Mescidi-i Nebi’nin İnşası

Mescidi-i Nebi’nin İnşası

Hz. Muhammed (sav), Medine’ye hicret ettikten sonra, Halid bin Zeyd’in (ra) evinde misafir olarak kalıyordu. Bu esnada, bir taraftan Medineliler arasında birlik ve beraberlik kurmaya çalışırken, öbür taraftan da cemaatle namaz kılma işi gayri muntazam devam ediyordu. Namaz vakti nerede bulunurlarsa, Resûl-i Ekrem (sav) hemen orada bir cemaat teşkil edip namazı kılıyor ve kıldırıyordu. Bu hal, hicretin hemen başlarında bir mescit yapmak ihtiyacını doğurdu. Bu suretle bütün cemaati bir arada toplamak mümkün olacaktı. Hazreti Muhammed (sav), hemen mescit olabilecek bir arsa düşünmeye başladı. Ve Medine’ye gelirken devesinin çöktüğü yeri, bu ihtiyaç için en münasip yer olarak beğendi. 

Burası, Beni Neccar’dan Sehl ve Süheyl adında iki yetim kardeşin müşterek mülkleri idi. Bu ana kadar orada, Medineliler tarafından hurma kurutulur ve Resûl’ün hicretinden önce Medineli Müslümanlar tarafından namaz kılınırdı. Resûl-i Ekrem (sav), hemen yetimleri çağırttı. Arsayı mescit yapmak için satın almak istediğini bildirdi. Onlar, Allah rızası için hediye etmek istediler ise de, yetim oldukları için Resûlüllah, bunu kabul etmedi. Ve on miskal altına satın alarak, parasının verilmesini Hz. Ebubekir’e havale etti. O da hemen bedelini ödedi.

Mescidin inşasına derhal başladı. Temelleri taştan, üst tarafı kerpiçten yapıldı. Ve kıble olarak Kudüs ciheti tertiplendi. Binanın üst kısmı tavansız yapıldı. Yalnız yağmur ve güneşten muhafaza için hurma dalları, yapraklar ve toprak ile örtüldü. Mescide üç tane kapı yapıldı. Bu kapılardan güney tarafa (Mekke tarafına) bakanı cümle kapısı idi. Diğerleri, mescide bitişik olarak yapılan bir kısmı Resûlüllah’ın oturmasına, bir kısmı da ashab-ı suffa’nın ikametine ayrılan hücrelere açılıyordu. Zamanla, Resûlüllah’a ayrılan hücrelerin (odaların) sayısı dokuz tane oldu.

Bunlara Hucurat denir. Kur’an-ı Kerim’de de onlardan öyle bahsedilir. Bu odalar da kerpiçtendi. Duvarları hurma ağaçlarının bölmelerindendi. Her odanın hacmi dört, beş arşın eninde ve boyunda idi. Yüksekliği ancak bir adam boyu kadardı. Kapılarına kilim, keçe gibi bir örtü örtülürdü. Çok defa geceleri kandil bile yakılmazdı. Bunlardan biri Hz. Aişe’ye ait idi ki, Resûlüllah, burada vefat ettiği için bir hadis-i şerifi gereğince-buraya defnedildi. 

Mescid-i Nebi’nin inşası, yedi ay kadar sürdü. Hicretin ikinci yılının Safer ayında tamamlandı. İslâmiyette ilk yapılan Kuba mescidi gibi, ikinci olarak yapılan Mescid-i Nebi’nin de hususi bir minberi yoktu. Hz. Muhammed (sav), cuma günü hutbelerini ayakta irad ederdi. Daha sonraları hutbe okuduğu yere bir hurma kütüğü konuldu. Bir müddet sonra da hicri 8. yılda, üç basamaklı olmak üzere iki minber yapıldı.

Mescidin inşaası esnasında Resûlüllah, bir amele gibi çalıştı. Temellerinin kazılması sonunda, temelden çıkan mezarlardaki ölülerin kemikleri toplanıp başka bir yere nakledild!.

Mescidin zemini kuru ve topraktı. Mescit, yalnız yatsı namazı kılınırken aydınlatılırdı. Sonradan tavan direklerine kandil asıldı.

Kaynak: İslam Tarihi 

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir