Sadaka Vermek

27. Sohbet: Sadaka Vermek

Ey cemaat! 

Kıyl-u kâli terk edin. Dünyalık biriktirmeyi ve o hususta birbirinize destek olmayı bırakın. Fakir ve yardıma muhtaçların haklarını ödeyip, geri kalanını da Allah’a Kıyl-u itaat ve ibadet yolunda sarf etmedikçe, dünyalıktan elinizde ne varsa hepsinden hesaba çekileceksiniz. 

Size de, bütün bu mallarınıza da yazıklar olsun! 

Yakınlarınızdan ve komşularınızdan utanmıyor musunuz ki, onlar aç olarak ölüyorlar da, siz onları hiç görmüyorsunuz, onlardan yüz çeviriyorsunuz? Rabbinizin (CC): “O’nun (CC) sizi, ‘üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı’ şeylerden (mallarınızdan) infak edin” (Hadîd / 7) buyruğunu duymadınız mı? Onlar üzerinde sizi “sâdece tasarrufa yetkili” kıldığını bildirdiği halde siz onları kendinize “mülk edindiniz.” Bir sürü harcama kalemi ürettiniz. O (CC) size malınızın tamamını elinizden çıkarmanızı emretmedi; yalnızca, fakirler için onun üzerine belli bir miktar hak koydu. O hak da; zekat, keffâret ve adaklardır. 

Fakirlerin haklarını ödeyin! 

Ailenizin ve akrabalarınızın da haklarını ödeyin. Zekatı da çıkardıktan sonra hayır hasenatta bulunmak: İşte mü’minin ahlâkı! Allah-ü Teâlâ (CC) ile alış-verişte bulunan kazançlı çıkar. En doğru sözü söyleyen Rabbimiz (CC) muhkem (sağlam) Kitabında şöyle buyurmuştur: “Allah (CC) size onun (infakınızın, sadakanızın) devamını nasip eder.”(Sebe / 39)

Ey oğul! 

Elindekinden kalbinle soyun, her şeyinden ayrıl ki, bütün bunların bedeli sana verilsin. 

Yazık sana! 

Halk sana ne zarar, ne de fayda verebilir; yeter ki, kalplerine Allah’tan (CC) bir mühür gelmesin. Halk O’nun (CC) elindedir, onları istediği gibi hareket ettirir. Bazen sana musahhar kılar, emrine verir, bazen musallat eder. O’nun (CC): “Allah’ın (CC) insanlara açtığı rahmeti tutacak, engelleyecek kimse yoktur” (Fâtır / 2 ) buyurduğunu işitmediniz mi? Belâ geldiğinde, onu iman, sabır ve teslimiyet ile karşıla. Zamanı geçip, devri doluncaya kadar ona sabret. 

Ey mürid! 

Belâ okları sebebiyle muradının kapısından kaçma. Sebat göster ki, muradına eresin. Mürid, müptela olduğunda kendisini sabır ve şükür şerbetleri ile tedavi eden, iyileştiren bir üstada, bir tabibe ihtiyaç duyar. Tabip ona bir şeyleri almasını ve bir şeyleri de almamasını söyler. Nefsinden yüz çevirmeyi ve belâyı kabullenmesini emreder. Allah-ü Teâlâ (CC), şeyhi ile yakınlığında sadık ve samimi olan kimseye şeyhini ya hemen ânında, ya da daha sonra yararlı kılar.

Ey acı ve tatlı su arasında duvar koyan Rabbimiz (CC)! 

Bizimle Sana karşı nefret veya hoşnutsuzluk göstermenin arasına duvar koy. Bizimle Senin takdirinle çekişmenin arasına perde koy. Bizimle günahlar, isyanlar arasına rahmetinden bir perde çek. “Bize dünyada da, ahirette de güzellik ver ve cehennem azabından bizi koru.” (Âmin)

 Kaynak: Abdulkadir-i Geylani (Ksa), Cilâü’l-hâtır

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir