Murakabe Hali

Murakabe Ne Demektir:

Korku; denetleme, gözetleme, kontrol etme, kendi iç alemine bakma, dalıp kendinden geçme, devamlı gayeyi düşünme; kalp ile daima Allah’a bakma; kalbi kötülüklerden korumak için nefsi kontrol altında bulundurma; kişinin daima Rabbinin her halini bildiğini bilmesi; diz çöküp gözleri kapayıp her şeyi zihinden çıkararak hakkın ilhamına vesile olma, anlamında bir tasavvuf terimidir.

Kulun her halini Allah’ın görüp bildiği, içinden geçenlere vakıf olduğunu düşünmesi ve sürekli olarak bu düşüncede kalmasıdır.

4.1 – “Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.”

33.52 – “Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helal değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah, her şeyi gözetleyendir.”

18.16 – “(İçlerinden biri şöyle dedi:) “Mademki onlardan ve Allah’tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız, o hâlde mağaraya çekilin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın.”

5.7 – “Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve “işittik, itaat ettik” dediğinizde ona verdiğiniz ve sizi kendisiyle bağladığı sağlam sözü hatırlayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.”

13.33 –“Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur.”

İç ve dışında olanları bilen Allah (cc) dır. Kul kendini gözetlediğini, her halini bildiğini düşünür ve bu düşüncesi sürekli olursa, Allah’ı görür gibi olur.

Peygamber sav efendimiz; İhsan olarak nitelendirdiği: “ İhsan, görür gibi Allah’a kulluk etmendir. Zira sen onu görmüyorsanda o seni görür.” (Buhari iman 37; Müslim, iman 57)

Gerçek murakabe, bütün çaba ve iradesiyle, kendisini gözetleyeni düşünmektir. Bunun iki derecesi vardır.

Birinci derece:

Allaha yakın sıddıkların murakabesi; murakabe sahibi, gönlüyle O celali ve ihtişamı düşünmeye dalar ve murakabesinin altında ezilir. Ondan başkasına bakamaz, ondan başkasını göremez. Bu kalbe özgü bir murakabedir. İtaat hususunda Allah(cc) kudret elinde bir alet gibidir. Kendisi yapmaz yaptırılır, zorlanmadan düşünmeden sünnet sınırı içinde yürütülür, zorlanmadan güzel ameller yapar, Allah onu başka arzu ve gayelerden uzaklaştırmıştır. Bu hale ulaşan bizimle görünür ama o farklı bir âlemde yürütülür. Kendisine söyleneni duymaz, görmez, her konuşması Hakk içindir Hakkı anmakla ilgilidir.

İkinci Derece:

Kitabı sağından kesilen müttakilerin murakabesidir. Bunlar içlerini ve dışlarını Allah’ın gözettiğini kesinlikle bilirler ama henüz Rabbin haşmet ve cellali kendilerini dehşete düşürmemiş, kalpleri normal durumu içinde kalmıştır. Hallerini ve amellerini görürler. Allah’tan utanma duyguları kendilerinde galiptir. Emin olmadıkları şeyi yapmazlar. Kıyamette utanılacak amelleri yapmaktan kaçınırlar. Allah’ın kendilerini gözetlediğini dünyada gördükleri için kıyametin kopmasına ihtiyaç duymazlar.

Kul her an ölecekmiş gibi vakdini değerlendirmeli ve ölüme hazırlıklı olmalı dır ki ölüm kendisini ansızın ve hazırlıksız yakalamasın. Onun için en uygun hayat, Ebu Zer (Ra) rivayet ettiği hadiste belirttiği gibi olmalıdır:

“ Mümin, şu üç şey için çalışır. Ahiret azığı, dünyada zaruri geçim ve haram olmayana bakma (nikâhlı eşin) Mümin, vaktini dörde ayırmalıdır: birinde Rabbine münacaat etmeli, birinde nefsini hesaba çekmeli, bir diğerinde Allah’ın yaratıklarındaki sanatı düşünmeli, sonuncusunda yeyip içmelidir.” (Ahmed, İbn Hıbban ve Hakim )

Murakabe derecesine muhasebe ile ulaşabilineceği için kulun geçmiş günahlarını, düşünüp iyiliklerinin mi çok olduğunu; ömrünü nasıl geçirdiğini hesb etmesidir. Bu işlem bazen amelden sonra, bazen da tahzie (nefsi sakındırmak) için amelden önce yapılır.

Muhasebe gelecek içindir. Geçmiş için değil. Çünkü kul, eksiği ve fazlasını, kar ve zararnı hesap için geçmişini ve bu gününü düşünürse bundan sonraki işlerini ona göre düzenler.

Peygamber sav “ bir iş yaparken sonucunu düşün, doğru ise yap yanlış ise vazgeç.” (İbni Mübede, Kitabu zühd)

“ Siz hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz amelleriniz tartılmadan önce siz kendi kendinizi tartınız. Büyük hesap gününe hazırlanınız.” buyurmuştur. (Tirmizi kıyamet,25)

İnsanın her anı kayıt altında, bunu unutmamalı, Allah (cc)onu görüyor. Her haline şahitlik ediyor. Bunu şuur haline getirmelidir. İşte bu murakabe halidir. Her akşam olduğunda hesap defteri toplanmalı, kar ve zarara bakılmalıdır.

Şöyle demek mümkündür; ;İnsan kendisini Sağlam bir muhasebeye tabi tutar. Her an halini ıslah peşinde olur ve Hakk yoluna revan olursa; kendisi ile Rabbin arasındaki kalbi edebi korur, nefeslerini dahi bütün işlerinde Allahın gözeticisi olduğunu kendisinin bütün hallerini bildiğini, yaptığı her şeyi gördüğünü, her sesini işittiğini bilir. Allah’a vuslatı gaye edinen bunu şuur haline getirmelidir.

Cüneyd-i Bağdadi: “ Bir kimse murakabede sebat edebilirse, başka değil sadece Rabbinden gelen manevi nasibini kaçırmaktan korkar hale gelir.”

Nasrabazi: “ Reca, seni taate sevk eder. Havf, seni günahlardan uzaklaştırır. Murakabe ise hakikat yollarına erdirir.”

Mürteş:” Murakabe, her düşüncede ve konuşmada gaybı mülahaza ederek gönlünü muhafaza etmektir.”

İbrahim Havvas: “ Allah’ın emir ve ve yasaklarına riayet etmek, murakabe, şuurunu hasıl eder. Murakabe de insanın içiyle dışıyla Allah için samimi olmasına netice verir.”

Ebu Muhammed Ceriri: “ Bizim işimiz şu iki yol üzere bina edilmiştir. Nefsini her zaman yüce Allah’ın murakabesi üzerine tutman, diğeri de her işini dinin hükümleri ve bilgisine göre yerine getirmedir.”

“ Murakabe: kalbin Allah Tealanın kendisine baktığını bilmesidir. Murakabe bizzat zikirdir. Hatta en faziletlisidir.”

“ Murakabe Allahın haklarını yerine getirme ilmidir.”

Abdulkadir Geylani ks. “ Allah’ı daima görür gibi ol Ey oğul!  Yalnızlık anlarında öyle bir takvaya ihtiyacın var ve öyle bir takvaya sahip olmalısın ki, seni günahlardan ve günaha sürükleyecek kaymalardan alıkoysun. Öyle bir murakabeye ihtiyacın var, öyle bir murakebeye sahip olmalısın ki, Allah’ın daima seni görmekte olduğunu sana hatırlatsın. İşte sen yalnızlık anlarında böyle olmaya muhtaçsın, mecbursun.

Peygamber sav efendimiz; İhsan olarak nitelendirdiği: “ İhsan, görür gibi Allah’a kulluk etmendir. Zira sen onu görmüyorsanda o seni görür.” (Buhari iman 37; Müslim, iman 57) Kulun her zaman bu ilim ve amel üzere bulunması Rabbi için Murakabesidir.  Şu halde her iyiliğin aslı ve esasıdır. Kulun bu dereceye ulaşması “ hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz” kelamı gereğince, nefsini hesaba çektikten, halini düzeltmesinden, doğru yola girmesinden ve devamından, Allahu Teâla ile bulundurmaktan sonra olur. Bu durumda kul Allahu Teâla’nın huzurunda kalbi gözetip ihsandan ve sayılı nefeslerini bilen, sözlerini duyan olduğunu bilir.” (Gunye s. 472)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir