Mümtehine Suresi

Mümtehine Suresi

Mümtehine Suresi Hakkında

Kur’an’ı Kerimdeki sıralamaya göre Kur’an-ı Kerim’in 60. suresidir. Mufassal kısmı üçüncü sureler grubunun ikinci ve son süresidir. Medine’de inmiştir. 13 ayettir. Bu sureye Mümtehane, İmtihân ve Meveddet olarak da adlandırılır

Mümtehine Suresi  Konusu

Bu mübarek sûre,

Medine’de inen ve fıkhî hükümlere ağırlık veren sûrelerdendir. Sûrenin ana konusu “Allah için sevme ve Allah için nefret etme” fikri etrafında döner. Bu mesele, iman kulplarının en sağlam olanıdır. Sûrenin baş tarafı Hâtib b. Ebî Beltea’yi kınamak için inmiştir. Hâtib, Peygamber (a.s)’in Mekkelilerle savaş için hazırlanmış olduğunu ha­ber vermek gayesiyle onlara bir mektup yazmıştı. Bu sûrede Yüce Allah, Allah düşmanlarına dost olmanın hükmünü de açıklamış ve Hz. İbrahim (a.s.) ve mü’minlerin müşriklerden uzak oldukları hususunda misaller getir­miştir. Ayrıca müslümanlara karşı savaşmayanların hükmü ile hicret eden mü’min kadınların hükmünü ve bu kadınların imtihan edilmelerinin zarure­tini ve diğer dini hükümleri açıklamıştır.

Bu mübarek sûre,

Mü’minlere eziyet edip onları hicrete ve yurtlarım bırakmaya zorlayan Allah düşmanları ile dost olmaktan sakındırarak başlar. Sonra bu sûre bu dünya hayatındaki akrabalık, soy ve dostluğun, kıyamet günü insana hiçbir fayda vermeyeceğini açıklar. Zira orada insana iman ve iyi amelden başka hiçbir şeyin faydası olmaz.

Daha sonra sûre,

İbrahim (a.s.)’in ve ona uyanların, iman edip müşrik olan kavimlerinden uzaklaştıklarını misal verdi ki, bu, peygamberlerin ba­bası İbrahim (a.s)’in peşinden giden her mü’mini harekete geçirici bir unsur olsun: “İbrahim’de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine demişlerdi ki, “Biz sizden, ve Allah’ı bırakıp ta taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve kin be­lirmiştir…”

Sûre, mü’minlere düşman olmayıp onlarla savaşmayanların hükmünden bahseder: “Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurt­larınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve âdil davranmanızı yasakla­maz…” Aynı zamanda sûre mü’minlere eziyet edip onlarla savaşanların hükmünden de bahseder: “Allah, yalnız sizinle din uğrunda savaşanlarla dost olmanızı yasaklar…”

Yine bu sûre,

Mü’min kadınların hicret ettikleri zaman imtihan edil­melerinin, iman ettikleri belli olunca kâfirlere geri verilmelerinin gerekli olduğunu ve kâfirin nikâh akdinin geçerli olmadığını açıklar. Daha sonra da, kadınların Rasulullah (s.a.v)’a bîat etmelerinin hükmünü ve bu biatin şartlarını beyan eder: “Ey iman edenler! Mü’min kadınlar hicret ederek size geldiği zaman onları imtihan edin…”, “Ey peygamber! İnanmış kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak… üzere sana biat etmeye geldikleri za­man biatlarını kabul et.

Bu mübarek sure,

Mü’minleri, kâfir Allah düşmanları ile dost olmak­tan sakındırarak sona erer: Ey iman edenler! Üzerlerine Allah’ın gazap ettiği bir kavmi dost edinmeyin. Zira onlar, kâfirlerin, kabirdekilerden ümit kestikleri gibi, ahiretten ümit kesmişlerdir… İşte böylece surenin başı ile sonu birbirine uysun diye, sûre, başladığı gibi, Allah’ın düşmanları ile dost olmaktan sakındırarak sona erer. Muhammed Ali Es-Sabuni Safvetü’t-Tefasir, 6/395-396

Mümtehine Suresi Meali

Bismillâhirrahmânirrahîm

1- Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Onlar size gelen gerçeği inkâr etmişken, onlara sevgi gösteriyorsunuz. Halbuki onlar Rabbiniz olan Allah’a inandığınızdan dolayı, Peygamber’i ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer siz Benim yolumda cihat etmek ve rızamı kazan­mak için çıkmışsanız, onları dost edinmeyin. Dostluk sebebiyle onlara bazı gizli şeyler ulaştırıyorsunuz. Oy­sa Ben sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bili­rim. Sizden kim bunu yaparsa doğru yoldan sapmış olur.

2-Şayet onlar sizi ele geçirirlerse, size düşman ke­silecekler, size ellerini ve dillerini kötülükle uzatacak­lardır. Zaten inkâr edivermenizi istemektedirler.

3- Kıyamet günü yakınlarınız ve çocuklarınız size fayda vermezler. Çünkü Allah aranızı ayırır. Allah, yaptıklarınızı görendir.

4- İbrahim’de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır. Onlar kavimle­rine demişlerdi ki, “Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda de­vamlı bir düşmanlık ve öfke belirmiştir. Yalnız ibra­him’in babasına, “Andolsun ki senin için mağfiret dile­yeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez” demesi hâriç. “Rabbimiz! de­diler, ancak Sana dayandık, Sana yöneldik, dönüş de an­cak Sanadır.”

5- “Rabbimiz! Bizi, inkâr edenler için bir fitne kılma, bizi bağışla! Ey Rabbimiz! Yegâne galip ve hik­met sahibi, ancak Sensin.”

6- Andoisun, onlarda sizin için, Allah’ı ve âhiret gününü arzu edenler için güzel bir örnek vardır. Kim yüz çevirirse bilsin ki, Allah, zengindir, hamde lâyık olandır.

7- Olur ki Allah sizinle, düşmanlarınız arasında yakında bir dostluk meydana getirir. Allah gücü yeten­dir. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

8- Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve âdil davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adaletli olan­ları sever.

9- Allah, yalnız sizinle din uğrunda savaşanları, si­zi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanız için yar­dım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim  onlarla dost olursa işte zalimler onlardır.

10- Ey iman edenler! Mü’min kadınlar hicret ede­rek size geldiği zaman, onları, imtihan edin. Allah on­ların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inan­mış kadınlar olduklarını öğrenirseniz onları kâfirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helâl değildir. Onlar da bunlara helâl olmazlar. Onların (kocalarının) sarfet-tiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendileri­ne verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir gü­nah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, sarfettiğinizi  isteyin.  Onlar  da  sarf ettiklerini  istesinler. Allah’ın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.

11- Eğer eşlerinizden biri, sizden kâfirlere kaçar da siz de savaşta galip durumda olursanız, eşleri gitmiş olanlara ganimetten, harcadıkları kadar verin. İnandı­ğınız Allah’a karşı gelmekten sakının,

12- Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah’a hiç­bir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina et­memek,   çocuklarını   öldürmemek,   elleriyle   ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye gel­dikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

13- Ey iman edenler, kendilerine Allah’ın gazap ettiği bir kavmi dost edinmeyin. Zira onlar kabirlerdekiler (in dirilmesin) den kâfirlerin ümit kestikleri gibi ahiretten ümit kesmişlerdir.

Mümtehine Suresi Nüzul Sebebi

Rasulullah (s.a.v) Mekke’nin fethi için hazırlık yapınca, Hâtib b. Ebi Beltea bunu haber vermek üzere Mekkelilere bir mektup yazdı ve onlara dedi ki: Rasulullah (s.a.v) sizinle savaşmak istiyor. Tedbirinizi alın. Sonra Hâtib bu mektubu Mekke’ye giden bir kadınla gönderdi. Bunun üzerine, bu olayı Rasulullah (s.a.v)’a bildirmek üzere vahy geldi. Rasulullah (s.a.v) Ali, Zübeyr ve Mikdat’ı (r. anhum) göndererek şöyle dedi: “Ravda-i Hâh’a varıncaya kadar yürüyün. Orada yanında bir mektup bulunan yolcu bir kadın vardır. Mektubu ondan alıp bana getirin”

Sahâbî diyor ki; “Biz de yola çıkıp Ravda’ya geldik. Bir de ne görelim, yolcu kadınla karşı karşıyayız. Ona “Mektubu çıkar” dedik. Kadın, “Bende hiçbir mektup yok” dedi. Ona dedik ki: “Ya mektubu çıkarırsın, ya da elbiseni atarız.” Bunun üzerine kadın mektubu, saç örgülerinin arasından çıkardı. Mektubu Hz. Peygamber (a.s.)’e getirdik. Bir de baktık ki mektup, Hâtib b. Ebî Beltea’dan, Mekke’deki müşriklerden bir kısım insanlara, Rasulullah (s.a)’m bazı işlerini haber ver­mek üzere yazılmış.

Rasulullah (s.a): “Hâtib! Bu nedir? “diye sordu. Hâtib, “Ey Allah’ın Rasulü! Benim hakkımda hüküm vermede acele davranma. Kuşkusuz ben, Kureyş’ten olmadığım halde, onlar içerisinde yakınları olan bir kişiyim. Senin yanında bulunan Muhacirlerin ise, onlarla yakınlıkları vardır. O sayede Mekke’deki aile fertlerini ve mallarını koruyorlar. Benim onlarla soy bağım olmadığı için, istedim ki bir elim olsun da, bu sayede Mekkeliler akrabalarımı korusunlar. Ben bunu kâfirliğimden dolayı veya dinimden döndüğüm için yapmadım,” dedi.

Ömer (r.a.), “Bırak beni, bu münafığın boynunu vurayım” dedi. Rasulullah (s.a.v) buyurdu ki: “O, Bedir savaşma katılmıştı. Ne biliyorsun, belki de, Allah Bedir’e katılanların du­rumlarından haberdar olarak şöyle buyurmuştur: “Dilediğinizi yapın. Kuş­kusuz ben sizi bağışladım”. Bunun üzerine Allah, “Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin…” mealindeki ayeti indirdi. (Buhari, Tefsir,60/1 bkz, Ruhul-meani,28/65; Rutubi, 18/50)

Abdulkadir Geylani Sure Hakkında 

Ey tevhide ve Muhammed’e iman eden kişi, Allah seni tevhidin ve imanın şeref makamına yerleştirsin. Seni tereddütten ve yanlışlara yönelmekten uzak tutsun. Sen ehl-i gaflet olanlarla, cahillerle, evhâm ve hayal denizinde batmış olanlarla dostluk etmemelisin. Bu evhâm ve hayal onlara dünya nimetlerine sarılmalarından sirayet etmiştir. O gibi insanlar bu düşüncelerinden dolayı mahrumiyetlere uğrayacaklardır. 

Sen namusunla yoksulluk kösesinde oturmaya, dünya nimetlerinden çok azı ile yetinmeye ve abartıcıların hayallerinden uzak durmaya devam et.

Samed ve muîn olan Allah’a tevekkül etmeyi sürdür. İçinden bir şey yapmak geldiğinde ve sakinleştiğinde Allah’a yönel, ona dua et. Allah’ın senin için takdir ettiğine ve sana verdiği nimetlere razı ol. Sana verdiği nimetlerden dolayı gizli ve açık her yerde şükret. Hem kork, hem de iste. Orta yolu bul. Bütün işlerinde ona tevekkül et. Bütün hallerinde Onunla kavuşma şerefine erişmeyi arzu et. Buluşacağın yer Me’vâ cenneti ve sirde-i müntehâ olacaktır.

Allah bizleri ve bütün kullarını oralara kavuştursun. Onun keremine mazhar kılacak makamlarda yer edinmeyi nasip etsin.

Mümtehine Suresi Fazileti

Kim Mümtehine suresini okursa, kadın-erkek bütün mü’minler ona kıyamet günü şefaat eder. (Hadîs-i şerîf-Kâdı Beydâvî Tefsîri)

Mümtehine Suresi Havası

Mümtehine Suresini, okumayı alışkanlık ederek daima okuyanın kalbindeki kin, nefret ve bozgunculuk duygularını Allah’u Teala hazretleri giderir. 

Allah’ın izniyle bu sureyi okumaya devam edenler, haramdan korunur. 

Mümtehine suresini yazıp, zemzem dolu kabın içine koyar, bir miktar beklettikten sonra içmeye devam ederse, dalak şişmesi hastalığına bi-iznillah iyi gelir.

Bu sureyi okumaya devam eden borçlu ise, borcunu kolaylıkla öder.

Bu sureyi okumaya devam edenlerin kalbindeki nifak yok olur.

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir