Minyatür Sanatı

Osmanlı Minyatür Sanatı

Osmanlı Sanatında “Hurde Nakış olarak bilinen Minyatür, Fransızca miniare kelimesinden gelmektedir.

Eski Türk Sanatında “nakış” olarak adlandırılan Minyatür, kağıt parşömen ya da değişik yüzeyler üzerine altın varak ve boya ile ayrıntılı olarak yapılmaktadır. Minyatür, ışık gölge ve perspektif olmaksızın yapılan canlı resim ve portre sanatıdır. Bunları yapan sanatçılara da “nakkaş” veya “müsavvir” denilir.

minyatür sanatı ile ilgili görsel sonucuMinyatür Nasıl Yapılır:

Minyatürler, metni açıklayacak şekilde kitap veya bir albüm sayfalarının tek yaprak halinde sulu boya ve altın, gümüş yaldızla yapılır, ışık gölge oyunlarıyla derinlik duygusu kazandırılmayan küçük boyutlu resimlerdir. 

Sayfalar, boyalar ve fırçalar

Minyatürün üslup ve normları zaman ve coğrafyalarda farklılık gösterse de üstünde genel birkaç değişmez bilgiden söz edilebilir. Örneğin; her bir sayfaya yumurta ve nişastadan elde edilen bir karışım sürülürdü. Bu kağıdın yüzeyinin pürüzsüz, parlak bir yapıya sahip olmasını ve fırçanın kağıt üzerinde rahat hareket edebilmesini kolaylaştırırdı. Ayrıca mürekkebin dağılmamasını ve hataların kolaylıkla silinmesine yardımcı olurdu.

Boyalar genellikle bitkilerden, altın, maden oksitleri, yarı değerli taşlar, böcek kabukları gibi maddelerden ezilerek elde edilirdi. Çizer ya da boyarken de kedi, samur gibi hayvanların çok ince tüylerinden elde edilmiş fırçalar kullanılırdı.

İslam minyatür sanatı, Orta Asya, Uzakdoğu Sanatlarının etkisiyle oluşmuştur. İslam minyatürlerinin mevcut en eski örnekleri 12. -13. Yüzyıllara aittir. Uygur Minyatürleri, figür tipleri ve kompozisyon anlayışı bakımından Selçuklu Minyatürlerinin öncüleri sayılmaktadır.

Osmanlı Minyatür Sanatının Tarihsel Seyri:

Selçuklu minyatürleri, Selçuklu Türklerinin İran dan Mezopotamya, Suriye ve Anadolu ya yayılmasıyla ilk Türk İslam minyatür üslubu doğmuştur. Timur’lu minyatürleri, İslam minyatür sanatının en önemli örneklerinden birçoğu Timur’lu dönemine aittir. 

Osmanlı minyatürleri, Osmanlı Devletinin ikinci başşehri olan Edirne’de 15. yüzyılın üçüncü çeyreğinde hazırlanmış Dilsûznâme, Külliyyât-ı Kâtibî ve Ahmedi’nin İskendernâmesi erken dönem Osmanlı minyatür üslûbunu temsil eden eserlerdir. İstanbul un fethinin ardından İtalya dan davet edilen Gentile Bellini’nin yaptığı Fatih Sultan Mehmet’in yağlı boya portresiyle Costanzo da Ferrara nın hazırladığı bronz madalyonlar, aynı devirde Fatih in minyatür geleneğinde portrelerini yapan Osmanlı nakkaşları Sinan Bey ile Şiblizâde Ahmed in üslublarını etkilemiştir. 

minyatür sanatı ile ilgili görsel sonucuII Beyazıd döneminde (1481-1512) resimlenen edebi konulu eserlerde genellikle 17. yüzyıl Türkmen minyatür üslubunun yanı sıra Batı sanatının da etkileri görülür. Yavuz Sultan Selim ile Kanuni Sultan Süleyman devirlerinde Osmanlı minyatürü önemli aşamalardan geçerek özgün üslubuna doğru yönelmiştir. Yavuz Sultan Selim in İran ve Mısır dan İstanbul’a getirdiği farklı gelenekleri temsil eden nakkaşların birlikte çalışmaları sonucu, hem Hüseyin Baykara dönemi Herat nakkaşhânesi nin dekoratif üslûbunun hissedildiği hemde Osmanlı karakterinin yansıtıldığı bir resim tarzı doğmuştur. 

18. yüzyılın sonlarıyla 19. yüzyılın başlarında hazırlanan kıyafet albümleri ve sefâretnâme türündeki eserlerde yer alan resimlerin artık üç boyutlu tarzda ve suluboya ile bazı tek figür resimlerinin kağıt üzerine tempera veya yağlı boya teknikleriyle yapılması geleneksel Osmanlı minyatürünün sona ermesine yol açmıştır. Bu dönemde Osmanlı sarayının hizmetinde bulunan Refail ve Kostantin Kapıdağlı gibi ressamlar tuval üzerine yaptıkları padişah portrelerinin dışında kağıt üzerine de çalışan son sanatçılardır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir