Ölü, Mühürlü ve Kararmış Kilitli Kalpler

Ölü, Mühürlü ve Kararmış kilitli Kalpler Nasıldır, Nasıl Açılır

İnsanlar ne kadar da tuhaf! Bedeni ölenlere ağlıyorlar da gönlü ölenlere ağlamıyorlar. Oysa asıl felaket gönlün ölmesidir. Zira ölü bir gönül istikamet ayarı olmayan Okyanus ortasında dümeni kırılmış bir gemiye benzer Hangi girdapta helak olacak, hangi kayalıklara çarpıp batacak meçhuldür. Bu yüzden yanlış yollara düşmekten kurtulamaz. 

 

Allah Resulü (ﷺ) buyurdu ki: Her günah ile kalpte siyah bir nokta meydana gelir. Bir insan şirki kendisine dava edinirse ve bu yolda müminlere karşı mücadeleye girişirse, her geçen gün kalbindeki bu siyahlık daha da büyür ve git gide bütün kalbi sarar. 

 

Artık o insanın iman ve tevhidi kabul etmesi adeta imkansız hale gelir. İmandan nasipleri kalmayan bu kalpler mühürlenmiş ve ölü kalp haline gelmiştir. Böyle kalplerin Cehennem çukurlarından bir çukur olan bazı mezarlardan hiçbir farkı yoktur. Nefsani şeylerden başka bir talebi kalmamış olan böyle Kalplere sahip olanların Dünyada yemek, içmek, boş sevdalarla ömür tüketmekten başka bir maksatları yoktur. Hayvanlardan daha aşağı durumdadırlar.

 

Cenabı Allah ayeti kerimede buyuruyor ki:

اِنَّ اللّٰهَ يُدْخِلُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا يَتَمَتَّعُونَ وَيَأْكُلُونَ كَمَا تَأْكُلُ الْاَنْعَامُ وَالنَّارُ مَثْوًى لَهُمْ

 

“ Muhakkak ki Allah, inanıp iyi işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar; inkâr edenler ise (dünyadan) faydalanırlar, hayvanların yediği gibi yerler. Onların yeri ateştir.” Muhammed / 12

 

Bunların hayatlarında nefsi emellerinden dolayı, ebedi bir hüsran vardır. Ahiretteki halleri sonsuza azap içinde geçecektir. Bu kimseler insan ve hayattaki sırlardan kâinattaki ibretli hallerden habersizdirler. Onlar dünyada Allah’ın mülkü ve nimetleri içinde yaşadıkları halde bu nimetlerin sahibini inkar etmek onun emir ve yasaklarını çiğnemek gibi büyük bir nankörlük içindedirler. Bu kişilerin kalplerinin kilitli olduğu kur’an-ı Kerim’de şu şekilde anlatılır: 

 

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ خَتَمَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ وَعَلٰى سَمْعِهِمْۜ وَعَلٰٓى اَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌۘ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ۟

 

“Gerçek şu ki, kâfir olanları (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardır.” Bakara / 6-7

 

Bu kimseleri bizler bilemeyiz ancak onları Allah CC bilir.

Çünkü akıbet meçhuldür ve cenabı hak ölümden önce dilediği kuluna hidayet nasip eder. Zira efendimiz (ﷺ)’i öldürmek için yola çıkmış olan Hz Ömer Ra., Hz Hamza’yı şehit eden vahşiye ve hatta o mübarek sahabenin cesedini tahrip edin ciğerini hırsla ısıran Ebu Süfyan’ın karısı Hind’e bile hidayet kapısı kapatılmadığı gibi, Karun ve belam bin Bahura misali hidayet üzere yürüyüp ömrünün sonunda defterini hüsranla kapatmış olanlar da mevcuttur.

 

Her kul kendinin küfri bir tehlikeye düşebileceği endişesiyle Allahu Teala’dan kalbini daima iman üzere sabit kılmasını talep etmelidir. Ve iman üzere zikirle, ibadetle dolu bir hayat sürdürmeye çalışmalıdır. Eğer kalplerinizi ihmal ederseniz hidayetten uzaklaşmak tehlikesi ile karşı karşıyasınız demektir. İlk belirtisi Allah’ın zikrine karşı katılaşma gerçekleşir. Kalplerdeki mühürü ve kilitleri kaldırabilecek tek kudretin sahibi Allah Teala şöyle buyurmaktadır: 

 

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ نَسُوا اللّٰهَ فَاَنْسٰيهُمْ اَنْفُسَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

“Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.” Haşr / 19

 

Yoldan çıkan kimseler nefsaniyet ve imansızlık batağına saplanmış olanlardır. Ölüm anının korkunç halleri ve ölüm meleğinin ateşli darbeleriyle hakikat alemine uyanırlar. İş işten artık geçmiştir, bu uyanıştan hiçbir fayda elde edemezler. Çünkü insanoğlunun mükellefiyeti ölüm meleğini karşısında görünceye kadardır. Ondan sonra fırsat bir daha ele geçmemek üzere kaybolmuş demektir. O andaki pişmanlık Tıpkı Firavun’un Ölüm anında geç kalmış tasdik-i ve secdeye kapanışı gibi faydasızdır. Artık böylelerinin bundan sonraki akıbeti Cehennem alevidir. 

 

Günah ve isyanlarında aşırılıkları sebebiyle mühürlenen kalpleri bulunanlar gibi o derece bozulmamış hastalıklı Kalpler de vardır. Hissetmeyen katılaşmış kalpler olduğu gibi Allah korkusundan titreyen kalplerde vardır. 

Mühürlenmiş Kalplerin Çözülmesi

Peki mühürlenmiş olan kalp nasıl çözülür onu da Efendimiz (ﷺ) şöyle ifade eder: “Mümin Bir Günah işlediğinde onun kalbinde siyah bir nokta oluşur kul tövbe eder günahı terk eder ve pişmanlık duyarsa kalbinden öyle silinir. Aksine günaha devam eder ve artırırsa leke de artar sonunda bütün kalbini kaplar ve kilitli Kalpli olanlar Allah’a gizli değildir. O halde Mümin her an kalbine Nazar etmeli orayı nazargahı ilahi olarak görüp temiz tutmaya çalışmaktadır. 

 

Temiz kalpli olmak sadece kuru bir temenni değildir. Temiz kalplilik ciddi bir emek ve ömür boyu devam eden bir gayet gerektirir. Kalbin temizliği imanın sahih olması ve ibadetlere devam edilmesiyle mümkündür. Çünkü küfür İsyan ve günahlar kalbi kirletir karartır ve katılaştırır sabah akşam yürürken otururken yatarken uyanıkken Kısaca her daim Allah’ın Zikri ile meşgul olmak Allah’ın hatırlama onun kudret ve sanat eserlerini ibret nazarıyla bakıp Tefekkür etmek en güzel kalbi tedavilerinin başında gelir. 

 

Sadıklarla birlikte bulunmak Allah’ın Seçkin kullarının meclislerinde bulunmaya gayretli olmak kalbin kilitlerinin çözülmesinde etkilidir. Böylece dünyanın kiri pası gönüllerden temizlenir Allah ve resulünün sevgisi yerleşir.

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın