Ölümü Düşünmek

22. Sohbet: Ölümü Düşünmek

Kahrolasın, ey dünyanın kulu, ey halkın kulu! 

Ey gömleğin, sarığın, dinarın, dirhemin, övgünün ve yerginin kulu! Yuh sana! Her şeyin dünya için. Her şeyin Rabbinden (CC) başkası için. Halvette ve celvette O’nunla (CC) beraber olma zevkin nerede? Halbuki, O (CC) seni sâdece kendisine ibadet etmen için yaratmıştır. Aklı, gönlü, kalbi ve bilgisi olan kimse Rabbine (CC) ibadet eder. Önemli işlerinde O’na (CC) yönelir. Aklı olmayan kimse ise böyle davranmaz; onun kalbini dünya sevgisi ve halk kaplar. Sizden çoğu zahiriyle müslüman olduğunu iddia eder, fakat kâfirlerin şu sözlerini söyler: “Bizim için hayat sâdece bu dünya hayatından ibarettir; ölürüz ve diriliriz. Bizi “dehrden” (zamandan) başka bir şey de öldürücü değildir.” (1)

Kâfirlerin çoğu bu sözü söyler, sizden de böyle söyleyenler çoktur. Onlar bunu gizlerler, ama kendilerinden sâdır olan fiillerle böyle söylerler. Onların benim katımda bile sivrisinek kadar değerleri, kıymetleri yokken Hakk (CC) katında nasıl olur? Akılsızdır onlar. Zararı ve faydayı ayırt edecek kabiliyetleri yoktur onların. 

Ey Allah’ın (CC) kulları! 

Ölümü ve ölümden sonrasını düşünün. Cenâb-ı Hakk’ı (CC), halkı üzerindeki tasarrufunu, rubûbiyetini ve azametini düşünün. Ailenizden yalnız kaldığınızda, gözler uyuduğunda siz bunları düşünün. Kalp, Allah-ü Teâlâ (CC) için düzelip sapasağlam olunca, Allah-ü Teâlâ (CC) o kalbi alışverişle, sebeplere sarılmak ile uğraştırmaz. Onu diğerlerinden ayırır, kurtarır. Düştüğü yerden kaldırır. Kapısının önüne oturtur. Lütuf denizinde uyutur. 

Ey Rabbinden (CC) yüz çeviren! 

Toz duman kalktığında göreceksin. Eğer O’na (CC) dönmez, O’na (CC) yönelmez ve uyanmazsan, evinin haraplığını, Hakk’ın (CC) seni tutup yakala vermesini yakında göreceksin.

Yazık sana! 

İslâm gömleğin paramparça. İman gömleğin pislik içinde. İmanın çıplak. Kalbin cahil. Sırrın bulanık. Sadrın İslâm’a açılmamış. Bâtının harap, ama zahirin mamur. Sayfaların simsiyah. Sevdiğin dünya seni terk ediyor. Kabir ve ahiretin yaklaşıyor. Uyan, çok yakında gideceğin yer konusunda dikkatli ol! Sonra bu mümkün olmayabilir. Belki de ölümün bugün, hatta şimdi gerçekleşecek. Seninle emellerin arasına duvar konacak. Ne istediğini bilene, harcadığı az ve hafif gelir. Muhabbette sadık olan, mahbubundan başkasıyla beraber duramaz. Halktan biri: “Biz “Orada nefislerin çektiği ve gözlerin zevk aldığı şeyler vardır”(2) ayeti ile cennet hakkında haberdar olduk, bunun bedeli nedir?” diye sorarsa ona deriz ki: “Allah (CC), mü’minlerden canlarını cennet mukabilinde satın aldı.”(3)

Nefsi ve malı teslim et ki, onlar senin için olsun. Başka biri de şöyle diyebilir: “Ben sâdece O’nun (CC)rızasını gözetleyenlerden olmak istiyorum. Kalbim kurbiyet kapısını gördü. O kapıdan içeri giren ve dışarıda olan muhipler bana gösterildi. Onların üzerinde Melik’in elbisesi var. O kapıdan içeri girişin bedeli nedir?” 

Ona deriz ki: “Her şeyini harca, ver. Zevklerini, istek ve arzularını terk et. Bu işte kendinden fâni ol. Cenneti ve içindekini terk et. Nefsi, hevâyı, hevesi bırak. Dünyevî ve uhrevî arzu ve isteklerde yüz çevir. Her şeyi terk et ve kalbinin arkasına at. Sonra içeri gir. İşte o zaman gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiçbir beşerin kalbine gelmeyen şeyi göreceksin.

Allah’ım (CC)! 

“Bize dünyada da, ahirette de güzellik ver ve cehennem azabından bizi koru.” (Âmin)  

(1) Câsiye S. A.24.

(2) Zuhruf S. A.71.

(3) Tevbe S. A.111.

Kaynak: Abdulkadir-i Geylani (Ksa.), Cilâü’l-hâtır

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir