Nas Süresi

Nas süresi:

Nas Suresi Medine’de indirilmiş olup, toplamda 6 ayetten oluşmaktadır. İnsanların Allah’a sığınmasını emrettiği içinde manası ‘İnsanlar’ olarak bilinmektedir.

Nas suresi faziletleri:

Bir hadise göre ‘Akşama ve Sabaha eriştiğin zaman günde 3 defa bu sure okunmalıdır. Her türlü şerre karşı insanlara yeterli olduğuna dair bilgiler yer almaktadır.

Cuma namazından sonra ise Felak, İhlas ve Nas surelerini 7 kez okuyarak bir sonraki cumaya kadar her türlü kötülükten korunduğuna dair hadisler bulunmaktadır. Ayrıca Cuma imam selamı verdiğinde namaz halini bozmadan bu sureyle birlikte Fatiha, İhlas, Felak ve Nas surelerini yine 7 kez okuduğunda geçmiş ve gelecek tüm günahlarının bağışlandığı müjdelenmiştir.

Nas Suresine İlişkin Rivayetler:

Bir kişi sabah ve akşam olmak üzere 3 kez ihlas Suresi, Felak suresi ve Nas surelerini okur ise, Allah onu cin ve insanların şerrinden korumaktadır. Tüm bela ve musibetlere karşı koruma altına alınır. Bununla birlikte hiç kimse bu insana bir kötülük yapamaz.

Bu sureyi okuma alışkanlığı kazanan kimse ise sürekli afiyet ve sıhhat içerisine yaşar. Ayrıca bir şifa kaynağıdır. Son nefesini vermek üzere bulunan kişiler için okunduğunda ruhu bedenden kolay ayrılır.

Ayrıca uyumadan önce bu duanın okunması korkusuz bir uyku halini de beraberinde getirir. Felak, Nas ve İhlas surelerinin önemi bela ve musibetlerden korunmak için bu şekilde açıklanabilmektedir.

Cin şerrinden ve evhamdan korunmak için 21 defa okunur.

Nas Suresi Türkçe Meali:

  1. De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,
  2. İnsanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine),
  3. İnsanların İlahına.
  4. O sinsi vesvesenin şerrinden,
  5. O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler)fısıldar.
  6. Gerek cinlerden,gerek insanlardan(olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah’a sığınırım!

Nüzül Sebebi:

Sa’lebi, tefsirinde, bu iki surenin sebebi nüzulü ile ilgili olarak, İbn Abbas (r.a) ile Hz. Aişe ( r. a. ‘den şu haberi nakleder: “Yahudi bir çocuk. Hz. Peygamber. ( s. a. v.) ‘e hizmet ediyordu. Yahudiler Onu kandırıp Ondan. kendilerine Hz. Peygamber ( s. a. v.) ‘in taranırken düşen saçları ile tarağından birkaç diş getirmesini istediler. Çocuk Yahudilere istediklerini verdi. Onlar da bunlarla Hz. Peygamber ( s. a. v. )’e sihir yaptılar. Bu işi üzerine alan kimse, onlardan biri olan, Lebid b. Asam adlı bir yahudiydi.

Lebid saç ve tarak dişleriyle sihir yaptıktan sonra, onları bir kuyuda sakladı. Bu sihir üzerine Hz. Peygamber ( s. a. v.) hastalandı ve hastalığı altı ay sürdü. Hastalığı esnasında cinsi ilişkide bulunabileceği tahayyül ediyor fakat ilişkide bulunmak. isteyince de başarısızlıga uğruyordu bir gün uykuda bulunduğu bir sırada, yanına iki Melek gelip biri başucunda, diğeri ise ayakları ucunda oturdular. Ayakları ucunda oturan başucunda oturana:

Bu adamın nesi var? diye sordu. Diğeri:
Ona sihir yapılmış, dedi. Ayakları ucunda oturan Melek:
Peki O’na bu sihri kim yapmış, diye sordu. Diğeri
O na bu sihri Lebid b. A’sam adlı Yahudi yaptı, dedi. O:
Peki, ne ile sihir yaptı, diye tekrar sordu. Diğer
Tarağı ve dökülen saçları ile, diye karşılık verdi. O yine:
Şimdi onlar nerede? dedi. Değeri:
Falan kuyuda, su çekmek için üzerinde durulan kaya parçasının altında, dedi. Hz. Peygamber ( s. a. v. ) birden büyük bir korku içinde uyanarak:

Ey Aişe! Biliyor musun. Allah bana hastalığımın sebebini bildirdi dedi. Bunun üzerine Hz, Peygamber ( s. a. v.) Ali (r. a.)’i. Zübeyr (ra)’i ve Ammar b. Yasir (r.a.)’i kuyuya gönderdi.

Kuyuya varıp, üzerindeki taşı kaldırdıklarında, altında Hz. Peygamber (s. a. v.) ‘in saçları ve tarağından birkaç diş ile beraber içinde iğne sokulmuş on bir düğün bulunan bir kırış buldular ve onları Hz. Peygamber ( s. a. v.)’e getirdiler.

Allah Peygamberine içinde düğümlerin adedince on bir ayet bulunan iki “Muave ezetan” sureyi inzal buyurarak O’na, bu iki sure ile Allah’a sığınmasını emretti. Hz, Peygamber (s, a. v. ) her ayet okuyuşunda, birer düğüm çözülüverdi. Düğümler çözülmeye başladıkça Hz. Peygamber (sav) hafiflik hissetmeye başladı. Son düğüm çözülünce ok gibi yerinden fırlayıverdi. Cibril (as): Sana eziyet  veren her şeye, hased edene, nazar karşı Allah’ın ismi ile sana okuyup üfleyeceğim, Allah’da sen, şifaya kavuşturacak, diyerek Hz. Peygamber (sav)’e okuyup üflemeye başladı. 

Abdülkadir Geylani :

Ey Kurtuluş talebeden İhlas sana düşkün kişi, heva hevesine uyumayasın şöhretlerin seni yüzüstü düşürdüğü halde kalmayasın…

Eğer insan heva ve hevesine uyup şehvetin kuvvetlerine bağlanıp kalacak olursa onun kalbi artık şeytanın yuvası ve madeni olur. Zira heva ve heves şeytanın gıdası ve besin kaynağıdır.

Eğer insan şehvetleri ile mücadele halinde savaş halinde olursa şeytan ona musallat olamaz. Bu durumda ise onun kalbi meleklerin yurdu olur.

Dünya nefsin arzularına baskın gelirde kalpte böyle bir değişiklik yaşanırsa şeytan kendisine geniş bir alan bulur şerri sonucu kötü olan her şeyi oraya zerk etmeye vesvesesini vermeye başlar. Böylece  o kişiyi uçurumlara iter. İnsan buna karşı her zaman şehvetlerinden nefsani arzu ve isteklerinden yüz çevirmeli.

Şeytan ve nefsine karşı layık olduğunu şekilde mücadele ve mücahede etmelidir. İbadet ve taatle hakka yönelirse işte o zaman Melik olan Allah azze ve celle hayrı iyiliği ilham eder. Kurtuluş vesilelerini ona kolaylaştırır. Cennete ulaşmanın yollarını gösterir ve öğretir.

Kalbe gelen hatıralar fiillerin başlangıcı ve kaynağıdır. Eğer hatıralar güzel ve övülen cinsten olursa insan doğruluk ve nimet üzerine hareket eder. Eğer vesveseci şeytan gelirse fesat, bozuk ve kötülükle hitap eder o kişi cezaya ve dünyada da rezilliğe maruz kalır. Allahu Teala bizleri nefsin ve şeytanın hile hurdasından, helake sürüklemesinden heva ve hevese uymaktan muhafaza buyursun. (Şeyh Abdulkadir Geylani Geylani tefsiri)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir