RÜYA VE NEFSİN HALLERİ

Rüya iki çeşittir:

Biri enfüsi, diğeri afaki,

Her ikisi yine kendi özünde ikiye ayrılır.

Enfüsi: Bu rüya nevi, ya iyi huydan veya kötü huydan ileri gelir. İyi huydan hasıl olan rüya, cennet andaki nimetler; hun köşkler, nurani beyaz sahralar, güneş, ay, yıldızlar, bunların benzeri. Şeklinde görünürler. Bunların hepsi kalbin sıfatlarını ilgilendirir.

Bazı şeyler de Mutmainne tabir edilen nefsin hazzıdır ki, bunlar da eti yenen hayvanlar, kuşlardır. Çünkü nefsin cennetteki nimetleri bu neviden olacaktır. Rüyada görülen birçok hayvan, cennetten gelmiştir. Mesela öküz, ziraata yaraması için Adem (AS) gönderildi. Deve de cennetten geldi.

At; büyük ve küçük cihad için aynı şekilde cennetten geldi. Bunların hepsi öbür aleme ait şeylerdir.

Bir Hadis-i Şerifte şöyle buyrulur:“Koyun, cennetin balından; sığır zafiranından; deve nurundan; at reyhanından yaratıldı.”

Katır, mutmainne sıfatının en alt derecesindedir. Rüyasında katır gören, ibadette tembel, nefsi ağır bastığı ve yaptığı işin neticesiz kaldığı anlaşılır. Ancak tevbe edip, iyi iş tutarsa; yaptığı iyiliğinin mükafatını görür.

Merkep cennetin taşından oldu. Âdem (AS) ve zürriyetinin iyiliğine yaratıldı. Dünyada oldukça, ahiret işlerini tedvir için o da bir vasıta kılındı

Rüyada güzel bir gençle konuşur gibi ruhla konuşmak, ilahi tecelliye ermeye delalet eder. Çünkü ilahi tecelli nuruna erip cennete girenler aynı şekilde güzel suretidir. Çünkü Peygamber (SAV) Efendimiz onları tarif ederken:

“Güzel endamlı ve sürmeli.” Buyurur..

Sonra Peygamber (SAV) Efendimiz:

“Rabbımı güzel bir genç suretinde gördüm.” Buyurur. Bazı zatlar, bu tecelliyi şöyle tefsir ederler:

“Çünkü Hak Teâla (CC) ruh aynasında Rububiyet sıfatı ile tecelli etmektedir.”

Buna Tıfl-ı Maani -manalar çocuğu- adı verilir. Çünkü mürebbinin aynası cesettir. Aynı zamanda kulla Rabbı (CC) arasında bir vesile sayılır.

Hz. Ali (KV) der ki:

“Rabbımın terbiyesi olmasaydı; O’na (CC) karşı irfana sahip olmazdım.”

Bir insanın içinde, manevi terbiyenin gelişmesi için, zahirde bir mürebbiye bağlanıp ondan alınan bir telkin gerektir. Bu mürebbiler, Nebiler (AS) ve Velilerdir (RA). Kalbin ve kalıbın lambası yanmaya bunların terbiyesi hâsıl olunca başlar. Onlardan bir başka ruh alınır.

Bir Ayet-i Kerimede şöyle buyrulur:

40.15 – O, dereceleri hakkıyla yükseltendir, Arşın sahibidir. Buluşma günü hakkında (insanları) uyarmak için, iradesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine, kendi indirir.

Dolayısı ile kalbin sağlık bulacağı bu ruhun telkini için bir irşadcı aramak lazımdır.

İmam-ı Gazali (RA) der ki:

“Allah-ü Teâla’nın (CC) güzel bir surette rüyada görülmesi caizdir.” Bu tevile göre yine diyor ki:

“Görülen bir şeyi Allahü Teâla, görenin istidadına göre bir misal olarak hark eder. Görülen o şey, gerçekten zatı ilahi değildir. Çünkü o bu şekilde görünmekten münezzehtir.

Peygamber (SAy) Efendimizin de görülmesi, aynı şekildedir. Onun da (SAV) muhtelif şekilde görülmesi olur. Hepsi görenin istidad ve kabiliyetine göredir, Hazret-i Muhammed’i (SAV) gerçekten kimse göremez. Ancak, ilimde, amelde ve halinde ona tam varis olanlar hariç. Bunlar görür… Çünkü bu zümre her bakımdan ona varistir.”

Müslimin şerhinde denir ki:

Allahü(CC) beşeri ve nurani şekilde rüyada görülse caizdir. Anlatılan kıyas esas olmak üzere her sıfatta tecelli eder. Musa Peygambere de (AS) hünnap ağacından, ateş şeklinde kelam sıfatı ile tecelli etmiştir. 0 tecelli anında kelam sıfatı, Musa Peygambere (AS) şöyle demişti:

20.17 – “Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?”

Musa Peygambere (AS) ateş şeklinde görünen aslında nurdu. Ateş görünmesi onun anlayışına ve talebine göre olmuştur. Çünkü o, ateş aramaya çıkmıştı…

İnsan için, ağaçtan daha alt derece olmaz.. Hal böyle olunca, her bakımdan kalp temizliğine erene gerçek varlığı sıfatlanndan biriyle, Hak tecelli eylese hayret edilir mi? Çünkü o insan, tasfıyeden sonra, hayvani sıfatlan bırakmış tam insan olmuştur. Bu hali bulan birçok velilere aynı tecelli olmıştur. Bunlardan biri de Bayezid-i Bestamitdir. Allah (CC) ona rahmet eylesin…

0 tecelli anında Bayezid-i Bestami (RA) şöyle diyordu:

“Özüm sübhandır. Şanım ne kadar büyük…”

Cüneyd-i Behre (Bağdadi) (RA) ise şöyle diyordu:

“Cübbemin altında, Allah’tan (CC) başkası yoktur.”

Bu makamda birçok, incelik var; onların şerhi burada olmaz. Yapılacak olsa uzar. 0 incelikler bilhassa tasavvuf ehlini ilgilendirir.

Gerek ilahi tecelli için, gerekse Peygamber (SAV) Efendimizin ruhaniyeti ile münasebet için terbiye şarttır. Bu yola ilk giren, ne Allahü (CC) ile, ne de Peygamber (SAV) Efendimizle; kendi başına bir münasebet kurabilir. Bu sebeple bir veli terbiyesini görmesi ilk akla gelendir. Çünkü o veli ile Peygamber (SAV) Efendimiz arasında beşeri bir münasebet vardır.

Peygamber (SAV) Efendimiz hayatta olsaydı, doğruca alınacak O’ndan (SAV) alınırdı, gayrına ihtiyaç kalmazdı. Öbür âleme intikal ettikten sonra, tecerrüd haline geçiyor, bizzat kendisi ile bağ kurulamıyor. İrşada memur veliler de aynıdır. Onlar da bu âlemden göçüp gidince, irşad olacak olmaz. Anlayış ehli isen anla; değilsen, bu anlayışı ara…

Nefsin, zulmani haline, nurla galip gelmek için riyazetle o anlayışı bulmaya tabi ol. Çünkü anlayış nurla olur; zıddı ile olmaz. Nur bezeli düzenli yere gelir, şerefli yere düşer. Müptadi, kendi başına bu hali bulamachğı için, bir veliye mutlaka ihtiyacı vardır.

Hayatta olan Veli’nin, Peygamber (SAV) Efendimizle her bakımdan ilgisi vardır. Tam veraset hali bunu gerektirir. Hayatta olduğu müddet o veraseti ve irşad makamını idare eder. Bu hali taşıyana Peygamberlerden (AS) rehberlik ve kulluk yardımı gelir. Bu yardımla; halk arasında tasavvuf yolunu devam ettirir; anla…

Bundan ötesi derin bir sırdır ki, ehli idrak edebilir. Bu sırn:

63.8 – “Diyorlar ki: eğer Medîneye dönersek herhalde eazz(en azîz,) olan oradan ezell(zelil) olanı çıkaracaktır, hâlbuki izzet, Allahın ve Resulünün ve mü’minlerindir ve lâkin Münafıklar bilmezler.” Ayeti tam ifade eder.

Ruhlann terbiyesi; başlı başına bir iştir. Cismani ruh, bedende terbiye edilir. Ruhani ruhun yeri kalb, sultani ruhun yeri fuad, Kudsi ruhun yeri ise sırdır. Sır, Hakkla (CC) kul arasında bir vasıtadır. Hakk’tan (CC) halka tercüman olur. Çünkü 0, Allah (CC) ehli ve O’nun (CC) mahremi sayılır.

Kötü huyların sonucu olan rüyaya gelince, bu nefsin emmare ve levvame sıfatlannı gösterir. Mülhime de bu makamdadır. Bu sıfatlan taşıyanlar çok kere rüyada yırtıcı hayvanlan görür. Misal olarak, aslanı, kaplanı, kurdu, ayıyı, köpeği, domuzu; ayrıca bunlara benzeyen, tavşanı, tilkiyi, kediyi, yılanı, akrebi ve daha benzeri hayvanlan verebiliriz. Bunlann hepsi zararlıdır, atmak gerek..

Bu hayvanların temsil ettiği bazı vasıflan anlatalım:

Kaplan; kendini beğenmişliği, kibri belirtir. Allah-ü Teâla’ya (CC) karşı büyüklük satmayı anlatır. Allah-ü Teâla (CC) bu vasfı taşıyanlan şöyle anlatır:

7.40 – Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler!  Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.

İnsanlara karşı kibirli olanlar da, aynı cezaya uğrar.

Arslan, böbürlenmeyi ve halka karşı büyüklük satıldığını gösterir.

Ayı, öfkeyi temsil eder; eli altında bulunanlara üstünlük gösterişini anlatır.

Kurt, araştırmadan, helal, haram, şüpheli, ne olursa olsun; ele geçenin yendiğini anlatır.

Köpek, dünya sevgisini anlatır. Dolayısı ile kahra gazaba..

Domuz, çekememezliğe, kinciliğe, hırsa delildir. Şehvet düşkünlüğünü gösterir.

Tavşan, yapılan dünya işlerinde hileciliği, kandıncılığı gösterir.

Tilki de, aynı olup, tavşanda gaflet daha fazladır.

Pars görmek, cahilce bir gayrete sahip olmaya delildir. Aynı zamanda baş olma sevgisine de işarettir.

Kedi, cimriliği, nifakı temsil eder.

Yılan, yalancılığa, dille halka eziyet ettiğine, insanlara karşı düşmanlığa, gıybet yapıldığına işarettir. Anlatılan bu yırtıcı hayvanların gerçek yüzünü, manasını basiret ehli bilir.

Akrep, koğuculuğa, alaycılığa, onu bunu ayıplamaya delildir.

Eşek arısı, dille gizliden insanlara eziyet edildiğine işaret eder.

Bir Hakk (CC) yolcusu, rüyada bu eziyetli mahlûkatla cenk ettiğini, galip gelemediğini görürse; ibadete, zikre devam etsin. Ta, onlara galip gelip, kahre uğratıncaya kadar devam etmeli. Beşeri sıfatlardan kurtulmalı.

Keza, o yırtıcı hayvanları kahredip, tamamen yok ettiğini görürse; hataları bırakmış, kötülük etmiyor demektir. Allahü Teâla (CC) hatalardan dönen kullar için şöyle buyurdu:

47.2 – İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hallerini düzeltmiştir.

Yine bir Hakk (CC) yolcusu o hayvanlar insan şekline girer görürse, hatalarının iyiliğe çevrildiğini anlamalı… Allahu (CC) hatalardan tevbe edenler için şöyle buyurur:

25.70 – Ancak tövbe eden ve iman eden ve salih amel ile amelde bulunan müstesna. Artık Allah onların günahlarını sevaplara tebdil eder ve Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyici bulunmaktadır.

Dolayısı ile bütün eziyetli işlerden kurtulur. Bu kurtulma sonunda, emin olmamak icab eder. Nefis, hata ve isyan canibinden en ufak bir yol bulunca kuvvetlenir, yolcuyu alt eder. Mutmainne halini siler. Bu sebeple Allahü Teâla (CC) kullarına, dünyada oldukları müddet, bütün yasaklardan çekilmeyi emreder.

Rüyada emmare nefsin küffar, levvame nefsin Yahudi, mülhime nefsin Nasara kılığında görüldüğü olur. Aynı şekilde bidatçı kılığında dahi görüldüğü olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir