Resulullahın Görünüş Ve Yapısı

BİRİNCİ HADİS

Enes b. Malik (R.A.) rivayet ediyor:
«Peygamber Efendimizin, boyları ne aşırı uzun, ne de kısa idi, tenlerinin rengi, kireç gibi beyaz veya esmer olmayıp hafif kırmızılıkla karışık nurani bir beyazlıkta idi, kılları, ne fazla kıvırcık, ne de tam düzdü; Allah Teala ona peygamberliği kırk yaşının başında gönderdi. Mekkede on sene ikamet ettiği gibi Medine’de de on sene ikamet ettiler. Altmış yaşına bastıklarında, Allah Teala, mübarek ruhlarını kabzedip en yüce makama kaldırdı. Ahirete intikal ettiklerinde mübarek saç ve sakallarında ancak yirmi kadar beyaz kıl vardı.»

İKİNCİ HADİS

Enes b.Malik (R.a) Rivayet ediyor:

“Orta boylu idi, uzun veya kısa boylu değildi. Mübarek bedenleri güzeldi. Saçları ne tam kıvırcık ve ne de tam düz olmayıp ikisi ortasında idi. Teninin Rengi Esmerce idi. Yürüdükleri zaman öne doğru  hafifce eğik(tevazu) ile yürürdü.”

ÜÇÜNCÜ HADİS

Ebu ishak rivayet ediyor:
«Berá b. Azib’ten işittim. Rasulullah (S.A.V.)’in vücudunun ve saçının kılları kıvırcık ile düz arasında idi. Boyu uzuna
yakın orta idi, iki omuzlarının arası genişti. Mübarek başlarıdan omuzlarına doğru dökülen saçları kulak memelerine kadar uzanırdı. Üzerinde kırmızı bir elbise vardı. (O Rasul-i Zişan kadar güzeldi ki) ben Ondan daha güzel, herhangi bir şey görmedim».

DÖRDÜNCÜ HADİS

Ali b. Ebi Talib (K.V) rivayet ediyor:
«Nebi Aleyhisselam, kısa veya uzun boylu değildi. El ve ayakları büyükçe idi, başları irice idi. Kemik başları iri ve kuvvetli, göğüsten göbeğe kadar uzanan kılları uzundu. Yürüdükleri zaman sanki yukarıdan aşağıya doğru iniyor gibi önlerine eğik bir vaziyette yürürlerdi. Ondan önce ve sonra, Onun gibisini görmedim».

BEŞİNCİ HADİS

Hasan b. Ali (R.A) rivayet ediyor:
“Dayım Hind b. Ebi Hale’den, Peygamberimizin (S.A.V.) şekil ve şemailinden sordum, o, Peygamberimizin vasıflarını iyi bilirdi. Onu hayalimde canlandırayım, onun ahlakı ile ahlaklanayım, diye dayımdan onu anlatmasını çok isterdim.  O şöyle anlattı:
Resulü Ekrem hazretleri, muhteremdi ve kendisine hürmet edilirdi, Onun yüzü, ayn 14. gecesindeki Bedir hali gibi nurani ve parlak idi. Mübarek boyları orta boydan daha uzun olup ve fakat ince, uzun zayıf kimseler gibi de değildi. Mübarek başları büyükçe idi. Saçları kıvırcık ile düz arasındaydı. Saçları ayrılmaya müsait olduğu zaman iki tarafa ayırırdı. saçlarını uzattıkları zaman uçları iki kulak memesini aşardı.

Yüzleri hafif kırmızı karışığı beyaz ve parlakdı. Alınlarının iki yanı açık  ve genişti. Kaşları yay gibi olup iki uçları göz uçlarına kadar uzardı ve çatık kaşlı olmayıp uçları birbirine çok yakın idi. İki kaşı arasında bir damar vardı ki, o öfke anında kabarır ve ortaya çıkardı.

Burunlarının üst kısmı yüksekçe idi. Burnunu bir nur kaplamıştı. Dikkat etmeden bakan bir kimse onun burun kemiğinin üstü yüksek, ortası düz ve uç kısmı basıkça zannederdi, fakat öyle değildi.

Sakal-1 şerifleri sık ve büyükçe idi. yanakları yumru değil, düz idi. Mübarek ağızları genişti, Ön dişleri seyrekçe ve inci gibi idi. Göğsünden göbeğine kadar ince bir hat gibi kılları vardı.

Boyunları bir resmin boynu gibi gümüş parlaklığında idi. Bütün azaları birbirine mütenasibdi. İrice ve fakat birbirine mütenasibdi. Karınları ile göğüsleri düzce müsavi idi. Göğüsleri ve iki omuzları arası genişdi. Mafsal kemikleri irice idi. Soyundukları vakit, vücutları gayet nurlu ve parlaktı.

Göğüsleri ortasından göbeğine kadar inen ince kıl sanki bir hat meydana getirirdi. İki memesi üzerindeki karnındaki ve göğsünden karnına kadar inen ince hattan başka vücudunun ön kısmında kıl yoktu.

Omuzlarında, kollarında ve göğüslerinin üstünde kıllar vardı. Bilek kemikleri uzun idi. Avuç içleri genişti. El ve ayak parmakları kalın ve büyükçe idi. Parmakları uzunca idi», Veya dayım şöyle dedi: «Elleri, ayakları ve diğer organları mütenasib bir uzunlukta ve kalınlıkta idi. Düz tabanlı değildi. Ayaklarının üstü düz olup bir ve yarık olmadığı için ayağına su döküldüğünde su üzerinde kalmaz etrafa dökülürdü.

Yürürken ayaklarını yüksekçe kaldırırlar, sağ ve sola meyletmeden gidecekleri yöne hafifçe eğilerek yürürlerdi. Ayaklarını yere yumuşakça basarlardı, adımlarını süratle ve uzunca atarlardı. Yürürken sanki yüksek bir yerden iniyor gibi yürürlerdi.

Bir tarafa döndükleri zaman, bütün vücudu ile dönerlerdi. Çoğu zaman gözleri, etrafa değil, önlerine bakardı bakışları, gökyüzüne bakışlarından daha fazla idi. Mubah olan şeylere bakışları göz ucu ile olurdu. Sahabesinin arkasından yürürlerdi. Karşılaştığı kimselerden önce davranarak selam verirlerdi.”

ALTINCI HADİS
Hz. Cabir (R A) rivayet ediyor:
«Ben mehtaplı bir gecede alemlerin baş tacı olan Nebiyi Muhterem Efendimizi gördüm, üzerinde Kırmızı bir elbise vardı. Peygamberimizin parlak yüzü ile ayın yüzünden hangisi daha güzel olduğunu tespit etme gayesiyle önce Allah’ın Resulü’nun yüzüne baktım, daha sonra ayın yüzüne baktım, vallahi bana göre Peygamberimizin o mübarek yüzleri aydan çok daha güzel idi»

YEDİNCİ HADİS
Cabir b. Abdillah (R.A.) rivayet ediyor:
«Peygamber (SAV) buyurdular:-Bana (mirac gecesi) peygamberlik gösterdiler, Musa aleyhisselamı, Şenue kavminden bir kimse gibi zayıflıkla, şişmanlık arasında bir vaziyette
gördüm. Sonra, isa aleyhisselâmı, gördüğüm kimselerden Mes’udü’s Sakafi’nin oğlu Urve’ye benzer vaziyette gördüm. Daha sonra İbrahim aleyhisselamı gördüm ki, içinizde ona en çok
benzeyen sizin arkadaşınız yani -kendini kastetti- daha sonrada, Cebrail Aleyhisselamı gördüm, benim gördüğüm kimselerden Dibyetü’l Kelbi’ye benziyordu»

SEKİZİNCİ HADİS
Saidü’l-Cüreyri rivayet ediyor:
“Ben, Ebu Tufeyl hazretlerinin, benden başka Rasul-i Ekrem hazretlerini gören kimse kalmadı ey Said, Hatemü’l-Enbiya hazretlerinin suretini benden sor, dediğini işittiğimde, o meleklerden de yüce olan peygamberi bana anlat dedim. O da: Rasul-i Ekrem’in cismi saadetleri, gönüllere taht kurmuş bir beyazlıkta ve fevkalade bir güzellikte idi. Boyları ne uzun, ne de kısa, vücutları ne şişman, ne de zayıf olup bütün organları gayet birbirine uygun ve yakışıklı idi».

DOKUZUNCU HADİS
İbn-i Abbas RA) rivayet ediyor:
Rasul-i Kibriya hazretlerinin ikisi üstte, ikisi altta olan dört ön dişleri seyrekçe ve gayet berrak olduğundan konuştukları vakit o dişleri inciler gibi görünüp aralarından nur parıldardı.

HADİSLERİN ÖZETİ
iki cihanın kaynağı olan Peygamberimiz orta boylu, herkes tarafından medh ve sena edilecek kadar büyücek başlı idi, bedenlerinin güzel rengi kırmızıya mâil beyaz ve mübarek burunlarının iki kaşlarının birleştiği tarafı gayet itidal üzere yüksekçe ve mübarek gözleri siyah, kaşlarının arası az aralık ve mübarek sakalının kılları sık ve omuzlarının arası geniş, omuz başları kalın, göğüsleri enli ve elleri ile ayakları kalınca ve saçları düz ile kıvırcık arasında, boyunları saf ve berrak olup her-
hangi taraflarına dönseler bütün vücutlarıyla dönerler ve yürürken sür’atle gidip yokuştan aşağı iner gibi seyr ve hareket ederler idi.
Allah’ın salat ve selamı üzerine olsun. Amin.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir