MÜSELSEL HADİS

Müselsel Sözlük Anlamı:

Sözlükte “birbirini takip etmek” manasındaki silsile kökünden türeyen müselsel kelimesi, hadis terimi olarak “Resuli Ekrem’in bir hadisi söylediği sırada yaptığı bir hareketi veya kullandığı bir sözü ya da hem hareketi hem sözü seneddeki bütün ravilerin aynen tekrarladığı hadis” anlamında kullanılmaktadır. Hadisi bu şekilde nakletme işine teselsül, bu tür nakilde bulunan raviye müselsil denir.

Hicrî ilk üç asırda (VII-IX) müselsel hadisler tabii bir şekilde nakledilmiş, IV. (X.) yüzyılın ortalarından itibaren bu tür rivayetlere ayrı bir önem verilmiş ve bunlar müstakil eserlerde toplanmaya başlanmıştır. Tdv İslam Ansiklopedisi

Müselsel hadise bir misal olarak şu hadis gösterilebilir:

Muaz b. Cebel(r.a.)dan rivayet olunduğuna göre Rasulullah (s.a.s.), bir gün elini tutmuş ve ona şöyle demiş: “Muaz! Ben seni gerçekten seviyorum “Muaz da O’na şöyle demiş: “Babam anam sana feda olsun ya Rasulallah! Ben de seni seviyorum!” (Resulullah (s.a.s) sonra) şöyle buyurmuş: “Muaz! Her namazın peşinde şöyle demeyi sakın bırakma: “Ey Allah’ım! Seni zikretmek, sana şükretmek ve sana güzel ibadet etmek hususunda bana yardım et! “. Muâz bunu es-Sunâbihî’ye tavsiye etmiş, es-Sunâbihî Ebu Abdirrahman’a tavsiye etmiş, Ebu Abdirrahman da Ukbe b. Müslim’e tavsiye etmiştir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 245; Ebu Dâvud, Vitr, 26).

müteselsil hadise bir örnek daha verelim:

Hz. Enes (ra)’ in şu rivayetidir. Der ki: Resulullah (sav) efendimiz buyurdular ki: “Kul, hayır ve şerriyle, tatlı ve acısıyla kadere inanmadıkça imanın halâvetini bulamaz.” Sonra Resulullah (sav) sakalından tuttu ve dedi ki: Hayrıyla-şerriyle, acısıyla-tatlısıyla kadere inandım”. Bu hadisin bütün ravileri aynı şekilde hem hadisi rivayet ederler ve hem de sakallarını tutarak inandıklarını beyan ederler.

Rivayetin sıfatıyla ilgili bir örneği Bağdadi, Kifaye’de kaydeder: Burada sevk sigası müteselsilen semi’tu yekul diye tekerrür etmektedir. Bazı müselseller de “ahbarana veya “ahbarana fulanun ve kale vallahi” şeklindedir.

Teselsül bazen ravilerin isimlerinde, sıfatlarında ve hatta nispetlerinde cereyan eder. Öyle ki senette yer alan her ravinin adı mesela Muhammed’dir. Veya sıfatları hep fakih’tir, huffazdır, şairdir veya nisbetleri Dımeşki’dir. Misri’dir, Kûfi dir, Irâki’dir.

Müselsellerin en üstünü ittisale delalet edenleridir. İbnu Hacer, ravilerinin sıfatı hafız olan rivayetlerin kesin ilim ifade edeceğini söyler.

Hadiste teselsül zabtın kuvvetine delildir. Aslında teselsül senedle ilgili bir sıfattır. Merfu, mevkuf gibi tabirler metinle ilgili sıfatlar olduğu gibi. Bu sebeple, hadiste teselsül zabtın sıhhatine delalet etse de hadisin sahih sayılması için yeterli şart değildir. Çünkü sıhhat hükmü metin ve senedin müştereken sahih olmasıyla ortaya çıkar. Nitekim en sağlam senetten de gelse metinde bir illet, bir şüzuz, bir nesh hali mümkündür.(Kutub-i Sitte Muhtasarı- İbrahim Canan)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir