Resulullahın veda haccındaki Duası

Resulullahın veda haccındaki Duası

Resulullah efendimiz, Veda haccında, “Veda hutbesini” bitirdikten sonra Bilal- i Habeşi hazretleri, ezan-ı şerifi okudu. Bütün Eshab-ı kiram, huzur ve huşu içinde dinlediler.

Peygamber efendimiz, namazı kıldırdıktan sonra devesine bindi. Cebel-i Rahme’nin dibine varıp kayaları önüne alıp, kıbleye dönerek vakfeye durdu. Herkesin vakfeye durmasını emretti.

Daha sonra:

“Hayır, ancak ahiret hayırdır.” buyurdu.

Mübarek ellerini göğüs hizasında kaldırarak, bütün peygamberlerin yaptığı pek faziletli olan şu duaya başladı. Bizlere, bu şekilde dua etmemiz için işaret buyurmuş oldu:

“Allahü tealadan başka ilah yoktur. O birdir. Eşi ortağı yoktur. Mülk, O’na aittir. Hamd, O’na mahsustur…

Ey Allah’ım!

Kabir azabından, kalbin vesvesesinden, işlerin dağınıklığından sana sığınırım!

Ey Allah’ım!

Rüzgarların getirdiği afetin şerrinden sana sığınırım! Ey Allah’ım, gözümde bir nur, kulağımda bir nur, kalbimde bir nur yarat! Ey Allah’ım, göğsüme genişlik ver, işimi kolaylaştır!

Ey Allah’ım!

Kalbe vesvese veren şeytandan, işlerin karışıklığından, kabir fitnesinin şerrinden, gecenin getirdiği şeylerin şerrinden, gündüzün getirdiği şeylerin şerrinden, korkunç rüzgarların getirdiği afetlerin şerrinden, zamanın nöbet nöbet gelen mihnet ve belalarının şerrinden sana sığınırım!

Ey Allah’ım, sağlığın hastalığa çevrilmesinden, birden bire gelip çatacak azabından ve bütün gazabından sana sığınırım!

Ey Allah’ım!

Beni hidayetine ulaştır. Geçmişimi, geleceğimi bağışla! Ey baş vurulacakların en hayırlısı! Kendisinden istenilenlerin en keremlisi, en çok vereni!

Ey Allah’ım!

Sen, sözümü işitiyor, yerimi görüyor, gizli, açık neyim var ise biliyorsun. İşlerimden hiç biri sana gizli değildir. Ben çaresizim, yoksulum. Senden yardım ve eman diliyorum.

Korkuyorum. Kusurlarımı itiraf ediyorum. Bir çaresiz, senden nasıl isterse, ben de öyle istiyorum. Zelil bir günahkar, sana nasıl yalvarırsa, ben de öyle yalvarıyorum.

Yüce huzurunda boynunu bükmüş, senin için gözlerinden yaşlar boşanan, senin uğrunda bütün varlığını zelil eden, senin için burnunu topraklara sürten bir kulun sana nasıl dua ederse, ben de öyle dua ediyorum!

Ey Rabbim!

Duamı kabul buyurmaktan beni mahrum eyleme. Bana Rauf ve Rahim ol! Ey istenilenlerin en hayırlısı ve verenlerin en keremlisi!..

Ben, sana her an muhtacım. Senin ise, bana hiç ihtiyacın yok. Sen, ancak yaratanım olarak beni bağışlar, affedersin.

Ey duacıların dualarını kabul eden!

Ey ümit bağlananların en üstünü! İslamiyet ve Muhammed (aleyhisselam) üzerindeki himayen hürmetine sana yöneliyorum. Benim bütün suçlarımı bağışla! Beni şu durduğum yerden bütün hacetlerimi yerine getirmiş, dileklerimi ihsan buyurmuş, temennilerimi gerçekleştirmiş olarak döndür!..

Bizler, topluca senin Beyt-i Haram’ına geldik. Şu büyük Meşair’de vakfeye durduk. Şu mübarek yerlerde hazır bulunduk. Ümidimiz, yüce katındaki sevab ve mükafata nail olmaktır. Ümidimizi boşa çıkarma Allah’ım!”

Resulullah efendimiz, bu duadan sonra vakfe yaptı. Akşam üzeri:

“Bugün, dininizi sizin için ikmal eyledim. Üzerinize olan nimetimi tamamladım ve size din olarak İslamiyet’i vermekle razı oldum (Maide suresi: 3) mealindeki ayet-i kerime nazil oldu.

Böylece, İslam dini ikmal bulmuş oldu. Bildirilmemiş, açıklanmamış hiçbir emir, yasak kalmadı. Peygamber efendimiz de vazifesini tamamlamış oldu. Kısa bir müddet sonra da bu fani dünyadan ayrıldı.



50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir