Nazar Tedavisi

Nazarın Tedavisi:

Hz. Peygamber`in (s.a.) Nazar Değen Kişinin tedavisi konusundaki tutumu şöyledir:

İbn Abbas`tan Rasulullah`ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Nazar, gerçektir. Şayet kaderle yarışacak bir şey olsaydı, nazar onunla yarışırdı.” Müslim

Hz. Peygamber (s.a.): “Nazar değmesi, gerçektir.” buyurmuştur. Hz. Aişe’nin şöyle dediği rivayet edilir: “Nazar değdiren abdest alır, sonra bundan nazar değen yıkanırdı.” Hz. Aişe’nin şöyle dediği rivayet edilir: “Rasulullah bana nazar değmesi için dua okumamı emretti.”

Esma bt. Ümeys’in: “Ey Allah’ın elçisi! Beni Cafer`e nazar değer. Onlara dua okuyayım mı?” diye sorduğunu, Hz. Peygamber`in (s.a.): “Evet, şayet Allah’ın takdirini geçecek bir şey olsaydı, nazar değmesi onu geçerdi.” buyurduğunu zikreder.

İmam Mâlik`in, İbn Şihâb—Ebu Umâme b. Sehl b. Huneyf senediyle rivayetine göre, Âmir b. Rebîa, Sehİ b. Huneyf i yıkanırken gördüğünde: “Hiç güneş görmeyen ciltler bile bugünkü gördüğüm gibi değildir.” dedi. Bunun üzerine Sehl yere yıkıldı. Rasûlullah (s.a.), Âmir’e gelerek ona kızdı ve şöyle buyurdu: “Sizden biri kardeşini neden (gözle) öldürüyor? Ona bereket duası yapsaydın ya! Haydi şimdi onun için yıkan.” Âmir de onun için yüzünü, ellerini, dirseklerini ve dizlerini, ayak topuklarım ve böğürlerini bir kap içerisine yıkadı. Sonra bu su Sehl’in üzerine döküldü. Sehl iyileşerek insanlarla yoluna gitti.

Zühri der ki: “Nazar değdiren kişiye bir kap getirmesi emredilir. Ellerini bu kaba sokar ve ağzını yıkayıp suyu kaba boşaltır, su alıp yüzünü kapta yıkar. Sonra sol elini daldırıp, sağ dizine, sağ elini daldırıp, sol dizine su döker. Daha sonra böğürlerini yıkar, kap toprağın üstüne konulmaz. Kaptaki bu su, nazar değen kimsenin kafasının arka tarafına bir defada dökülür.”

Nazar İki Çeşittir:

1) İnsan nazarı,

2) Cin nazarı.

Ümmü Seleme`den sahih olarak rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.) Ümmü Seleme’nin evinde, yüzünde sarılık izi bulunan bir kız çocuğu gördü ve şöyle buyurdu: “Ona dua okuyun. Çünkü, nazar değmiş.”

Hüseyn b. Mes`ûd el-Ferrâ şöyle diyor: “Bu hadiste geçen `sarılık` nazar, yani cin nazarı demektir. O kız çocuğunda cinden ortaya çıkan, ok ucundan daha keskin nazar değmesi vardır.”

Câbir`den merfu olarak şu zikredilir: “Nazar, kişiyi kabre, deveyi tencereye sokar. “

Ebu Said`den rivayete göre, Hz. Peygamber (s.a.), cin ve insanların nazarından dolayı Allah’a sığınırdı.

Nefislerin kötülüğünün şiddetinden insanı yalnızca görmekle etki eder. Etkileme, bir arada olmanızada bağlı değildir. Etki yakınlaşma, karşılaşma, görme, ruhun etkileyeceği kişiye doğru yönelişi, dualar, muska ve Allah’a sığınmalar, bazan da vehim ve hayallerle olur. Nazar değdirenin nefsinin etkisi, görmeye bağlı değildir, kendisine o nesne tarif edilirse, gözü görmese bile nefsi o nesneyi etkileyebilir. Nazar değdirenlerin bir çoğu, nazar değeni görmeksizin sadece anlatmakla etki eder.

Nitekim yüce Allah, Peygamberine şöyle buyurur: “Doğrusu inkar edenler, Kur’anı dinlediklerinde neredeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. ” “Ey Muhammed! de ki: Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, haset ettiği zaman hasetçilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbime sığınırım.”  Her nazar değdiren hasetçidir, ama her hasetçi nazar değdirmez.

Fukahâ şöyle demiştir: “Böyle bir özelliği bulunduğu bilinen kişiyi, devlet başkanı hapseder ve ölünceye kadar nafakasını sağlar.” Bu, kesin olarak doğrudur.

Nazar için, Hz. Peygamber`in (s.a.v) tedavi yolunu izlemektir. Şöyle buyurdu: “Dua okumak, yalnızca nazar değmesi, zehirli varlıklar ve sokma durumunda olur.” Sığınma ve dualardan bir kısmı, bol bol Felak ve Nas sürelerini, Fatiha suresini, Âyete’l-Kürsî`yi okumaktır.

GELECEK HERTÜRLÜ ZARARI ÖNLEYEN DUA

“Yaratıklarının şerrinden Allah’ın tam kelimelerine sığınırım.”

GÜNLÜK OKUNACAK DUALAR

“Şeytanın ve haşaratın şerrinden, her türlü nazar değmesinden Allah’ın tam kelimelerine sığınırım.`

Lâ havle vela kuvvete illa billah

“Lâ Havle ve lâ kuvvete illâ billah” Bunlar silah gibidir, silahın etkisi kullanana göre de değişir. Allah’a olan inanç tevekkül ve dayanma gücü ölçüsüne göre nazarın  etkisini bu dualar defeder.

Nazar değdiren, gözünün zararından ve nazar değene isabet etmesinden endişe duyuyorsa, şu duayı yapar: “Allah’ım! Ona bereket ver.”

Başka bir dua, Cebrail`in (a.s.), Hz. Peygamber(s.a.)’e yaptığı duadır (rukye) ki Müslim, Sahih`inde bu duayı nakleder: “Allah’ın adıyla; sana eziyet veren her kötülükten, her nefis veya hasetçi gözün şerrinden Allah`a sığınırım. Allah sana şifa versin. Seni koruması için Allah’ın adıyla Ona sığınırım.”

Seleften bir grup, nazar değene Kur`an`m bazı ayetlerinin yazılmasını ve sonra bunu içmesini uygun görürdü. Mücahid şöyle diyor: “Hastanın ayetleri yazıp yıkaması ve içmesinde bir sakınca yoktur.” Aynı görüş Ebu Kılâbe`-den de nakledilir. İbn Abbas’ın, doğurma güçlüğü çeken bir kadına bazı Kur’an ayetlerinin yazılmasını, sonra yıkanıp içerilmesini emrettiği rivayet edilir. Eyyûb der ki: “Ebu Kılâbe’nin Kur’an`dan bazı ayetleri yazdığını, sonra onu suyla yıkayıp ağrısı olan bir adama içirdiğini gördüm.”

Suyla yıkanması bu ateşliliği söndürür ve bu zehirliliği giderir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir