Resulullahın Koyun Gütmesi

Bismillahirrahmanirrahim

Buhari’nin, Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayetine göre Nebi (a.s.): “Allah’ın gönderdiği hiç bir peygamber yoktur ki koyun gütmüş olmasın..” buyurdu. 

Bunun üzerine ashabı: “(Ya Resulullah) sen de mi?” diye sordular da Resul-i Ekrem: “Evet, ben de Kararit mevkiinde Mekke ehlinin koyunlarını güderdim” buyurdu.”

Rasûlullâh (sav) bir gün:“Allah Teala’nın gönderdiği her peygamber,mutlaka koyun gütmüştür.” buyurdu. Bunun üzerine sahabileri: “−Siz de mi koyun güttünüz, Ya Rasulallah?” diye sordular.

Efendimiz: “Evet, ücret karşılığında Mekkelilerin koyunlarını güderdim.” buyurdu. (Buhârî, İcâre, 2, Enbiyâ, 29; İbn-i Mâce, Ticâret, 5)

Bir başka hadis-i şeriflerinde de şöyle buyurmuşlardır: “Musa (as) peygamber olarak gönderilmişti, kendisi koyun güderdi. Davud (as) peygamber olarak gönderilmişti, O da koyun güderdi. Ben de peygamber olarak gönderildim ve Ecyad’da ailemin koyunlarını güderdim.” (İbn-i Sa’d, I, 126)

Peygamber (sav) Efendimiz amcası Ebu Talip hayattayken belli bir müddet çobanlık yapmıştır. Çobanlık Araplar arasında kolay bir iş olarak görülmez. Ayrıca bütün peygamberlerin çoğunluğu çobanlık yapmıştır. 

Koyun gütmenin hikmeti: 

Hafız İbn Hacer ‘Feth’ul-Bâri’ adlı eserinde, ulemanın bu konuda şunları söylediğini kaydeder: “Peygamberlerin, nübüvvetten önce koyun gütmek suretiyle Allah (c.c.) tarafından ta’lim edilmesindeki hikmet, istikbalde mükellef olacakları, ümmetin işlerini idare ve nübüvvet vazifesini ikameye bir alıştırmadır. Çünkü hayvanlarda bir arada bulunmaları, onlara hilm ve şefkat kazandırır. Zira koyunları idare etmeye, merada dağıldıktan sonra toplamaya, bir otlaktan diğerine taşımaya, yırtıcı ve hırsız gibi düşmanlara karşı müdafaa etmeye sabrettikleri ve az çok değişik olmakla beraber tabiatlarının farklılığını ve merhamete muhtaç olduklarını anladıkları zaman, bütün bunlardan ümmetlerinden gelecek eziyetlere karşı sabretme alışkanlığı kazanır, tabiatlarının değişik ve akıllarının birbirinden farklı olduğunu anlarlar. 

Böylece onların bozulan yönlerini tamir ve zayıflarına merhamet eder, onlarla güzel anlaşırlar. Dolayısıyla bunun meşakkatine katlanmaları, aynı şeyi ilk defa düzenlemiş olmalarından daha kolay olur. Çünkü hayvanları idare etmeleri onlara bu hususta tedrici bir tecrübe kazandırmış olur. Bu husus için koyunun seçilmesinin sebebi ise, bu mübarek hayvanın sâir hayvanlardan daha mûnîs, fitraten daha zayıf ve meradaki hayatı itibariyle deve ve sığırdan daha ziyade dağılmaya meyyal olmasındandır. Üstelik deve ve sığırın bağlanması mümkün iken koyun için böyle bir şey düşünülemez. Diğer taraftan koyunlar, dağınık yaşamaya meyyal olmakla beraber diğer hayvanlardan daha çabuk teslim olurlar, itaat ederler.

Resulullah (a.s.)’ın, ekrem-i mahlukat olduğunu bildiği halde, zatını çobanlıkla tavsif etmesi, Rabbine karşı tevazu göstermesi; ve Rabbinin kendisinden ve kardeşleri olan sair enbiya (a.s.)’nın üzerindeki nimetlerini açıkça ifade etmeye bir işarettir.

2- Rızık elde etme vasıtalarına sarılma:

Rızık elde etme konusunda sebeplere sarılmak ve sebeplere sarılmayı bırakmamaktan bahsetmekte ve bunlardan her birinin yerli yerinde yapılmasının gerektiğini söylemektedirler. İşte Resulullah (a.s.)’in sîreti bu idi. Zira Onun nübüvvetten önceki hayatı, rızık temin etmek için sürekli çalışmakla geçmiştir.

Koyun ve deve gütmekten ticarete ve ortaklığa varıncaya kadar hepsini yapmıştır. Aynı şekilde bu durum nübüvvetinden sonra da bir müddet devam etmiştir.

Nihayet İslami davet, bu tür çalışmalardan ayrı kalmasını gerektirmiştir. O’nun iaşe temini noktasındaki sebepleri terk etmesi de gene en mükemmel bir şekilde olmuştur.

Hayber arazisi fethedilinceye kadar Nebi (a.s.’nin rızık konusunda belli bir kazancı bulunmuyordu. O, zühd, iffet ve tevekküle sarılıyordu. Dolayısıyla Onun hem rızık elde etme vasıtalarına tevessülü hem de bunu terk etmesi hali nübüvvetinin alametlerindendir.

Kaynak: El Esas Fi’s Sünne, Said Havva 

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir Cevap Yazın