ÖLÜM VE BERZAH HAYATI

Büyük Kıyametin kopacağı birinci sura üflenecek vakte kadar sürecek kabirde ki hayata berzah hayatı diyoruz. Ruh ölümden sonra kabirde bedene asılı kalır. Burada asılı kalan ruhun derecesine göre mükafat ya da azap görmesine vesile olur.

İnsanların, cinlerin, hayvanların ve toplumların belirlenmiş hayat süreleri ve belli ecelleri bulunmaktadır. Hiçbir canlı kendisine belirlenmiş ve takdir edilmiş olan zamanı gelmeden ölmez.

“Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.”Araf:34.

Tekrar diriltilecek güne kadar onları arkalarına(Dünya hayatına) geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel olan Berzah vardır. Berzah hayatında Ruhların alemi, bir yaşayış şekli vardır. Ruhun sahibinin derecesine göre bu şekil alır. Ruhlar birbirleriyle buluşmaları, birbirlerini ziyaretleri olacaktır. Berzah hayatı dünya alemi açısından kıyaslanamayacak kadar büyüktür.

Alem-i berzah: Ölülerin ruhlarının kıyamete kadar bulunacağı yer anlamında kullanılır. Bilindiği gibi ruhlar birer emri ilahidir. Asıl mahiyetleri insanlar tarafından pek bilinmez, insan ölünce ruhu geçici olarak başka bir aleme gider; orada ameline göre ya rahat yaşar, veya azap görür. O aleme “Alemi Berzah” denir ki dünya ile ahiretten başka bir alemdir. Yaşayışla ölüm arasındaki uyku alemi nasılsa; dünya ile ahiret arasındaki berzah alemi de o gibi bir varlıktır. Bunun mahiyetini ancak Allah bilir. (Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali s. 28), 

Ehli sünnet vel cemaat mezheplerine göre ortak görüş olarak ölünün durumuna göre nimet veya azap görmesi olacaktır. Dirilerin duaları ölüler için yararlı olacaktır. Ölmeden önce kişinin yapmış olduğu iyilikler ve sevaplar devam eden (Hayırlar)iyiliklerinden de istifade edecektir.

Berzah alemi ilgili birçok kitap yazılmıştır. Dünya hayatının son anlarında bacakların birbirine dolaştığı, ölümü geri çevirecek kişinin olmadığı, saltanatlar son bulduğu o anı herkes yaşayacaktır. Kişi yaptığı zerre kadar hayır zerre kadar kötülüğün karşılığını muhakkak ceza veya mükafat olarak bulacaktır.

Ä°lgili resimölüm ve Berzah hayatı ile ilgili seçtiğimiz ayetler:

“O, kullarının üstünde yegane kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gönderir. Nihayet birinize ölüm geldi mi elçilerimiz (görevli melekler) onun canını alırlar. Onlar vazifede kusur etmezler.”Enam: 61.

“Sonra o kederin ardından Allah size bir güven, bir grubunuzu kendinden geçiren uyuklama hali verdi; bir grup da kendi canlarının derdine düşmüşler, Allah hakkında haksız yere Cahiliye düşüncelerine kapılarak, “Bu işten bize ne?” diyorlardı. De ki: “İşin tamamı Allah’a aittir.” Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlar: “Bu işte bizim görüşümüz alınsaydı burada öldürülmezdik” diyorlar. De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, yine de haklarında ölüm yazılmış olanlar ölüp düşecekleri yere geleceklerdi. Bu, Allah’ın içinizde olanı ortaya çıkarması ve kalplerinizdeki şüpheyi gidermesi içindir. Allah kalplerde olanı bilir.””Ali İmran:154.

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma! Bilakis onlar diridirler; Allah’ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleriyle sevinçli bir halde rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. “Ali İmran: 169.

“Herkes ölümü tadacaktır; yaptıklarınızın karşılığı size eksiksiz olarak ancak kıyamet gününde verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılır da cennete konursa artık kurtulmuştur. Dünya hayatı zaten aldatıcı şeylerden ibarettir.”Ali İmran: 185

“Elbette sen öleceksin, onlar da ölecek.”Zümer :30.

“Yeryüzünde bulunanların hepsi fanidir. Azamet ve kerem sahibi rabbinin zatı ise baki kalır.”Rahman: 26 27.

sekerat hali ile ilgili görsel sonucuölüm öncesi Hazırlık yapmak:

“Kendinize azık edinin! Şüphe yok ki, azığın en iyisi Allah korkusudur(takvadır)”Bakara: 197.

” Ey iman edenler! Allah’a itaatsizlikten sakının. Herkes yarın için ne hazırladığına baksın! (Evet) Allah’a itaatsizlikten sakının; şüphesiz Allah yapıp ettiklerinizden tamamen haberdardır.”Haşr: 18.

“Bu durumda iken ölüm sarhoşluğu kaçınılamaz bir gerçek olarak çöküverir; “İşte bu, senin kendisinden kaçıp durduğun şeydir!” Kaf: 19.

Ölüm ve Berzah hayatı ile ilgili rivayetler:

Tirmizi, Ebu Azze Yesar bin Abd (r.a)’den şöyle rivayet etmiştir:
“Resulullah (a.s) şöyle buyurdu:
“Allahu Teala bir kulun bir yerde ölümünü mukadder kıldı mı, oraya gitmesi için bir ihtiyaç ortaya çıkarır. (Yahut orada kendisi için bir ihtiyaç ortaya çıkarır.)”

Ä°lgili resimNesai, Abdullah bin Amr (r.a)’dan rivayet etmiştir:
“Medine’de orada doğmuş olan biri vefat etti. Resulullah (a.s) onun için cenaze namazı kıldırdı ve “Keşke doğduğu yerden başka bir yerde ölmüş olsaydı” diye buyurdu. “Neden, ya Resulullah?” diye sordular. Resulullah (a.s) da şöyle buyurdu doğduğu yerden başka bir yerde ölürse, doğumundan cennetteki izinin ulaştığı yere göre bir kıyaslama yapılır.”

Rezin, Enes bin Malik (ra)’ten şu şekilde rivayet etmiştir:

” Resulullah (as) şöyle buyurdu: “Ruhul’l Kudüs benim içime bildirdi ki, hiç bir can, rızkını ve ecelini tamamlamadan ölmeyecek.”

İbni Mace, Hz. Aişe (ra)’den şu şekilde rivayet etmiştir:
“Resulullah (a.s), Hz. Aişe (r.a)’nin yanına girdi. Hz. Aişe (r.a)’nin yanında da ölümle pençeleşen bir yakını bulunuyordu. Resulullah (a.s) bunu görünce Hz. Aişe (ra)’ye şöyle buyurdu:”Yakının için endişeye kapılma. Görülen durum, onun iyilikleri dolayısıyladır.”

Taberani, Abdullah bin Mesud (r.a)’un merfu olarak şöyle söylediğini rivayet etmiştir:
“Ölmekte olan insanlarınıza ‘la ilahe illallah’ sözünü telkin ediniz. Şüphesiz müminin canı ter ile çıkar. Kafirin can ise eşeğin canı gibi ağzının yan tarafından çıkar.”

Tirmizi, Abdullah bin Amr bin el As (ra)’tan şöyle rivayet etmiştir:
“Resulullah (a.s) şöyle buyurdu: “Herhangi bir mümin, cuma günü veya cuma günü gecesi ölürse. yüce Allah onu kabir fitnesinden korur.”

sekerat hali ile ilgili görsel sonucuTirmizi, Bureyde bin Husayb (r.a)’dan rivayet etmiştir:
“Resulullah (a.s) şöyle buyurdu: “Mümin, alın terleri ile ölür.”

Nesai’nin nakletmiş olduğu bir başka rivayette ise Resulullah (as)’in şöyle buyurduğu bildirilmiştir:”Müminin ölümü, alın teri iledir.”

Rezin, Resulullah (a.s)’in ashabından olan Ubeyd bin Halid Sulemi (ra)’den rivayet etmiştir:
“Resulullah (a.s) şöyle buyurdu: “Ani ölüm, kafir için esefe, mümin için ise rahmete vesiledir,”

Buhari ve Müslim, Abdullah bin Amr (r.a)’dan rivayet etmişlerdir:
“Resulullah (a.s) şöyle buyurdu: “Sizden biri öldüğünde, gideceği yer sabah ve akşam kendisine gösterilir.
Eğer cennet ehlinden ise, cennet ehli arasında, cehennem ehlinden ise, cehennem ehli arasında yerini görür. Kendisine de: “Allahu Teala’nın insanları yeniden dirilteceği zamana kadar senin yerin işte burasıdır” denilir.”

Müslim’in naklettiği bir rivayete göre de Hz. Aişe (r.a) şöyle bildirmiştir.
“Resulullah (a.s) şöyle buyurdu: “Kim, yüce Allah’a kavuşmayı arzularsa, yüce Allah da ona kavuşmayı arzu
lar. Aynı şekilde kim, yüce Allah’a kavuşmayı arzulamazsa, yüce Allah da ona kavuşmayı arzulamaz. Ölüm yüce Allah’a kavuşmadan önce gelir.”

Müslim, Ebu Hureyre (r a)’den şu şekilde rivayet etmiştir:
“Resulullah (a.s) şöyle buyurdu: “İnsanın ölüm anında gözlerinin dikleştiğini (belli bir noktaya doğru baka kaldığını) biliyor musunuz?” Oradakiler: “Evet” dediler. Bunun üzerine Resulullah (a.s) da: “İşte bu, nefsinin (ruhunun) arkasına gözünün takılması sebebiyledir” buyurdu.”

Ahmed, İbni Abbas (ra)’tan rivayet etmiştir:
Resulullah (a.s) şöyle buyurdu:”Şehidler, cennetin bir ırmağının kenarındadırlar. Rızıkları sabah ve akşam cennetten gelir.”

Malik, Kab bin Malik (r. a)ten şu şekilde rivayet etmiştir:
“Resulullah (a.s) şöyle buyurdu: “Müminin ruhu, Allahu Teala’nın kendisini yeniden diriliş gününde bedenine döndüreceği vakte kadar cennet ağaçlarından birine asılı kalacak olan bir kuştur.”

Ä°lgili resimMüslim, Ebu Hureyre (ra)’den şu şekilde rivayet etmiştir: “Resulullah (a.s) şöyle buyurdu: “Bir insan öldüğünde üç şey dışında artık ameli kesilir. Sadakayı cariye (insanlara sürekli yararı dokunan bir hayır işi) kendisinden yararlanılan ilim yahut onun (ebeveyni) için dua eden salih çocuk.”

Taberani, Abdullah bin Mes’ud (r.a)’dan rivayet etmiştir:”Resulullah (a.s) şöyle buyurdu: “Ölüler kabirlerinde azab görmektedirler. Onların gördükleri azaptan dolayı çıkardıkları sesleri, hayvanlar duyar.”

Taberani, Abdullah (r.a)’ın şöyle söylediğini rivayet etmiştir:
“Size bir hadis naklettiğim zaman bunu doğrulamanızı bildiririm. Mümin öldüğünde kabrine oturur. Kendisine:
“Rabb’in kimdir? Dinin nedir? Peygamberin kimdir?” diye sorulur. Mümin de: “Rabb’im Allah’tır, dinim İslam’dır, peygamberim Hz. Muhammed (a.s)’dir” diye cevap verir. Bunun üzerine rahat bırakılır.”
Abdullah (r.a) bunu söyledikten sonra şu ayeti kerimeyi okudu:
“Allah müminleri, dünya hayatında ve ahirette sağlam bir söz üzerinde tutar, zalimleri de saptırır. Allah dilediğini yapar.”

Ahmed, Ebu Hureyre (r.a)’nin şöyle söylediğini rivayet etmiştir:
“Resululah (a.s) bir kabrin yanından geçti ve “Bana iki adet ot getirin” diye buyurdu. Bu otların birini kabrin baş tarafına, diğerini de ayak tarafına dikti. Kendisine: “Ey Allah’ın Resulü! Bunun kabirdeki ölüye bir yararı olacak mıdır?” diye soruldu. Resulullah (a.s) da şöyle buyurdu:”Bunlarda yeşillik olduğu sürece, onun içindekinin azabı hafifletilecektir.”

Tirmizi, Ebu Hureyre (ra)’den rivayet etmiştir: Resulullah(as) şöyle buyurdu: ” Müminin borcu ödeninceye kadar ruhu borcuna takılıdır.”

Buhari ve Müslim, Ebu Eyyub Ensari (r.a)’den rivayet etmişlerdir:
“Resulullah (a.s), güneş battıktan sonra dışarı çıktı. Bir ses duydu ve şöyle buyurdu: “Yahudiler kabirlerinde azab görüyorlar.”

Nesai, Abdullah bin Ömer (r.a)’den rivayet etmiştir
“Resulullah (a.s) şöyle buyurdu: “Bu (Sa’d bin Mu’az) kendisi için arşın titrediği, kendisine göklerin kapılarının açıldığı ve yetmişbin meleğin (cenazesinde) bulunduğu kimsedir. O, önce kuvvetlice sıkıldı, sonra rahat bırakıldı.”

Taberani, Ebu Eyyub (r.a)’dan rivayet etmiştir: “Bir çocuk kabre konuldu ve Resulullah (a.s) şöyle buyurdu:
“Eğer bir kimse kabrin sıkmasından kurtulacak olsaydı, şu çocuk kurtulurdu.”

Bedeninin tüm uzuvları paramparça olsa zerrelerine varıncaya kadar dağılsa yinede kabir sorgusuna çekilinecektir. Allah cc. zor olan bir şey yoktur. Peygamberler sorguya çekilmezler, İshalden ölenler sorguya çekilmezler. Bazı sürelerin her gün okunması (ihlas ve secde süresi) kabir sorgusundan kurtulacakları bildirilmiştir. Kabir azabının var olduğuna inanmak gerekmektedir. Berzah hayatı sürdüğü müddetçe kafirlere ve münafıklara kabir azabı olacaktır. Peygamberlerin dışında kalan salih kullar bile kabir sıkmasından kurtulamazlar. Allah cc. kendileri için azab görmemelerini mukadder kıldığı salihler ve müminler, kabir nimetlerinden yararlanacaklardır. Kabir hayatında şehidlerin hali en güzel olandır. Rabbim sana sığındık bizleri bağışla ve nimet verdiklerinin arasına kat ve bizi kabir azabından ve cehennemin şiddet ve dehşetinden muhafaza eyle. Amin…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir