Muhammedü’l-emîn Lakabı

Bismillahirrahmanirrahim

Eminlik lakabı İslam’dan önce Kureyş’ten bazı kişilerin kıymetli eşyalarını Hz. Muhammed (sav)’e emanet ettikleri de bilinmektedir.

Resul-i Ekrem (sav) ilk vahyi müteakip evine geldiğinde Hz. Hatice kendisine,  “Korkma! Allah’a yemin ederim ki O hiçbir zaman seni utandırmaz. Çünkü sen akrabana bakarsın, işini görmekten aciz olanların işlerini görürsün; fakire yardım eder, misafiri ağırlarsın; hak yolunda ortaya çıkan meselelerde halka yardım edersin.” diye teselli verirken onun emin sıfatını dile getirmekteydi. (Buhârî, Bedü’l-vahy, 3)

Kabe binasının yenilenmesinde  hacerül esved taşının yerine konulması olayında, Allah Tealanın Resulünü zor ve çetin meseleleri en kolay ve en uygun bir metotla halletme hususunda böyle büyük bir meziyetle nasıl şereflendirdiğini görüyoruz.  Resulullah (a.s.)’ın siretindeki ilahi ihsan ve yardımın kemal noktasına ulaştığını da görülmektedir. Bu ilahi ikram, Onun hayatının her safhasında görülmektedir.

İmam Ahmed’in Mücahid’den rivayetine göre, Mücahid (r.a.)’in Mevlası ona: Kendisinden cahiliye döneminde Kabe’yi bina edenler arasında bulunduğunu haber vererek şöyle demiştir: “Benim kendi ellerimle yontup Allah’ı bırakarak ibadet ettiğim bir taştan putum vardı. Beğenmediğim, bozulup koyulaşmış sütü getirir onun üzerine dökerdim. Sonra köpeğim gelir taşı yalar, sonra da ayağını kaldırarak üzerine işerdi”. (Mücahid’in mevlası devamla der ki:) Biz Kabe’yi bina ediyorduk. Nihayet Hacerü’l-Esved’in konulacağı seviyeye geldik. 

Taşı hiç kimse göremiyordu. Bir de baktım ki o getirdiğimiz taşların arasında adam kafası gibi duruyor. Neredeyse (parlaklığından kendisinde) insanın sureti görünüyordu. Derken Kureyş’ten bir kabile, “yerine biz koyacağız” diyor, bir başkaları ise “biz koyarız” diyorlardı. Sonra bunlar: “Aramızda hakem seçelim” dediler. (Bu fikir herkes tarafından kabul edilince) “Safa kapısından gelecek ilk zat hakem olsun” dediler.

Nihayet Nebi (a.s.) gelince: “İşte el-Emin geliyor” dediler. Sonunda meseleyi O’na arz ettiler. Bunun üzerine Muhammed (a.s.) (emsalsiz dirayetini göstererek) Hacerül-Esvedi bir bez içerisine koydu. Sonra Kureyş’in bütün aşiretlerini çağırdı. Onlar da Resulullah ile beraber etrafından tuttular, Böylece Resulullah (a.s.) taşı yerine koymuş oldu.

Tabarânî, Ali İbn Ebî Talib (k.v.)’dan -Kabe’nin binası hakkında şöyle dediğini rivayet etmektedir: “İnsanlar Nebi (a.s.)’nin (Safa kapısından) girdiğini görünce: “Muhakkak ki el-Emin geliyor” dediler.

Safa Tepesi’ne çıkarak Kureyş kabilesine seslendi. Onlar da bu çağrıya icabet ederek Safa Tepesi’ne geldiler. Allah Resulü -sav-, yüksek bir kayanın üzerinden onlara şöyle hitap etti:

“–Ey Kureyş cemaati! Ben size, şu dağın eteğinde veya şu vadide düşman atlıları var; hemen size saldıracak, mallarınızı gasp edecek desem, bana inanır mısınız?”

Onlar da hiç düşünmeden:

“–Evet inanırız! Çünkü şimdiye kadar Sen’i hep doğru olarak bulduk. Sen’in yalan söylediğini hiç işitmedik!” dediler.

Burada Resulullah sav’in güvenilirliğine ve eminliğine vurgu vardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir