Muhammed Es’ad “Es’ad Erbilî

Muhammed Es’ad “Es’ad Erbilî Kimdir?

Irak sınırları içinde bulunan Musul’a bağlı Erbil kasabasında dünyâya gelen Muhammed Es’ad Efendinin,  Dedesi, Hidâyetullah Efendi, Babası Muhammed Saîd Efendinin terbiyesinde yetişti. Zamanının usulüne göre Medrese tahsilini doğduğu bölgede tamamlayan Esad Efendi, Erbil ve Deyr’deki çeşitli âlimlerden de ilim öğrendi. Yirmi üç yaşında Hâlidî şeyhi Tâhâ el-Harîrî’ye intisap etti. Beş yıl sonra sülûkünü tamamlayarak hilâfet aldı (1875).

Es’ad Efendi, 1875 senesinde Hicaz’a giderek hac vazifesini yerine getirdi. Hac dönüşünde hocasının vefatı üzerine İstanbul’a geldi. Fâtih Camii’nde Hâfız divanını okuttu. Bu arada Meclis-i Meşâyih üyeliğine tayin edildi. Es’ad Efendi, güler yüzlü, tatlı sözlü, vakur bir zat idi. Çok kuvvetli bir hafızaya sahipti. Senelerce evvel görüştüğü zatı hemen tanır, konuştukları mevzuyu derhal hatırlardı…

II. Abdülhamid tarafından memleketi Erbil’e sürgüne gönderildi (1900). II. Meşrutiyet’ten (1908) sonra İstanbul’a döndü ve Kelâmî Dergâhı’nı genişleterek yeniden inşa etti. Erbil’deki emlâkını satarak Erenköy’de bir köşk satın alıp dostları ile oturdu.

Tekkeler kapatıldıktan sonra inzivaya çekildiği Erenköy Kazasker’deki evinde sürekli polis gözetimi altında tutuldu. Menemen olayı ile (Aralık 1930) ilgisi olduğu iddia edilerek oğlu Mehmed Ali Efendi ile birlikte Menemen’e götürülüp idam talebiyle yargılandı. Hakkında verilen idam cezası yaşlılığı sebebiyle müebbet hapse çevrildi. Oğlu Mehmed Ali Efendi ise idam edildi.

Esad Efendi Menemen’de askerî hastahanede tedavi görürken 3-4 Mart 1931 gecesi vefat etti. Onun zehirletilerek öldürüldüğü şeklinde bir kanaat de vardır. Cenazesi ailesine verilmeyerek resmî makamlar tarafından Menemen’de defnedildi. Mezarının bulunduğu arsa üzerinde 1962-1963 yıllarında bir cami yaptırıldı. Mahkeme zabıtları açıklanmadığından Esad Efendi ile oğlu hakkında verilen idam cezasının hangi delillere dayandırıldığı, olayla ilgilerinin olup olmadığı anlaşılamamıştır.

İstanbul, Anadolu ve Balkanlar’da binlerce mensubu bulunan ve çok sayıda kişiye hilâfet veren Esad Efendi’nin silsilesi en yaygın olarak halifelerinden Mahmut Sami Ramazanoğlu (ö. 1984) tarafından sürdürülmüştür.

Es’ad Efendi diyor ki: 

İki mesele hakkında şüphem vardı. İmam-ı Rabbanî hazretlerinin Mektûbat’ını okuyunca bu şüphelerim zail oldu:

1) Tarikatta asıl olan tam anlamıyla sünnete bağlanmak olduğuna göre, bazı tarikatlarda riyazat yapmadan manevî yükseliş nasıl olabilir? Bu sorunun cevabını İmâm-ı Rabbanî’nin Mektûbat’ında buldum. “Karnın, temiz ve helal yiyecekle doyarsa fikirde havatır olmaz. Zikir, fikir, rahat ve huzurlu olur. Fakat nefsin hakkı verilmezse huzura mani olabilir…”

2) Fena-yı kalbden sonra kalbe havatır nasıl gelebilir?

Bunun cevabını da “Kalp fena bulduktan sonra kalbe gelen havatır kalbe zarar vermez, aksine kalp vazifesini yapmaya devam eder” hükmünde buldum.

Es’ad Erbilî vefatına yakın şunları söylemiştir:

“İntisabımın ilk yıllarında gönlüme: ‘Yâ Rabb’i! Huzur-u İlahi’ne çıplak olarak geleyim. Şayan-ı kabul amelim varsa onları günahkâr kullarına bağışlayayım’ şeklinde bir duygu gelmişti. Şimdi de aynı duygularla doluyum…”

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir