On İki İmam

On İki İmam

Şia’nın İsnâaşeriyye mezhebine göre Hz. Ali ve onun soyundan gelen, din ve dünya işlerini yürüten on iki önder.

Hz. Peygamber’in vefatından sonra sırasıyla Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali devlet başkanlığına getirilmiş ve İslam toplumunun dini ve siyasi işlerini yürütmüştür. Gerek bu dönemde gerekse Emeviler döneminde gelişen bazı siyasî olaylar sebebiyle Hz. Ali ile oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin etrafında siyasî bir taraftar kitlesi (şîa) ortaya çıkmıştır. Özellikle Emevîler döneminde, Hz. Peygamber’den sonra Hz. Ali hanedanının dinî ve siyasî lider olmaları gerektiğini savunan bu kitle, aslında birbirinden farklı dinî yaklaşımlara sahip grupları içeren siyasî bir yelpazeden oluşuyordu.

Şia içinde Zeydiler gibi gruplardan farklı olarak bazı gruplar, zamanla, hem imamların bizzat nas (vahiy) yoluyla belirlendiğini ve tayin edildiğini savunmuşlar, hem de savundukları bu siyasî görüşü İslam’ın inanç esaslarının bir parçası haline getirmişlerdir. Bu anlayışa göre, insanlara yol göstermek için peygamberler Allah tarafından seçildiği gibi, müslümanların din ve dünya işlerini düzenlemekle görevli imamlar da aynı şekilde Allah tarafından belirlenmiştir; imamlar, peygamber olmasalar da peygamberler gibi seçilmiş insanlardır; onlar gibi günahsızdırlar, yani masumdurlar; peygamberler gibi Allah katında kendi çağlarındaki bütün insanlardan daha üstündürler (efdaliyet) ve peygamberler gibi Allah’ın izniyle olağanüstü olaylar yani mucizeler gösterebilirler. 

İmâmiyye diye anılan bu gruplar içerisinde de kimlerin imam olacağı noktasında farklı görüşler ortaya çıkmış ve bölünmeler yaşanmıştır. Bu gruplardan biri olan İsnâaşeriyye, Hz. Ali’den başlayıp, onun soyundan devam ederek Muhammed el-Mehdi’de son bulan on iki kişiyi kendi topluluklarının imamı olarak kabul etmişlerdir. İsnâaşeriyye VI. (XII.) yüzyıl sonlarından itibaren Şia içinde en yaygın grup haline gelmiştir.

İsnâaşeriyye anlayışına sahip müslümanlar, Hz. Ali’den sonra onun evladından belirlenmiş birinin Hz. Peygamber’i temsilen din ve dünya işlerini (imamet) yürütmesi gerektiğini düşünürler. Önderlikle ilgili yukarıda sayılan bütün özellikler, Hz. Muhammed’den sonra onun amcasının oğlu ve damadı olan Hz. Ali’de toplanmıştır ve bu sebeple Hz. Muhammed’den sonraki ilk imamdır. İsnâaşeriyye, bu önderliğin yani imametin Hz. Ali’den sonra oğlu Hasan’a, ardından Hz. Hüseyin’e, ondan sonra da Hz. Hüseyin’in neslinden olmak üzere babadan oğula intikal ettiğini kabul ederler. 

İsnâaşeriyye’ye göre on iki imam şunlardır:
  1. Hz. Ali (ö. 40/661).
  2. Hz. Hasan (ö. 49/669).
  3. Hz. Hüseyin (ö. 61/680).
  4. Ali Zeynelabidîn (ö. 94/712).
  5. Muhammed el-Bâkır (ö. 114/733).
  6. Ca’fer es-Sâdık (ö. 148/765).
  7. Mûsâ el-Kâzım (ö. 183/799).
  8. Ali er-Rızâ (ö. 203/818).
  9. Muhammed el-Cevâd et-Taki (ö. 220/835).
  10. Ali en-Naki el-Hâdi (ö. 254/868).
  11. Hasan el-Askeri (ö. 260/874).
  12. Muhammed el-Mehdi el-Muntazar (ö. 260/874).

İsnâaşeriyye’de “on dört günahsız ve temiz kişi” anlamına gelen çârdeh ma’sum-i pâk veya on dört masum şeklinde bir terim de vardır. Bunlar, Hz. Peygamber, kızı Hz. Fatıma ve isimleri yukarıda geçen on iki imamdan oluşur. İsnâaşeriyye anlayışına göre on dört masum, büyük (ülü’l-azm) peygamberlerde dahil olmak üzere bütün yaratılmışlardan üstündür. Bu mezhep mensuplarının dini hayatında on dört masumu adlarıyla tek tek zikreden dualar önemli bir yer tutar.

KAYNAK: Temel İslam Ansiklopedisi

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın