Mucize İle Sihrin Arasındaki Fark

 Peygamberlerin getirdikleri Risalet’in doğruluğunun ispatında onlardan sadır olan olağanüstü olaylara mucize denir. İleri bir tarihten haber vermeleri de bu kavildendir. İnsanlardan bazıları bunları delil olarak değil kehanet, sihir ve fal olarak değerlendirirler.

وَاِنْ يَرَوْا اٰيَةً يُعْرِضُوا وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُسْتَمِرٌّ

“Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler.” Kamer 2

Sihir gerçekte sebepler âleminden bir parçadır demiştik. Mucize öyle değildir aslı değiştirir. Bize düşen neyin mucize neyin keramet olduğunu neyinde kehanet, sihir ve fal olduğunu bilmemiz gerekir. İslamiyet mucize keramet ve gaybi âleme ait bilgilerden söz ederken sihir ve kehaneti reddetmemiş ancak haram kılmıştır.

Sihir kehanet ve fal zanna dayalı söylenmiş sözlerden ve bazı işaretlerden meydana gelen ihtimaller durumudur. Dibinde yalan vardır. Fark biri ilahi olgu ile aslı değiştirir diğeri ise şeytanidir zanna dayanır aslı değiştirmez.

قَالُوا يَا مُوسٰى اِمَّا اَنْ تُلْقِىَ وَاِمَّا اَنْ نَكُونَ نَحْنُ الْمُلْقٖينَ قَالَ اَلْقُوا فَلَمَّا اَلْقَوْا سَحَرُوا اَعْيُنَ النَّاسِ وَاسْتَرْهَبُوهُمْ وَجَاٶُ بِسِحْرٍ عَظٖيمٍوَاَوْحَيْنَا اِلٰى مُوسٰى اَنْ اَلْق عَصَاكَ فَاِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَاْفِكُونَفَوَقَعَ الْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَفَغُلِبُوا هُنَالِكَ وَانْقَلَبُوا صَاغِرٖين                        َ           

(Sihirbazlar), “Ey Mûsâ! Ya önce sen at, ya da önce atanlar biz olalım” dediler. (Mûsâ), “Siz atın” dedi. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. Büyük bir sihir yaptılar. Biz de Mûsâ’ya, “Elindeki değneğini at” diye vahyettik. Bir de ne görsünler o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor. Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi. Araf / 115-119

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir