Şecaat (Cesaret)

Şecaat (Cesaret)

İslam’ı kabul etmiş bir kimsenin kaba kuvvetle işi olmaz. Yiğitlik, kaba kuvvet ve cesaret sahibi olmakla olmaz. Özü sözü bir, vefalı, nefsine hakim olan cesur kişilerin davranışını ifade eden bir güzel ahlak tavrıdır.

Savaş ve Cihad hakkındaki pek çok ayette şecaat (cesaret) önemine işaret edilmiştir. Ashabın özellikleri anlatılırken fetih suresinde inkarcılara karşı güçlü ve cesur, kendi aralarında merhametli oldukları belirtiler.

Şecaat erdemi, iman ile ilişkili olarak ortaya konulmadığında yanlış bir yola sapabilir. Cahiliye döneminde edinilen alışkanlıklarla mesela; şanının yayılması, ganimet elde etmek gibi düşünce ve niyetle fiiller ortaya koymakla şecaat(Cesaret) yanlışa sapabilir.

“Kim Allah’ın sözü (Tevhid) yücelsin ve hakim olsun diye savaşırsa O Allah yolundadır.” (Buhari, “Tevhid”,28; Müslim, “İmare”,150)

İslami bir liderin olmazsa olmaz özelliklerinden kararlılık gibi bir ilkedir. 

Bir kısım insanlar, müminlere: «Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!» dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve «Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!» dediler.” Al-i İmran /173

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah’ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah’ın lütfu ve ilmi geniştir.” Maide / 54

“O peygamberler ki Allah’ın gönderdiği emirleri duyururlar, Allah’tan korkarlar ve O’ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah (herkese) yeter.” Ahzab / 39

Rasulullah (ﷺ) şöyle buyurmuştur: “İnsanların korkusu, sizden hiçbiriniz için gördüğü, şahit olduğu ve işittiği zaman hak konusunda söz etmeye asla engel olmasın.” (Ahmed, ⅗, 19,53,71; Tirmizi, Fiten, 26; İbn Mace, Fiten,20)

Allah’a inanan ve O’nun iradesi olmadan hiçbir kimsenin kendisine kötülük yapamayacağına inanan ve her türlü davranışında O’nun rızasını arayan müslümanın, hak ve hakikat karşısında korkaklık göstermesi ve dilsiz şeytan kesilmesi , onun imanı ile asla bağdaşmaz. Onun inancına göre, önemli olan Allah (cc) katındaki itibarın artmasıdır. Bu itibarla insanlardan korkmanın bir anlamı yoktur.

İbn Abbas’tan (r.a.) şöyle dediği rivayet olunmuştur:

“Hasbunallahu ve ni’me’l-vekil” (=Allah (c.c.) bize yeter ve o ne güzel vekildir! kelamını Hz, İbrahim (s.a.) (Nemrut’un) ateşine atıldığı sırada söylemiştir. Bir de Hz. Muhammed (s.a.) kendisiyle ashabından bazı kimselere ‘Müşrikler aleyhinizde toplandılar…’ dedikleri ve bu suretle müslümanları korkutmak teşebbüsünde bulundukları zaman bu hareket Müslümanların imanlarını ve iradelerini artırmış ve “Hasbunallahu veni’me’l-vekil” demişlerdi. (Buhari, Tefsir, 3/13)

Buhari’nin ibn Abbâs’tan (r.a.) bir başka rivayeti de şöyledir: “Hz. İbrahim’in (s.a.) ateşe atıldığı zaman söylediği son söz Hasbiyallahu ve ni’me’l vekil’ (= Allah (c.c.) bana yeter ve O ne güzel vekildir!) sözü idi. (Buhari, Tefsir, 3/13.)

 

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın