PEYGAMBERLERİN BEŞER OLUŞU

Allah CC. Risaleti için seçtiği ve bir milletlere gönderdiği peygamberler o milletlerin dilini konuşurlardı. Cahiliye toplumları olayları kavramada ve doğrulama da zorluk çekmekte idiler. Vahyi yalanlıyor doğrulamıyor kendilerini bulundukları toplumların ve atalarının inançlarına inatla sarılmakla hatalarını sürdürüyorlardı.

Allah’ın beşerden birine bir şey vahyetmesi mümkün değildir iddiasında bulunuyorlardı. Kendi yapılarına göre değerlendirme yaparak hataya düşüp Allah’ın sınırsız güç ve kudreti ile neler yapabileceğini bilmiyorlardı.

“Onlar Allah’ı gereği gibi takdir edip tanımadılar. Nitekim “Allah hiçbir insana hiçbir şey indirmedi” dediler. De ki: “Öyleyse Musa’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği kitabı kim indirdi?” Siz onu kağıtlara yazıp (istediğinizi) açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin de, atalarınızın da bilemediğiniz şeyler (Kur’an’da) size öğretilmiştir. (Resulüm!) Sen “Allah” de, sonra onları bırak, daldıkları bataklıkta oyalanadursunlar!” Enam 91

“Kendilerine kurtuluş rehberi (vahiy) geldiğinde insanların inanmalarını, ancak “Allah, peygamber olarak bir beşeri mi gönderdi?” şeklindeki itirazları engellemiştir.” İsra 94

“Şimdi bunlar da kendilerine aralarından bir uyarıcı gelmesine şaşıyorlar ve bu inkarcılar şöyle diyorlar: “Bu adam bir sihirbazdır, tam bir yalancıdır.” sad 4.

Ä°lgili resimKendileri gibi bir beşere vahyi uygun görmediklerini bu olayın insanın vücudunun kaldıra bileceğinin dışında bir durum olduğunu söyleyerek ancak bir meleğe vahiy inmeli diyorlardı.

“Kavminin inkara sapmış ileri gelenleri dediler ki: “Bu adam, içinizde üstün olmak isteyen, sadece sizin gibi sıradan bir insandır. Eğer Allah (elçi göndermek) isteseydi herhalde bir melek gönderirdi. Biz geçmiş atalarımızdan böyle bir şey duymadık.” Müminun 24

“Ona bir melek indirilseydi ya!” dediler. Eğer biz bir melek indirseydik elbette iş bitirilmiş olur, artık kendilerine mühlet verilmezdi.” Enam 8

“Dediler ki: “Bu nasıl peygamber! Yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor. Ona bir melek indirilmeli ve kendisiyle birlikte o melek de uyarıcılık görevi yapmalı değil miydi?” Furkan 7.

Seçilmiş bir insanın peygamber olarak gönderilmesinin hikmetini kavrayamayan dar düşünceler Allah’ın kudretinin sınırsız olduğunu anlayamadılar.

“Allah hareket eden her canlıyı bir sudan yarattı. Bunlardan kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimi de dört ayak üzerinde yol alır. Allah dilediğini yaratıyor, Allah her şeye kadirdir.” Nur 45.

PEYGAMBERLERÄ°N BEŞER OLUŞU ile ilgili görsel sonucuAllah’ın vahiy aslında bir meleği indirmesi gerektiğini söyleyenler bunda da samimi değillerdi samimi olsalardı bu konu hakkında da bilgisizce konuşmazlardı melekler yeryüzünde yaşayıp orada yerleşmezler.

“De ki: “Yeryüzünde yerleşip dolaşan melekler bulunsaydı elbette onlara da peygamber olarak gökten bir melek gönderirdik.”” İsra 95.

Meleğin dünyaya inmesi durumunda insan kılığına girmesi gerekiyordu. İnsanların o şekilde iken meleği tanımasına imkan yoktur. “Şayet peygamberi bir melek kılsaydık muhakkak ki onu (yine) bir adam suretine sokar, onları yine halen içinde bulundukları kuşkuya düşürürdük.” Enam 9.

Cahiller tenkit ettikleri konularda ve istedikleri şeyler hususunda ayetler indikten sonra bile peygamberleri yalamaya devam ettiler. “Bizim huzurumuza çıkarılacaklarını hiç beklemeyenler, “Bize melekler gönderilmesi veya rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?” diyorlar. Gerçek şu ki onlar içlerinde derin bir kibir duygusu besliyor, azgınlıkta sınır tanımıyorlar.” Furkan 22.

Peygamberlerin insanlardan olmaması halinde Hikmet tamamen yok olurdu. Zira peygamber yalnız tebliğ için gelmez. İnsanlarla birlikte olup onlarla yaşayıp onları eğiterek örnek olurlar. “Allah yolunda, gerektiği gibi cihad edin. Sizi O seçti ve size din konusunda hiçbir güçlük yüklemedi; ceddiniz İbrahim’in dininde olduğu gibi. O size hem daha önce hem de bu Kur’an’da “müslümanlar” adını verdi ki peygamber size şahitlik etsin, siz de insanlara şahitlik edesiniz. Haydi namazı kılın, zekatı verin ve Allah’a sımsıkı bağlanın. Sizin mevlanız O’dur. O ne güzel mevladır ve ne iyi yardımcıdır.” Hac 78.

Masaüstü Duvar Kağıtları ile ilgili görsel sonucuOnlar bulundukları toplumlar için örnektirler aynı cinsten ve yapıda, aynı arzuları taşıyan, aynı zaruretleri, giyim, kuşam, yeme içme gibi ihtiyaçları yerine getiren birisiydi peygamberler. Allah’ınbizlere elçi olarak seçip gönderdiği peygamberler bu büyük ve ağır göreve yaraşan bir yapıdadırlar. İnen vahyin ağırlığı sürekli Allah ile olan bağının verdiği hal normal insanların ulaşamayacağı bir durumdur. Peygamberlere verilen bu özelliklere diğer insanlar çalışarak ulaşamazlar. Evet önemli olan husus peygamberlerin bizim gibi birer adem olmasıdır.

“Veya altından bir evin olmalı; ya da göğe çıkmalısın. Bize okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece oraya çıktığına da asla inanmayacağız.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim! Ben sadece bir beşer-peygamberim.” İsra 93.

“De ki: “Ben, yalnızca sizin gibi bir insanım. Şu var ki bana, ilahınızın, sadece bir ilah olduğu vahyolunuyor. Artık her kim rabbine kavuşmayı bekliyorsa dünya ve ahirete yararlı iş yapsın ve rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.” Kehf 110.

Allah cc. İnsanlara yüklediği örneklik peygamberlere ait özelliklerden değildir:

“O halde gücünüz yettiğince Allah’a saygısızlıktan sakının; dinleyin, itaat edin ve kendi iyiliğinize olmak üzere başkaları için harcayın. Kim nefsinin bencilliğinden korunmayı başarırsa işte kurtuluşa erecekler onlardır.” Tegabun 16

“Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz; lehinde olanı da kendi kazandığıdır, aleyhinde olanı da kendi kazandığıdır. Rabbimiz! Unutur veya yanılırsak bizi cezalandırma! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Üstesinden gelemeyeceğimiz şeyleri üzerimize yükleme! Bizi bağışla, ayıplarımızı ört ve bize rahmetinle muamele buyur! Sen bizim sahibimiz ve yardımcımızsın; artık inkârcı topluluğa karşı bize yardım et!” Bakara 286

Allahu Teala insana yüklediği sorumluluklar onu yüklenebileceği ve taşıya bileceği kadardır. Ademin gerçek gücünü bilen Allah ona katlanabileceğinden fazlasını yüklemez. Peygamberlerin gönderildiği  toplumların dilini konuşmalarındaki hikmet’e gayet açıktır. O toplumlara Açık ve net Allah inancını yerleştirmek sapıklık içerisinden çıkarıp tevhidi anlatıp yaşatmaktır.

“İstisnasız her peygamberi kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara açık açık anlatsın; bundan sonra Allah dilediğini sapkınlık içerisinde bırakır, dilediğini de doğru yola iletir. O, güçlüdür, hikmet sahibidir.”İbrahim 4.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir