Melek Ne Demektir

Melek Kime Denir

Erkeklik ve dişilik özelliği olmayan, yemeyen, içmeyen, evlenmeyen, doğmayan, doğurmayan, normal gözle görülmeyen, Allah’ın emirlerine itaat eden yaratıklardır.

Melek Kelimesinin Manası Nedir

Arap dili uzmanlarına ve bazı İslâm âlimlerine göre “Melek”, arapça bir kelime olup, “Elûk” veya “Elûke” kökünden gelir. Elûk, “götüren”, elûke ise “haber götüren” manâsınadır. Çoğulu “melâike” gelir. Ancak “melek” kelimesinin, Arapça’da bazan, hem tekil, hem çoğul manasında cins ismi olarak kullanıldığı da görülür. Bu kelimenin kökü sayılan “elk”, aslında, “risalet” yani “elçilik”; melekde, “elçi” demektir. Kelime önce, mef’al vezninde “melek” idi. Sonra hemze “lâm” harfinden sonraya alınarak “melek” olmuş; daha sonra hemze de kaldırılarak “melek” haline getirilmiştir. Bu gibi değişikliklere Arapçada çokça rastlanır.

Müfessir İbn Hayyâm ve dilcilerden Rağib el-İsfahânî, melek kelimesinin, “kuvvet ve iktidar sahibi” anlamına gelen “melk” veya “mülk” kökünden türetildiği görüşündedirler. Dolayısıyla melek kelimesi lügat bakımından; haberci, elçi, kuvvet ve iktidar sahibi, tedbir ve tasarruf manalarına gelmektedir. İslam dininde ise; melek denince, akla önce, peygamberlere gönderilen ilâhî elçiler; sonra, insanlar ve kâinat üzerinde Allah (c.c.) namına tasarrufta bulunan ve O’nun emirlerini ve verdiği vazifeleri aynen yerine getiren kudret sahibi manevî varlıklar gelmektedir.

İngiliz müsteşriklerinden D. B. Macdonald, melek kelimesinin İbraniceden Arapçaya geçmiş olabileceği düşüncesine kapılmış ise de, daha sonraki araştırmalarında İbranicenin çok eski kitabelerinde böyle “bir fiilin hiç bir izine rastlanmadığını itiraf etmiştir. (Macdo-nald Melek mad. İA., Fazla bilgi için bk. “İbni-Manzur Lisânül-Arap, XII, 386-387; Râğib el-Müfredât s. 49;  Hak Dini Kur’an Dili, I, 301-303).

Meleklerin Varlığı Ve Özellikleri

Meleklerin hakikati, cinsleri, sıfat ve özellikleri hakkında bazı farklı görüşler varsa da; Ehl-i Sünnet alimlerinin Kitap ve Sünnete dayanan ortak görüşleri icmali olarak şöyledir: Melekler; Allah Teâlâ’ya ibadet ve taatle meşgul olan ruhani, nurani, latif varlıklardır. Allah’ın kendilerine verdiği her emri derhal ve aynen yerine getirirler ve asla itaatsizlik etmezler.                                                                                                                                                               

Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.” (et-Tahrîm, 66/6)

Melekler, “emanet” sıfatıyla muttasıfdırlar. Kuran-ı Kerim’in birçok ayetlerinde meleklerin, kainattaki bütün varlıklar gibi bağımsız olarak yaratılan, fakat insanlara ve diğer canlı ve maddi yaratıklara mahsus olan yeme, içme, uyuma ve evlenme gibi sıfatlardan; erkeklik ve dişilik gibi cinsiyetten ve her çeşit günah işlemekten uzak, daima Allah’ı tenzih ve tesbih eden nuranî lâtif varlıklar olduğu bildirilmiştir. Bu özellikleri sebebiyle, Cenab-ı Hak tarafından kendilerine verilen her türlü işleri yapmaya, en kısa zamanda en uzak yerlere süratle gitmeye, diledikleri şekil ve surette görülmeye muktedir olan, Hak Teâlâ’nın mükerrem kulları, şerefli ve kutsal yaratıklarıdır. Nitekim Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyrulur:

“Belki onlar, Allah’ın şerefli kullarıdır. Onlar Allah’ın sözünden önce söz söylemezler ve O’nun emrettiklerini (hemen) yaparlar” (el-Enbiya, 21/26-27);

 “Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. O’nun katındakiler O’na ibadet etmekte (asla) kibir göstermezler ve (asla) yorulmazlar. Gece ve gündüz durmadan (yorulmadan) O’nu tesbih (ve takdis) ederler” (el-Enbiyâ, 21/19-20).

Şu ayet-i kerimelerde ise Allah (c.c.);

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ فَاطِرِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ جَاعِلِ الْمَلٰئِكَةِ رُسُلًا اُولٖى اَجْنِحَةٍ مَثْنٰى وَثُلٰثَ وَرُبَاعَ يَزٖيدُ فِى الْخَلْقِ مَا يَشَاءُ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖيرٌ

“Gökleri ve yeri yoktan var eden, melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a hamdolsun. O, yaratmada dilediğine (dilediğini) artırır. Muhakkak ki Allah her şeye kadirdir.” (el-Fâtır 35/1)

فَاتَّخَذَتْ مِنْ دُونِهِمْ حِجَابًا فَاَرْسَلْنَا اِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِيًّا

 “Onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Biz de Ruhumuzu (Cebrail a.s) ona gönderdik. (O) ona düzgün bir insan şeklinde göründü ” (Meryem, 19/17) buyurmaktadır. Ayrıca Peygamber (s.a.s), Cibril (a.s)’i insanlardan biri (Ashab’dan Dihyetü’l-Kelbî) suretinde gördüğünü meşhur Cibril hadisinde beyan etmiştir (Buhârî, İman, 1; Müslim, İman, 1).

Bu ayetlerden ve onları açıklayıp manaca destekleyen pek çok sahih hadislerden, her Müslümanın melekler hakkında, aşağıda sıralanan özelliklerine inanması gerekmektedir:

  1. Melekler, Allahu Teâlâ’nın yarattığı kullarıdır. Öyle ise onlar, Hak Teâlâ’nın hâşâ kızları, çocukları olmadıkları gibi, asla düşmanları da değildir (Putperest Arap müşriklerin ve eski din mensuplarının melekler hakkındaki sapık inançları hayali olup batıldır).
  2. Melekler, Allah’ın emirlerine harfiyen bağlıdırlar. O’na asla karşı gelmez ve isyan etmezler, herhangi bir yasağını çiğnemezler, günah işlemezler. Çünkü “İsmet” ve “Emanet” sıfatlarıyla muttasıfdırlar. Bütün meleklerin ortak özelliği; daima Allah’a hamd ve senada bulunmak, Onu itaat ve ibadetle, tespih etmektir (el-Enbiyâ, 21/26-27; el-Mümin, 40/7).
  3. Meleklerin, nurani mahiyetlerine uygun (yaptıkları iş ve vazifelerine göre) ikişer, üçer, dörder kanatları vardır. Bu husus, Allah kelamı Kur’an ayetleriyle sabittir. Ancak; g
  4. Gaib (görülmeyen) alemden olan, maddi kesafetten soyutlanmış, mahiyeti bilinmeyen melekleri kuşlar gibi kanatlı, maddi varlılar olarak tasavvur etmek, yanlış bir anlayıştır. Çünkü onlar Allahu Teâlâ’nın irade ve takdiri ile bizim gözlerimizle görülecek şekilde yaratılmamış, Kuran’ı Kerimde bir konuda açık bilgi verilmemiştir. Sözü edilen kanat, meleğin yaratılış gayesi ve nurani mahiyeti ile bağdaşan, vazifelerini en sür’atli bir şekilde yerine getirmelerine delalet eden manevi bir kanat, bir kuvvet ve iktidar sembolüdür. Bu söz, temsili ve mecazi bir ifade tarzıdır. Nitekim din ve dünya ilimlerine sahip olan bir kimseye, mecazen “zülcenaheyn” iki kanat sahibi dendiği gibi; anaların çocukları için “şefkat ve merhamet kanatlarından bahsedilir. Hristiyanlar ise melekleri, bir kuş gibi kanatlı olarak düşünür ve tasvir ederler. Onların İslam itikadından ayrıldıkları bir husus da budur.
  5. Kuran’a ve Sünnete göre melekler, gözle görülmeyen, nurdan (ışıktan) yaratılmış olmalarına rağmen, Cenab-ı Hak onlara, gerektiğinde diledikleri kesif cisimler ve insan şekline girerek görünme gücünü bağışlamıştır (M. Said Ramazan el-Butî, Kübrâl-Yakîniyyât el-Kevniyye, s. 271-278; A. A. Aydın İslâm İnançları, I, 402-403).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir