözleriyle Allah’ın göklerdeki yarattıklarını müşahede eder ve sonra kalbinden hicapları kaldırıp onu teşbihsiz ve keyfiyetsiz olarak görür. (Celal ve Cemal sıfatlarının tecellilerine mazhar olur). Fakat hicaplar ancak halktan, nefisten, tabiat ve nefsani arzulardan, şeytan ve vesvesesinden sıyrılmış aynı zamanda yeryüzünün hazinelerinin anahtarlarını elinden atmış ve artık onu yanında altınla taşın farkı kalmamış bir kalbden kalkar.

 

Aklını iyice kullan ki benim dediklerimi anlayabilesin. Çünkü ben söz bülbülüyüm, konuşuyorum. (Gül kadar zarif ve o kadar yumuşak ol, konan bülbüllere yer ver, gönül fethedici nağmeleri can kulağıyla dinle).

 

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın