Mizan

Mizan Ne Demektir:

Sözlükte “bir şeyin ağırlığını tahmin etmek, ölçüye vurmak, tartmak” anlamındaki vezn (zine) kökünden türemiş bir isim olan mizan “tartı aleti, tartmada kullanılan ağırlık; adalet” manalarına gelir.

Mizanın ayet ve hadislerdeki, muhtevası ise ahiret hallerinin belli bir merhalesinde mükelleflerin, sorguya çekilmelerinin tamamlayıcı bir işlemi olarak ceza veya mükafatı gerektiren amellerinin kemiyet açısından değerlendirilmesi şeklinde belirginleşmiştir.

Mizan Nasıl Bir Vasfa Sahiptir:

İç yüzü bizce bilinemeyen mizan, dünyadaki ölçü aletlerinin hiçbirine benzemez. Alimlerin dediği gibi, terazinin çeşidini, özünü, keyfiyet ve mahiyetini ve o terazinin bütün herkes için tek mi olduğunu, yoksa pek çok teraziler mi bulunduğunu araştırmamız yersiz olur. Biz ancak Allah’ın verdiği habere iman eder, Allah cc. haber verdiği şekilde kabul eder söyleriz. Onları tevile kalkışmaz, aklımız ve hayalimiz ile onları mecaz, istiare ve benzeri şeylere hamletmeyiz.

Amellerin tartılması hususunda varid olan bazı haberler, o amellerin eni, boyu ve ağırlığı bulunan cisimler şekline gireceğini ifade etmektedirler. Bu haberlerden birisi, şu ayeti kerimedir:

“Allah’ın huzuruna çıkmayı yalan sayanlar gerçekten ziyana uğramışlardır. Nihayet kendilerine kıyamet vakti ansızın gelip çatınca, onlar günahlarını sırtlarına yüklenmiş bir halde diyecekler ki: “Dünyada iyi amelleri terketmemizden dolayı vah halimize!” Dikkat edin, yüklendikleri vebal ne ağır” Enam:31

Tartıda iyilikleri kötülüklerinden ağır gelenler kurtuluşa erecek, hafif gelenler ise cehenneme gideceklerdir. Cehenneme giden  mümin olanlar, işlediği suçun karşılığı olan cezayı çektikten sonra oradan çıkarılıp cennete gidebileceklerdir.

Mizan hakkında Kur’an’da şöyle buyrulur:

“Biz kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak (herkese) yeteriz” (el-Enbiya 21/47

“O gün vezin (amellerin tartılması) haktır ve gerçektir. Mizanları ağır basanlar, işte onlar kurtulanlardır. Mizanları hafif gelenler, ayetlerimize yaptıkları haksızlıktan ötürü kendilerini zarar ve ziyana uğratanlardır” (el-A’râf, 7/8-9).

“Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır. Kimin tartıları hafif gelirse, onun anası da (varacağı yer, sığınacağı durağı) hâviye (uçurum)dır. Nedir o bilir misin? Kızgın ateş!” Karia: 6-11

Mizanla İlgili Hadisler:

Ebu Hureyre (ra)’ın rivayet ettiği hadiste Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Rahman’a sevimli gelen iki kelime vardır ki bunlar dilde hafif, mizanda ağırdırlar: Subhanallahi ve hamdihi subhanallahilazim

Aişe (ra) şöyle demiştir: “Bir gün Resulullah (sav), başı kucağımda olduğu halde uyurken ağladım, gözyaşım onun yanağına damlayınca uyandı.
“Sana ne oldu?” buyurdu. Ben de:”Kıyamet gününün hallerini hatırladım. O gün kimse birbirini hatırlar mı?” dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu:
Üç yerde kimse kimseyi hatırlamaz; mizanının ağır mı hafif mi geleceğini öğreninceye kadar mizan anında, defterinin sağından mi solundan mi geleceğini öğreninceye kadar sayfaların uçuştuğu anda ve sırat anında.”

Enes b. Malik (ra) şöyle demiştir: Nebi (sav)’den bana kıyamet gününde şefaat etmesini istedim. Bunu yapacağım buyurdu. Ben: “Ey Allah’ın resulu! Seni nerede bulayım?” dedim. Beni arayacağın ilk yer sırat olsun” buyurdu.
Eğer sıratta seni göremezsem?” dedim. ” mizanın yanında ara” buyurdu. “Mizanda da karşılaşamazsak? dedim. “O halde havzın yanında bul. Zira ben ancak bu üç yerden birinde bulurum.” buyurdu. Tirmizi

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir