Mücâhede – Nefse muhalefet

Beşinci Vaaz: Mücâhede – Nefse muhalefet

Ey Hakk’ın kapısında hizmetçi olan! Nefsi de, onun gayr-i meşru’ arzularını da terk et. Veliler cemaatinin ayaklarının bastığı toprak ol. Cenâb-ı Allah diriyi ölüden, ölüyü de diriden çıkarır. Hazret-i İbrahim (A.S.)ı, küfür üzere bulunan babasından meydana getirmiştir. Mü’min diridir, kâfir ölüdür. Allah’ı Bir bilen (muvahhid) diridir, Allah’a eş-ortak koşan (müşrik) ölüdür. Allahu Teâlâ buna işaretle bir kısım kelâmında buyurmuş ki:

«Yarattıklarımdan ilk ölen iblis olmuştur.»

Genç kardeşim! 

Sen ne nefisle beraber ol, ne de şehvânî arzularınla… Ne dünya ile beraber ol, ne de ahiretle Hak’tan başkasına uyma… Böyle yapacak olursan tükenmek bilmeyen bir hazineye kavuşursun. Artık Aziz ve Celil olan Allah’tan sana arkasında dalâlet olmayan bir hidayet gelir…

Senin azmu gayretin yeme, içme, giyinme ve evlenme gibi basit şeyler olmasın. (Çünkü bunlar gaye değil, gayeye ulaşmak için vasıtadır. Vasıtayı gaye yerine koyma).

Unutmaki bunların hepsine olan istek nefis ve tabiattan gelmektedir. Ka’b ve sırrın azm-u gayreti nerede? Asıl onu bilmek ve bulmak lâzımdır. Şüphen olmasın ki, bu Hakk’ı talepten başka bir şey değildir. Senin himmetin, en önemli meselen olmalıdır. O halde azm-u himmetin sadece Rabbin ve O’nun katındaki şeyler olsun…

Dünyanın karşılığı ahirettir.

Halkın da karşılığı Halik’tir. Dünyadan ahirete, halktan, Hâlik’e dönmesini bil… Şu dünyada terk ettiğin her şeyin en hayırlısını ahirette bulursun. Artık sen ömründen tek bir gün kalmışçasına hazırlıklı ol… Ölüm meleğinin gelmesine kendini hedef olarak kabul et, bir gün o ok sana da dokunacaktır.

Ey hakikat yolcusu içinde bulunduğun nimetlerle ferahlanıp avunma. Çünkü hepsi de bir gün ayrılıp gider.

Cenâb-ı Allah’ın şu buyruğuna dikkat et:

«Andolsun ki biz, senden önceki Ümmetlere de peygamberler gönderdik de küfr-ü inkârlarından dolayı kendilerini çektin bir yoksullukla, çeşitli hastalıkla yakaladık, olur ki yalvarırlar, tevbe ederler diye.»

“İşte onlar kendilerine öyle bir azabımız gelip çattığı zaman olsun yalvarmalı değil miydiler? Fakat yürekleri katılaşmış, şeytan da yapmakta oldukları (kötülükleri) süsleyip püslemişti.” 

“Onun için bunlar kendilerine ne hatırlatıldı, ve ne öğüt verildiyse onları unutunca üzerlerine her şeyin (her zevkin, her nimetin) kapılarını açtık, nihâyet kendilerine verilen o şeyler (o genişlik ve o serbestlik) yüzünden (tam şımarıp) ferahlandıkları zaman onları ansızın tutup yakalayıverdik ve artık o anlar bütün ümitlerinden mahrum kaldılar.” En’am suresi: 42-44



100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın