PEYGAMBERLERİN İSMET SIFATI

Allah cc den tebliğ ettiklerinden dolayı peygamberler masumdurlar. Tebliğ ederken, vahyi uygularken hata etmezler Allah cc onları hatadan korumuştur. Peygamberler vahyin tebliğinde hata etmiş olsalardı gaye gerçekleşmezdi.

İnsanların peygamberlere ve tebliğ ettiklerine karşı güvenleri kalmazdı. Yapılan yanlışlıklar ve hatalar zihinlerde olaya bakışı etkileyecektir.

Müminlerin Allah cc indirdiği hükümlere hassasiyetle uymaları gerekir. Bir hatanın bu yolda oluşması tüm yapının çökmesine sebep olurdu.

Peygamberlerin şahsi davranışlarında veya içtihatlarında yanılmalar olabilir. “Davacıların hikayesi sana ulaştı mı? Bu adamlar mabedin duvarına tırmanıp Davud’un yanına girmişlerdi. Davud onları görünce telaşlanmıştı. “Korkma” dediler, “Birimizin diğerini haksızlık etmekle suçladığı iki davacıyız biz. Aramızda adil bir hüküm ver; doğruluktan sapma, bize de doğru yolu göster. “Şu adam benim kardeşim. Onun doksan dokuz koyunu, benim ise bir tek koyunum var. Buna rağmen ‘Onu da bana ver’ dedi ve bu tartışmada bana baskın çıktı. Davud şöyle dedi: “Senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle doğrusu sana karşı haksızlık etmiştir. Zaten aralarında ortaklık ilişkileri bulunanların çoğu birbirine haksızlık ederler; yalnız iman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapmakta olanlar böyle değildir; ama onlar da o kadar az ki!” Davud kendisini (böyle bir temsil ile) sınadığımızı düşündü. Bunun üzerine rabbinden kendisini bağışlamasını dileyerek secdeye kapandı ve bütünüyle Ona yöneldi.” Sad: 21-24.

Resulullah (S.A.V) Müslüman olmalarını umduğu Ebu Cehil, Amr b. Hişam’la meşgulken gelip ondan Allah kelamı dinlemeyi isteyen ve israr eden İbn Ümmü Mektüm’ü tersleyince inen ayetler de böyle bir olaya işaret ediyor:

“Suratını astı, yüzünü çevirdi.Çünkü ona gözü görmeyen biri gelmişti.Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı. Yahut o öğüt alacak da öğüt kendisine fayda verecekti. Sen ise kendini her şeye yeterli görenle ilgileniyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin! Ama gönlünde Allah korkusu taşıyarak koşup sana gelenle ilgilenmiyorsun!” Abese: 1-10

Bir diğer olayda Peygamber efendimiz sav. Bedirde esirlerle ilgili: Resulullah (S.A.V), Ömer (R.A)’in savaş esnasında düşmanların öldürülmeleriyle ilgili teklifi yerine esir alma fikrini benimseyince vahiy Ömer (RA)’ın görüşünü doğrulayarak şekilde indi: “O yerde gerekli temizliği yapıp hakimiyetini kuruncaya kadar bir peygamberin esirlerinin olması uygun değildir. Siz geçici dünya varlığını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti istiyor; Allah izzet ve hikmet sahibidir. Allah’ın daha önceden yazılmış bir hükmü olmasaydı elde ettiğiniz menfaat sebebiyle size büyük bir azap dokunurdu. Artık aldığınız ganimetten helal ve hoş olarak yiyin, Allah’a itaatsizlikten sakının, Allah son derecede bağışlayıcı ve esirgeyicidir.(Enfàl, 67-69)

İslam ordusu, Bedirde Resulullahın işareti ile stratejik olmayan bir mevki olan kumluk bir araziye konakladı. Müşrikler ise Bedir kuyularını tutmuşlardı. Gece yağan yağmur, hem araziyi pekiştirdi, hem de müslümanların su ihtiyacını giderdi. Bu Allah Teâlâ’nın onlara bir yardımıydı.

Daha sonra, buraları çok iyi tanıyan Habbâb b. Munzir’in teklifiyle ordunun karargahı değiştirilip Bedir köyünün en sonundaki kuyunun yanına geçildi.

peygamber ismet sıfatı ile ilgili görsel sonucu“Hz. Peygamber (asm), aşılama yapan bir topluluğa uğradı. Onlara ‘Siz bunu yapmamış olsanız da (hurma) olur!’buyurdu. (O sene) hurmalar koruk çıkardılar (iyi bir verim alınamadı). Hz. Peygamber (asm), (neden sonra) onlara (tekrar) uğradı ve ‘Hurmalarınız ne durumdadır?’ diye sordu.  Onlar da ‘Şöyle şöyle buyurmuştunuz, (biz de öyle yaptık ve sonuç böyle oldu)’ dediler. (Bunun üzerine Resûlûllah): ‘Siz dünyanızın işini daha iyi bilirsiniz.’ dedi.”(Müslim, Fedail, 141)

Bu ve benzeri olaylar peygamberin ismetlerini lekelemez, bilakis, insan oluşlarını tekid eder. Onlar da beşerdir: şahsi davranış ve ictihadlarında hata edebilirler ama, vahyin tebliğinde masumdurlar, hata edemezler. Bu da onların, örnek alınmalarını kolaylaştırır. Eğer onlar, peygamber oluşlarından sonra, diğer insanlardan farklı bir yapıya sahip olsalardı, örnek alınmaları güçleşir ve insanlar: bu peygamberler, hiç bir şeyde bizim gibi değiller, nasıl uyacağız onlara, derlerdi! Böylece vahiy-peygamberlerin ona uygun davranışlayla dimdik ayakta duran ve böylece kesin itaati gerektiren bir yapıda kalır.

“Batmakta olan yıldıza and olsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmamış ve azmamıştır. O kendiliğinden konuşmamaktadır. Onun konuşması ancak bildirilen bir vahiyledir.” (Necm, 1-4)

“Biz her bir peygamberi, Allah’ın izniyle, ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine kötülük ettiklerinde sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileselerdi, peygamber de onlar için mağfiret dileseydi, elbette Allah’ı ziyadesiyle affedici ve esirgeyici bulurlardı.” Nisa: 64

“Resûlullah’a itaat eden Allah’a itaat etmiş olur, yüz çevirenlere gelince seni onlara bekçi olarak göndermedik.” Nisa:80

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir