Münafıkların Halleri

Nefsi Emmare Nefsin Üç Farklı Sıfatı; Fasıklar, Kafirler ve Münafıkların Halleri 

Emmare, Levvame, Mülhime ve Mutmainne üzere olan nefisler olarak dört kısma ayrılır. Bunlardan Mutmainne olan nefis çağrılan ve izzeti ikramda bulunulan nefistir. Huzurdan kovulan Nefis ise Emmare-i bi su olan nefistir. Allahu Teala’nın Kudret ve keremiyle Mürşidi Kamillere İlim ve kudret vermiştir ki, onlar nefsi emmareyi terbiye ederek nefsi levvameye, levvameden mülhimeye ve mutmainneye kadar döndürürler. O nefisleri huzurdan kovulmaktan kurtarırlar .

Kulakları pamukla tıkalı olanın pamukları açılırsa sözleri duyarlar. Eğer söz içten ve kalpten söylenen bir yapıya sahipse kalbe ulaşır etkili olur. Kulakları Hak söze pamukla tıkalı olanın da söz kalbine ulaşmaz. Bu kişiler nefs-i emmare ile birlikte yaşarlarken farklı İsimlerde de anılırlar; birine Fasık, diğerine münafık, sonuncusunu ise kafir denilir.

İnsan Nefs-i emmareden beri olmak lazımdır.

Çünkü o Allah Teala’dan azdırıcıdır azan asi olur. Asi olanın itikadı bozuk olur sonunda ya münafık veya fasık ya da kafir olur. Hepsinin hali nicedir hepsinin bu halden kurtulma imkanı mevcuttur. Terbiye edecek bir el bir Mürşid bulunursa hepsi Allah’ın izniyle Kurtulur.

Nefsi emmareye sahip olan kişiler zulmet bataklığında olsalar bile gönülleri islamı kabul etmiş olabilir. Allah’ın birliğine, ezeli ebedi olduğuna, Resulullah’ın sav peygamberliğine, kitaplara, meleklere inanmış ve itikat etmiş olsalar da nefisleri emmarelikten kurtulamamıştır. Böyle kimselere ya Fasık adı verilmiştir.

Kulakları tıkalı kalpleri kararmış emmare nefsin esiri olmuş olanların bazı alametleri vardır. Bu fasık taifesinin tevbe etmeleri halinde Allah cc onların tevbelerini kabul eyler ve günahlarını yüzlerine vurarak onlara azap etmez. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: “Günaha tövbe eden o günahı hiç işlememiş gibidir.” buyurmuşlardır. Bu fasıklar tevbesiz olarak ve fakat imanla ölürlerse günahların cezasını görürler ve Cehenneme girerler Hak Teala’nın dilediği kadar yandıktan sonra nihayet cehennemden çıkartılır ve cennete gönderilirler. Kim la ilahe illallah muhammedurrasulullah derse bunun şefaati onları cehennemde ebedi koymadan çıkarır. Resulullah aleyhisselatu vesselam efendimiz şöyle buyurmuşlardır “Kalbinde zerre kadar iman bulunan ateşten çıkartılır.”

Münafıklar kafirlerle birlikte cehennemin en alt tabakasında bulunacaklardır. Hatta münafıklar kafirlerden sonraki cehennemin en alt tabakasında kalacaklardır. Ayetle sabittir ki Allahu Teala: ”Münafıkları ve kafirleri cehennemde bir araya toplayacaktır.” Nisa Suresi 140 diğer bir ayeti kerimede ise:

” Şüphesiz münafıklar cehennemin en aşağı katındadır.” Nisa 145 

Gönüllerinde inanç adına Allah’a karşı kulluk bilinci bulunmayanların yaptıkları heykeller, heva ve heveslerinde büyüttükleri putlar karşısında kendilerine göre bir sistemi oluştururlar. Bunun yıkılmaması için de oluşturdukları kanunlarla kendilerini koruma altına alırlar. Uydurdukları küfür kelimelerinin arkasına saklanırlar. Bu uydurulan sloganik kelimeler ve kanunlara karşı mücadele edenleri sistemlerinin kendilerine kazandırdıkları statüyü kaybetmemek adına, Hak arayışlarına karşı fasıklık ve münafıklık yüzleri ile halletmeye çalışırlar. Bunda başarılı olmazlarsa asıl yüzlerini çekinmeden ortaya koyarlar ve tehditle, ölümle ve cezalarla yıldırmaya çalışırlar. Bu şekilde dünyalarını heder ettikleri gibi ahiretlerini de heder ederler.

Münafıklar iki türlü yapıya sahiptir:

Biri halkın içerisine girer cemaate devam eder onunla birlikte camide namaz kılar onlarla birlikte zikir eder ve bunun gibi amellerle Müslümanlarla birlikteliğini gösterir. Kendi kafalarına ve inandıkları gibi ideallere uygun birisini bulunca hemen küfürlerini açıklarlar ve o kelimelerle söyleşmeye başlarlar. 

Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Kimde bu üç haslet varsa münafıktır, eğer bunlar terk edilmezse ve tevbe yapılmaz ise bu kişi münafıklıktan kurtulamaz. Ne kadar namaz kılarsa kılsın, ne kadar oruç tutarsa tutsun, hayır işlerinde en önde koşturursun. Kendini Müslümanlar içine saklamış bozuk itikatlı biri olmaktan kurtaramaz. Müslüman Allah’ın emirlerine ve Resulullahın (sav)  İslam öğretisine teslim olmuştur. Bu yapıya içten baş kaldırmadığı gibi içi ve dışı bir olandır. 

Söz söylediği zaman yalan konuşur.

Bütünüyle hayatı yalan üzerinedir, yalanlar ile prim yapmaya çalışır. Yalan onun için olmazsa olmazdır. Hayatları genellikle bunun üzerine kurulmuştur. Söz verdiği zamanda sözünde durmaz . İşini görmek için her türlü sözü verir, işi görüldükten sonra verdiği sözleri yalanla, kelime oyunları ile yutar.  Kendisine bir şey emanet edildiği zaman o emaneti iyi kullanmadığı gibi ona hıyanet eder. Hedefi kasasını doldurmak olur. Menfaatleri ön plandadır.  Hedefine ulaşırken yandaşlarının da ağızlarına bal sürerler amaçları kendi pisliklerini örtmektir. Bütün hayatı rahata endeksli eğlence odaklıdır. Bir şeyi yapmaya Ahdeylerse  o ahdini de bozar. Bir kimse ile çekişmeye başlasa ölçüyü kaçırır. Yalanlarla yanlış yönlendirmelerle üste çıkmaya çalışır olmazsa karşısındaki kişiyi alaya veya tahkire yönelir, ölçüyü kaçırırsa arkasından ağıza alınmayacak kötü sözler küfrü kelimeler kullanmaya başlar, yani Söver. Müslümanlık hasletleri içerisinde olan birçok güzelliğe kalbi alışamadığı için o gibi simgelerin ortada bulunmasını duyulmasını (ezan, cami, hayır işleri gibi) istemez. Fakir Müslümanlarla bir araya gelmek istemez sadece menfaatleri örtüşünce görüşür. Onların sorunlarıyla birebir ilgilenemez fakirlerin yanında kibir satar, kendilerinden zengin olanlar karşısında ise dalkavukluk yapar.

İbadetlere karşı üşengeç namazlarını geçer bırakanları, Sabah namazlarını kaçıran, ezan okununca tuvalete giren, Allah’ın zikir halkalarından uzak kalmaya çalışan, hayır işlerinde koşmaktan çekinen, Adalet ve hak mücadelesinde sesiz kalan, kuran okumayan ve Kur’an’la arası olmayan yapıda olanlarda ameli münafıklık üzeredirler. 

Müslüman kardeşlerimiz bu gibi sıfatlardan sakınması gerekir.

Münafıklıktan dönmeyen Şakilikten kurtulamaz. Bunların hayırları bile Hayır değildir. Arkasında Muhakkak gizli bir menfaat vardır. Çünkü yapacakları ameller Hayra vesile olmak adına değil menfaatleri adına yapılan amellerdir. Devamlı şekilde fıska, fucura yönelir. Gönlü oynaşta, dili insanları yaralamakta, ara sıra içen, zekat vermeyen, bazı ibadetleri es geçen yapıdaki bu münafıklar aldıkları işleri de ellerine yüzlerine bulaştırırlar. 

İnsanın Kemalat makamına ulaşması için nefsini bilmeli, kötü huylarını ve çirkin ahlakını görmeli, güzel ahlak ile ahlaklanması nefsini mutmain makamına ulaştırılmalı ve hitaba da muhatap olmalı.  Kendini düzeltme yolunda gayret sarf edene Allah bir yol açacaktır ve o kul marifeti kazanacaktır. Allah azze ve celle kainatı neden yarattı insanın ve cinlerin mükellef kılınmasının sebebinin ne olduğunu kavraması ile ona doğru adım atmaya başlaması olacaktır. Allah azze ve celle bilinmek istemiştir “Bela” gününde söz alındı. Dünya hayatında ise bu sözün gereğini kimlerin yerine getireceğini görmek istendi. Fasıklar, Kafirler ve münafıklar verilen sözü, dünyada yerine getirecek şekilde yaşamadıklarından helak olmalarına yol açmış oldular.

Marifete ulaşmak kolay değildir. Kainatta her şey onun birliği’nin delilini ortaya koyar ama ruhsuz bir yapıya sahip olanlar onun yerine putları oturturlar. İnsanın hakikaten iyi bir safta olması ancak hakiki bir marifet ulaşması ile mümkündür. Ben Nefsimi temize çıkarmıyorum. Zira nefis gerçekten kötülüğü şiddetli emredicidir Yusuf Suresi 53 kim hakiki marifetli ulaşmak istiyorsa münafıkların sıfatlarından kurtulmalıdır.

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın