Radyestezi’de Kullanılan Çubuk Ve Sarkaçlar

-3-

Çeşitli Radyestezi Çubukları

 
Radyestezi çubuklarının bazen çok şiddetli bir tepki gösterdikleri de olur. Tepkinin şiddetinden çatallı dalın kabuğunun radyestezistin elinde soyulduğu, çubuğun kırıldığı, radyestezistin el ve kollarının büküldüğü, hatta radyestezistin dengesini kaybettiği görülmüştür.
 
Sarkaçlar ise, prensip olarak, bir ipin ya da zincirin ucuna bağlanmış bir ağırlıktan oluşur. Bu gün artık çatallı dalın yerini almış olan ve radyestezistlerin en çok kullandıkları alet olan sarkacın bir çok çeşidi vardır. Ahşap, cam, metal ve taş gibi çeşitli malzemelerden ve hatta cep saati, altın yüzük gibi uygun objelerden de yapılabilir.
 
Sarkaçların biçimi ve ağırlığı da yine radyestezistin arzusuna göre değişir. Ancak, top gibi küresel olanların, diğerlerine nazaran daha dengeli olmalarından ötürü, bir çok avantajları vardır: Örneğin, arazide kullanıldıklarında, rüzgardan diğerleri kadar etkilenmezler.
 
Radyestezist, sarkacın ipini, belirli bir yerden, sağ elinin baş parmağı ile işaret parmağı arasında tutar ve kolunu, yatay olarak serbest bırakır. İpin boyu çok önemli olduğundan, ipin geriye kalan kısmı, boyunun ayarlanabileceği basit bir mekanizmaya (bu, ipin sarıldığı bir çubuk ya da bir makara olabilir) ya da serbest parmaklara sarılabilir. Radyestezist sarkaca hafif bir salınım hareketi verir. Sarkacın boyunun ayarlı olması halinde, salınım hareketi hedef üzerinde, örneğin, dairevi harekete dönüşecek, sarkaç dönmeye başlayacaktır. Bu, sarkacın gösterdiği radyestezik tepkidir. Tepkinin türü, sarkacın malzemesine, hedefe ve radyesteziste göre değişir.
 
Sarkacın boyu denildiğinde, ağırlığın en alt noktasından iki parmağın tuttuğu uca kadar ki uzunluk kastedilmektedir. Boyunun ayarlanması da, sarkacın, belirli bir hedefe hangi boyda radyestezik tepki gösteriyorsa o boya getirilmesi demektir.
 
Bazı durumlarda, örneğin harita radyestezisi’nde, sarkacı hedefin tam üzerinde tutmamız mümkün olamayacağından, bir ‘anten’ kullanmak zorunda kalabiliriz. Böylece, anten, bir endikatör olan sarkacın, hedefi noktalayıcı bir uzantısı şeklinde faaliyet gösterecektir. Serbest kalan sol el ya da gene sol ele alınan ucu sivri bir obje, örneğin; bir kurşun kalem, çorap şişi ya da şapka iğnesi, anten işlevini görebilir. Sarkaç harekete geçirildikten sonra, anten, dikey olarak tutulur ve taranacak objenin ya da haritanın üzerinde gezdirilir. Sarkacın tepki gösterdiği anda antenin belirlenmiş olduğu yerler de böylece noktalanmış olur.
 

Çeşitli Radyestezi Sarkaçları

 
Radyestezik çalışmalar sırasında, aranan maddenin bir örneği, o maddenin bulunmasına yardımcı olsun diye kullanıldığı takdirde, bu örneğe ‘tanık’ denilir. Örneğin; çatal çubuğu tutan ele ya da çubuğun üzerine bir kurşun parçası konulursa, çubuk sadece kurşun damarlarının üzerinde tepki gösterecektir. Aynı şekilde, sarkacı tuttuğumuz sağ elimize böyle bir örnek alırsak, yahut içi boş bir sarkaç kullanıp, örneği bunun içine yerleştirirsek, sarkaç sadece bu örneğin ait olduğu madde üzerinde belirli bir hareket yapacaktır. Tanıkların kullanımına, özellikle radyestezik izleme uygulamalarında başvurulur.
 
Tanıklar gibi renklerin de sarkacı sadece belirli bir maddeye tepki gösterecek şekilde ayarlayıcı etkileri vardır. Tanık kullanımında, bir maddenin neşrettiği ışınımlar kendi cinsinden bir parçanın ışınımları ile nasıl sempatize oluyorsa, aynı şekilde, kendilerine özgü dalga uzunluklarına sahip olan renklerin de, ışınımlarında aynı dalga uzunlukları bulunan maddelerle sempati­ze olacağını düşünebiliriz. Ancak, renkli sarkaçlar kullanmak bir uzmanlık işidir.
Radyestezik çubuklar ile sarkaçların. çok çeşitli türden radyestezik tepkiler gösteren bir çok varyasyonları da vardır.
 
Bazı radyestezistler ise, kendileri ne özgü aletler kullanırlar. Yorkshire’lı (Ingiltere) radyestezist Willie Donaldson, avucuna bir madeni para koyar, bir yeraltı su mecrasının üzerinden geçtiğinde bu para kendiliğinden tersine döner. Ünlü Amerikalı radyestezist Verne Cameron, ‘aurametre’, ‘petrolometre’ gibi bir çok değişik radyestezi aleti geliştirmiştir. Ancak, bütün bu aletlerin çeşitliliği karşısında, radyestezik hassasiyetin radyestezistin kendisinden geldiğini düşünerek, endikatör ne kadar basit olursa, o kadar iyidir diyebiliriz. ..
 
Bazı radyestezistler, hiç bir alet kullanmazlar. Örneğin, 18. yüzyılın ünlü Fransız radyestezisti Bleton, bir su mecrasının mevcudiyeti karşısında, herhangi bir alet kullanmaksızın radyestezik tepki gösterirdi, ki bu tür radyestezistlere ‘Hidroskop’ da denilir. 
 
 
 
Kaynak : Itikad Yalova 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir